Bugün bir kitap ve filmden arta kalanlardan bahsedeceğiz. En popüler kitapla en popüler filmin izlerin üstünden geçerek, gölgede kalan yönlerini izhar etmeye çalışacağız. Daha yazının başında, mezkur filmden ve kitaptan daha önce bol bol bahsedildiği için sıradan bir yazı olarak düşünmeyiniz. Çünkü bize göre çok önemli noktalar gizli kaldığı için, yapılan yorumlar biraz havada kalmakta. Hele hele diziyi ve filmi seyretmeden, kitabı okumadan yorum yapanları hiç kaale almayın.Söze Metal Fırtına adlı kitapla girelim. 2005 yılı boyunca gündemi ciddi manada sarsan bir eserdi. Üstüne çok konuşuldu. Genelde herkes tek bir noktaya odaklandı. Türk Silahlı Kuvvetleri zayıflatılmak mı isteniyor? Tarihi milattan önceki devirlere dayanan bir organizasyon ve geleneğin temsilcisi olan bir ordu, aleyhinde gibi gözüken bir kitapla zayıflatılabilir miydi? Yıllarca Türk ordusunun kahramanlıklarıyla büyümüş (ki gerçekten kahramandır) bir millet için, ilk defa, yazarı Türk olan bir kitap tarafından Türk askerinin Amerikan askerine karşı mağlup edilmesi alışılagelmiş bir durum değil. Dünyada her ordu yenilebilir. Ama Türk ordusu asla... Bu inanıştan dolayı, kitabın hikayesindeki ağır hezimet nedeniyle ortaya çıkan tepkiler, verilmek istenen asıl mesajı gölgede bıraktı, diye düşünüyorum. Kitabı ben de okudum. Vakti zamanında, hakkında lehte ve aleyhte birçok yazı çıktığı için yazmama ancak bu güne kadar engel olabildim. Metal Fırtına bana edebi bir tat vermedi. Kelimeler havada gibi. Olay örgüsü çok basit. Birçok uzman bu kitabın aslında ABD li Pentagon subayı tarafından kaleme alındığını, cümle kalıplarının bile İngilizce olduğunu iddia etmekte. Yazarın ABD ordusunu çok iyi bildiğini ama Türk ordusu hakkında hatalı bilgilerle donanmış olduğunu ifade ediyorlar. Örneğin kitabın en başında ABD askerleri Kuzey Irak taki Türk deniz piyadelerine saldırarak savaşı başlatıyorlar. Oysa Türk ordusunda böyle bir yapılanma yok. Yani deniz piyadeleri asla kara harekatına çıkmaz. Olsa olsa ABD ordusunun deniz piyadeleriyle karıştırılmıştır. Mesela, Vaşington da nükleer bomba patlatan Türk istihbaratçının yaptığı işin "Müslümanlar teröristtir" tezini desteklediğini, ABD ordusunu hiçbir gücün yenemeyeceğini, bir hafta içinde bütün ordumuzun çökertilebileceği mesajını veriyor diye aleyhinde yorumlar bulmak mümkün. Bu kitabın psikolojik harp unsuru olduğunu da vurgulamadan edemiyorlar. Her şeyin ötesinde bu kitabın yazarlarını tebrik etmek gerekir. Kitap hakkında söylenenler doğru da olabilir. Ben kitabı bitirdiğimde tek bir şey düşündüm. Metal Fırtına insanların aklına tek bir düşünceyi kazımayı başardı. Her ne kadar stratejik müttefikimiz de olsa, kendi menfaatleri söz konusu olduğunda Amerika Türkiye ye saldırabilir. İleriki bir tarihte (pek muhtemeldir ki) ABD Türkiye yle savaşa girebilir. Bu çok önemli bir noktadır. Büyük stratejistlerimiz ve büyük düşünürlerimiz ABD nin ülkemize saldırma ihtimalinin olmadığını ispata çalışadursunlar, Türk halkı ABD yi artık müttefik olarak görmüyor. Bu konuya dikkatimiz yoğunlaştırmamız lazım.İkinci olarak Kurtlar Vadisi dizisi ve filminin sonuçlarına dikkatinizi çekmek istiyorum. Dizi daha oynamaya başladığı ilk günden itibaren hakkındaki eleştirilere muhatap kaldı. Çocuklara kötü örnek olduğu ve aşırı derecede şiddet unsuru içerdiği yönündeki eleştiriler, Türk halkının ailesiyle beraber bu diziyi izlemesini engelleyemedi. Diziyi izleyen gençlerin kahramanlara özenerek birer suç makinesi haline geldiğini iddia edenler oldu. Nedense bu aklı evvellerden cinsellik ve şiddetle iç içe geçmiş Holivıd filmlerine bir kez olsun aynı eleştirileri yönelttiklerini hatırlamıyorum. Rambo bir dünya insanı öldürünce kötü olmadı, Polat birkaç kişiyi kesince dizi bir anda sakıncalı oluverdi. Bu yazdıklarımdan dizide olan biten her şeyi savunduğum anlaşılmasın. Eleştirirken bile vurun abalıya mantığında olmamamız gerekiyor. Kurtlar Vadisi projesinin sıradan Türk insanına kattıklarını da gözden kaçırmamak gerekli.Bu dizi gösterime girmeden önce hiç birimiz mafyanın nasıl çalıştığını, nasıl organize olduğunu, hangi kaynaklardan beslendiğini, masonların yönetime etkisini, derin devlet denen şeyin ne olduğunu, işadamı ve bürokrat kisvesindeki insanların nasıl bu devletin altını oyduğunu, kapalı kapılar ardında nelerin olup bittiğini bilmiyorduk. Hepimiz bir şeyleri hissediyorduk, ortada bir dolap dönüyordu. Ama perdenin gerisine vakıf değildik. Artık kahvede oturan, siyasetle politikayla ilgilenmeyen sıradan bir insan bile derin devletin nasıl işlediğinin farkına vardı. Hem de yediden yetmişe herkes. Bir yerde bir olay olsa, bomba patlasa hiç kimse haberlerde geçtiği şekline inanmıyor. Bakalım altından ne çıkacak diye şüpheyle yaklaşıyorlar her şeye. Hepsi bir yana, sistem nasıl çalışıyor, biliyoruz artık. Olan biteni anlamak, şimdi çok daha kolay. Sırf bu nedenden dolayı emeği geçenleri tebrik etmek lazım?

Muhabir: Haber Merkezi