Reklamı Kapat

Talebeye ‘hocanı fişle‘ diye liste verildi

Talebeye ‘hocanı fişle‘ diye liste verildi

İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve 28 Şubat döneminin Kırıkkale Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi (İİBF) Dekanı Prof. Dr. Ömer İnan, 28 Şubat sürecinde, bir ay içinde iki kez sicilinin bozulduğunu, bazı öğrencilere ‘hocanı fişle‘ diye liste verildiğini belirterek yaşadıklarını ‘‘hukuk tarihinde görülmemiş bir şey‘‘ olarak nitelendirdi. Prof. Dr. İnan, 1960 ihtilali döneminde çocuk, 1971 yılındaki 12 Mart Muhtırası zamanında öğrenci olduğunu dile getirerek, ‘‘12 Eylül 1980 darbesi, post-modern darbe denilen 28 Şubat ve son olarak 27 Nisan Muhtırası... Yaşım 60, ortalama 12 senede bir darbe gördüm. Bu, demokratik bir ülke açısından utanç verici bir olay‘‘ diye konuştu.

28 Şubat sürecinin acısını çektik

Prof. Dr. İnan, Kırıkkale Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı olduğu döneme denk gelen 28 Şubat sürecinde yaşadıklarını şöyle anlattı: ‘‘Çok net bir şekilde 28 Şubat sürecinin acısını çektik ve ben 49 yaşında emekli olmak zorunda kaldım. Normal sıhhati ve yaşantısı olan bir üniversite hocası, yaş haddinden emekli oluncaya kadar üniversitede kalır. Yeni iş kurarak ayrılanlar vardır ama çok nadirdir.

Bazı hocalar, yaş haddinden emekli olduktan sonra bile üniversiteye devam ederler. Ben de öyle düşünüyordum. Seviyordum çünkü üniversiteyi, ders vermeyi. Fakat 49 yaşında emekli oldum. Niye? Çünkü 28 Şubat süreci buna mal oldu.‘‘ Üniversite Rektörü Prof. Dr. Beşir Atalay‘ın da bu süreçte zorla emekli ettirildiğini dile getiren İnan, şöyle konuştu: ‘‘Bize yüklenen suç ne? İrticai faaliyete biz de alet oluyormuşuz, kadrolaşıyormuşuz. Bize söylenen bu. Ben ne gibi bir irticai faaliyet olduğunu bilmiyorum ama tezgâh nasıl bize yüklendi, anlaşılır bir şey değil.

Bildiğim sırf şudur; inancı olan insanları bir şekilde tasfiye etmek. 28 Şubat süreci esas itibariyle bu. Anadolu insanının ve sermayesinin, belli noktalara gelmesini istemeyen bir kesim var. Bunlar hem sivil, hem asker, hem de gazeteci... Bunlar 28 Şubat sürecinde birlikte hareket ettiler. Bizim önümüzü kesmek için de ‘irtica‘ dediler. İrtica, yeni bir olay değil. Adnan Menderes‘te de Süleyman Demirel‘de de Turgut Özal‘da da vardı. Hepsine ‘irticacı‘ dediler. Demek ki irticayı, önlerini kesmek istedikleri insanlara yakıştırdıkları bir şey olarak kullandılar.‘‘

Hukuk tarihinde görülmemiş bir şey

Prof. Dr. Atalay‘ın ardından ataması yapılan rektörün, sık sık Ankara‘ya gidip geldiğini ve kendisine sürekli ‘‘Başörtülü öğrencilerin işi ne olacak?‘‘ diye sorduğunu dile getiren İnan, rektöre başörtülülerle ilgili Türk hukuk mevzuatında hiçbir yasağın olmadığını söylediğini anlattı. Daha sonraki süreçte Anayasa Mahkemesi‘nin gerekçeli kararının esas alındığını ifade eden İnan,  şöyle konuştu: ‘‘2547 Sayılı Kanun‘un ek 17. maddesi çıktı. Bu madde, ‘Mevcut kanunlara aykırı olmamak şartıyla üniversitelerde kılık kıyafet serbesttir‘ diyor. Bu kanun, halen yürürlükte. Bunu, Anayasa Mahkemesi‘ne götürdüler.

Anayasa Mahkemesi bunu iptal etmedi ama gerekçeli kararında bu başörtüsü aleyhine bir şeyler yazdı. İşte onu karşımıza çıkardılar devamlı. Bu hukuki bir şey değil ki. Kanun değil, tüzük değil, yönetmelik değil. Bunu uygulamayınca rektör zulme başladı. Rektör, bir ay arayla benim 2 defa sicilimi bozdu. Bu hukuk tarihinde görülmemiş bir şey. Gerekçesi şu; ‘Atatürk ilke ve inkılâplarına aykırı hareket etmek‘. Ne yaptım peki? Başörtülü öğrencilerin derse girmesini gösteriyor örnek olarak. Başörtülü öğrenciler hakkında soruşturma açtırmaya çalışıyorlar. Kendileri açıyorlar, beni soruşturmacı tayin ediyorlar.‘‘ Elinde liste olan bir öğrencinin bir gün yanına gelerek, bazı akademisyenlerle ilgili bilgi almak istediğini anlatan İnan, yaşadığı olayı şöyle anlattı: ‘‘Yanıma gelen öğrencinin, dekanlığını yaptığım fakülte haricindeki diğer fakültelerde görev yapan öğretim elemanlarının ve idari elemanların listesi vardı elinde.

İsimlerin karşısında ‘H‘ ve ‘S‘ harfleri vardı. Öğrenciye listenin ne olduğunu sorduğumda ‘Bunu bana JİTEM‘deki yüzbaşı verdi, kalanları ‘kim, nedir?‘ tamamla dedi‘ diye anlattı. Bunun üzerine talebeyi azarladım, ağladı. Yanlış bir şey yapmamak için yanıma geldiğini söyledi. Bir süre sonra JİTEM komutanı geldi, randevu istedi. Kendisiyle görüşecek bir konunun olmadığını ilettim. Bir talebeye liste veriyor ‘hocanı fişle‘ diyor. O çocuk hocasını sevmiyorsa, aleyhine neler yazar. İşi bu kadar laçkalaştırdılar.‘‘

26 Nis 2012 - 00:05 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?