BURSA - Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu, ‘‘28 Şubat süreciyle yüzleşeceksek, birileri buna ‘rövanş peşinde misiniz?‘ diyor, hayır rövanş peşinde değiliz. ‘Ağaç devrildiği yerden kalksın, milletin geleceğine MGK kararları değil, Milli Eğitim Şura kararları, bilim, eğitim, çağdaşlık yön versin‘ diyoruz‘‘ dedi.
Gündoğdu, Memur-Sen‘e bağlı sendika başkanları ile Memur-Sen Bursa İl Temsilciliği‘nde yapacağı toplantı öncesinde, açıklamalarda bulundu.
Ahmet Gündoğdu, Türkiye‘de bugün, ‘‘vesayeti deşifre etme‘‘ adına Anayasa, eğitim sistemi ve toplu sözleşme yasası alanlarında mücadele verildiğini söyledi.
Anayasa ile eğitim sistemindeki tartışmaların esasında birbiriyle aynı olduğunu dile getiren Gündoğdu, ‘‘İkisinde de soru şu: Devlete göre mi insanı dizayn edelim, insana göre devleti mi? Bu, Anayasa için sorulacak soru. Eğitim sisteminde de çocukların geleceklerine anne babaları mı, devlet mi karar versin? Biz insana göre devleti dizayn edelim ve çocukların geleceklerine anne babaları ve kendileri karar versin diyoruz‘‘ diye konuştu.
Gündoğdu, bu hakların devlete verilmesi durumunda, ‘‘hangi devlet‘‘ sorusuna cevap aranması gerektiğini vurgulayarak, şu görüşleri iletti:
‘‘60 darbesiyle 61 Anayasası‘nı, 80 darbesiyle 82 Anayasası‘nı oluşturan, darbeci, bürokratik, vesayetçi derin devlettir. 28 Şubat sürecinde de eğitim sisteminde katsayı dayatmasını, 8 yıllık kesintisiz eğitimi ve başörtüsü yasağıyla milletin geleceğini karartanlar da yine bir devlet çeşidi adına iş yapmışlardır. Ama bu devlet çeşidi asla Türkiye Cumhuriyeti devleti olmamıştır. Anayasa‘da insan onurunu, insanı merkeze alan, ‘öteki‘ oluşturmayan, vatandaşını tanımlayan değil, tanıyan devleti önemsiyoruz. Eğitim sisteminde de çocukların özgürce onlarca seçenek içinde kendi geleceklerine kendilerinin karar verdiği, seçmeli dersler havuzu ile hayata hazırlandığı, temel beceri eğitimleriyle de kendilerinin alanlarının, fıtratlarının, becerilerinin keşfedildiği bilimsel, bir eğitime geçişi önemsiyoruz.‘‘
Ahmet Gündoğdu, şöyle devam etti:
‘‘Çünkü 28 Şubat süreciyle yüzleşeceksek, birileri buna ‘rövanş peşinde misiniz?‘ diyor, hayır rövanş peşinde değiliz. ‘Ağaç devrildiği yerden kalksın, milletin geleceğine MGK kararları değil, Milli Eğitim Şura kararları, bilim, eğitim, çağdaşlık yön versin‘ diyoruz. Ama dün bu kirli senaryoların piyonları olan, ikna odalarını kuran, kirliliklere ortak olanlar, hala yavuz hırsız misali boy gösterecek ve milletle kavga etmeye devam edecekse, adına rövanş diyorlarsa rövanş olsun, ‘haddini bildirme‘ diyorlarsa haddini bildirme olsun. Çünkü demokrasi, demokrasiyi hazmedemeyenlere had bildirme sanatının da adıdır. 12 Eylül referandumu da bir manada millete, milletin iradesine dönüş, demokrasiyi yeniden yeşertmeye dönüş olduğuna göre, demokrasiyi hazmedemeyenlere haddini bildirmek de demokratik bir mücadelenin, tavrın gereğidir.‘‘
Toplu sözleşmeyle ilgili sürecin biraz uzadığını dile getiren Gündoğdu, şunları kaydetti:
‘‘Kamu çalışanlarının haklarını koruyacak bir statüde çıkmasında ısrarcı olduğumuz için bu süre biraz uzadı. En son Meclis‘e giden tasarıyı, hizmet kolu toplu sözleşmesinin içinde yer almaması, sosyal denge sözleşmesine yer verilmemesi gibi kırmızı çizgilerimiz boyutuyla olumsuz bulduk. Yaptığımız eylemlerle, ‘Böyle olacaksa bir daha masaya oturmanın anlamı yok‘ dedik ve daha sonra Sayın Başbakan‘la da görüştük. Şimdi yeniden bu haklara kavuştuğumuz bir tasarı Meclis‘te oylanıyor. Geç olsun, güç olmasın.‘‘





