Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan, 11 milyon sigortalı çalışan içinde sadece 800 bininin sendikalı olduğu, bunların da 500 bininin toplu sözleşme hakkı elde ettiğini söyledi.
Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan, ‘‘11 milyon sigortalı çalışanın içinde sadece 800 bininin sendikalı olduğu, bunların da 500 bininin toplu sözleşme hakkı elde ettiği bir Türkiye çalışma hayatı, bize yakışmıyor‘‘ dedi.
Arslan, Çelik-İş Sendikası Kayseri Şubesi‘nde, konfederasyonlarına bağlı sendikaların başkan ve yöneticilerine hitaben yaptığı konuşmada, sendikalaşmanın önünde halen engeller bulunduğunu, ‘‘1980 darbesinin sırtlarına geçirdiği gömleği yırtarak, buralara geldiklerini‘‘ söyledi.
İşçileri Hak-İş‘te birleşmeye çağıran Arslan, şunları kaydetti:
‘‘Sizlerin geleceğini teminat altına alacak bir yapıyı inşa etmeliyiz. Yeni bir küresel sendikal anlayışı birlikte inşa edelim. Bu toprakların çocukları olarak birbirimizle kucaklaşalım. İşverenlerimize de seslenmek istiyorum; sendikasız, kayıt dışı, asgari ücretle çalıştırarak kazandığınızı düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz.
Bence testere gibi olmalıyız. Herkes kazanmalı. Nalıncı keseri gibi sadece kendine yontan, sadece kendi geleceğini ve çıkarlarını düşünen, çalıştırdığı emekçiyi ihmal eden, onu üretimin bir aracı olarak görmeyen anlayış, bilin ki kaybedecektir. Modern dünyada bunun karşılığı yoktur.
11 milyon sigortalı çalışanın içinde sadece 800 bininin sendikalı olduğu, bunların da 500 bininin toplu sözleşme hakkı elde ettiği bir Türkiye çalışma hayatı, bize yakışmıyor.‘‘
Önlerindeki dönemde, kısa vadede Hak-İş‘in bütün iş kollarında sendikasının olması için çabalayacaklarını ifade eden Arslan, şöyle konuştu:
‘‘Önümüzde mevzuat engelleri var, bunları aşmak için mücadele ediyoruz. Yeni sendika yasası, toplu sözleşme, grev ve lokavt yasası, Bakanlar Kurulunun gündeminde. Yılbaşına kadar bu yasanın çıkması gerekiyor. Artık yüzde 10 baraj engelinden, noter şartından kurtulacağız.
Sendikal hakları güvence altına alınmış yeni bir sendikal yapıyı birlikte inşa edeceğiz. Bu konuda büyük bir uzlaşma yakaladık ama adı işçi veya işveren kuruluşu olan bazı kesimler, 30 yıldır olduğu gibi ısrarla bu yasanın çıkmaması için ayak sürüyorlar. Bazıları lobi yapıyor.
Masanın önünde başka, arkasında başka konuşuyorlar. Bazen el sıkışıyoruz, besmeleyi çekip yürüyoruz, arkasından bakıyoruz ki, vazgeçilmiş. Bu zikzaklar 30 yıldır var.
Geçen yıl 26 maddesinin değiştirildiği bu darbe anayasanın artık çöpe atılması gerektiğini bütün aktörler, bütün siyasi partiler, toplumun geniş kesimi bunu seslendirirken, biz 12 Eylül rejiminin ürünü olan sendika yasasının, toplu sözleşme yasasının baskısından hala kurtulamıyoruz.
Bu yasalar hala yürürlükte. Dünyanın hiçbir yerinde olmayan yüzde 10 baraj şartı, noter şartı, sendikalarımızın kasalarını boşaltmıştır.‘‘
Türkiye‘de 28 iş kolunun 20‘sinde tek sendika olduğunu belirten Arslan, ‘‘O sendika tek sendika olmaktan öte, krallık oluşturmuştur. İş kolunda tek sendikayla sendikacılık yapılmıyor. İş kolları rekabete açılamıyor. Yeni sendikaların önünde bir sürü engeller var. Biz bu engellerin hepsini inşallah çöpe atacağız.
Artık Hak-İş‘in her iş kolunda sendikası, Türk sendikal hayatında da rekabet olacak. Rekabetin olduğu yerde hizmet olacak. Hizmetin olduğu yerde de insanlar daha müreffeh yaşayacak. Yeni yasanın ve yeni yasayla gelecek yeni düzenlemelerin hem çalışma hayatına, hem ülkemize hem de dünya sendikal hareketine hayırlar getirmesini diliyoruz‘‘ dedi.





