Özendirilen hayat tarzının tam da ortasında, bütün ezberleri bozacak, ilerleyen süreçte bütün planları altüst edecek olan bir mücadelenin ilk cemresi olacaktı Şule Yüksel Şenler.
Dindar kadın profilinin köylü, eğitimsiz ve cahil olarak yansıtılmak istendiği bir dönemde eğitimli ve çağdaş bir ailenin kızı olarak Şule Yüksel Şenler, kentli, Müslüman ve dindar bir kadın kimliğini oluşturacaktı. Şule Yüksel Şenler, 29 Mayıs 1938 tarihinde Kayseri‘de dünyaya geldi. Babası Hasan Tahsin Bey, Kayseri Sümer Fabrikası‘nda çalışırken, İstanbul‘a tayin edilmesiyle 1944 yılında eşi Mihriban Ümran Hanım ve 6 çocuğuyla birlikte İstanbul‘a yerleşti. Cumhuriyet döneminin önemsizleştirme çabalarına rağmen toplumun kültürel, sanatsal ve siyasi kalbinin attığı İstanbul‘a taşınmak, ilerleyen süreçte Şule Yüksel Şenler için bir dönüm noktası olacaktı. Annesi Mihriban Hanım‘ın ani rahatsızlığı, başarılı giden okul hayatına nokta koymasına sebebiyet verecekti. İlkgençlik yıllarının en güzel zamanlarında, yaşıtlarından farklı olarak koca bir ailenin sorumluluğunu sırtlanmıştı. Böylesine zor bir dönemde eğitim hayatına ara vermek zorunda kalan Şule Yüksel Şenler buna rağmen kendisini geliştirmekten geri kalmamıştır. Yine de bu genç çağında yaşamış olduğu sıkıntılar ileriki süreçte yaşayacak olduğu çalkantılı hayatın sadece habercisiydi.
Evde sürekli okunan kitaplar, erken yaşta gelen mesuliyet Şule Hanım‘da yaşıtlarının çok ötesinde bir fikir zenginliği ve bilinç oluşturmuştu.
Hayatında ki köklü değişim Şule Hanım‘ın yazarlık kariyerine de yansıdı. Mehmet Şevket Eygi‘nin çıkarttığı Yeni İstiklal gazetesine yolladığı "İslam Kadınına Hitap" başlıklı okur mektubu gazeteye manşetten girerek uzun soluklu bir mücadele hayatının da kapılarını açacaktı. O güne kadar söyleyenlerin ötesinde bir kadının İslam ve Kadın üzerine söylediği sözler ziyadesiyle çarpıcı ve etkileyiciydi.
Dindar kadın kimliği yıllar süren buhranın ve bocalamanın ardından nihayet aradığı temsilcisini, aradığı ışığı bulmuştu. Kadın yazar sayısının bir elin parmağını geçmediği bu dönemde inancı uğruna zorlu bir mücadeleye giren Şule Yüksel Şenler‘i Anadolu insanı bağrına basacaktı...
Birbiri ardına sürecek ve Türkiye‘yi bir uçtan bir uca dolaşacak olan konferanslar zorlu bir mücadelenin de başlangıcını oluşturacaktı. Devamında hapislerle geçen bir hayat, zorluklarla sürdürülen mücadele olacaktı. Şule Yüksel Şenler‘in mücadelesi, bu akşam düzenlenecek gecede gösterilecek belgeselde de yer alıyor. Taha Ün‘ün hazırladığı belgesel, "İlk Cemre"nin hayatından yansımaları günümüz kuşaklarına anlatıyor.





