Reklamı Kapat

Anzaklar nasıl kandırıldı (1)

Anzaklar nasıl kandırıldı? (1)

Ekrem ŞAMA

ANZAK NE DEMEKTİR?

ANZAK (ANZAC) Çanakkale Savaşlarında, İngiliz sömürgesi olan Avustralya ile Yeni Zelanda?dan toplanarak getirilmiş askerlere verilen isimdir. ingilizce Australian and New Zeland Army Corps kelimelerinin baş harflerinden oluşmuştur. 1.Dünya savaşı ve Çanakkale?de Osmanlı ile savaştırmak için getirilen orduların içinde İngiliz ve Fransız askerlerinin yanında, bu iki devletin sömürgeleri olan Müslüman ve Hıristiyan ülkelerinden getirilmiş askerler de mevcuttu. Mehmet Akif?in: Kimi Hindu, kimi yamyam, kimi bilmem ne bela!

Dediği bu askerler dünyanın hemen hemen bütün bölgelerinden derlenerek getirilmişti.

ANZAKLAR NASIL KANDIRILDI?

1.Dünya savaşında İngiliz ve Fransızlar; Avustralya, Yeni Zelanda, Hindistan, Nepal, Afganistan, Afrika, Kanada ve diğer bölgelerden gençleri toplayıp, eğitip savaş alanlarında kendi menfaatleri için kullanıyorlardı.

Ancak hemen belirtmemiz gerekirse, ?Gönüllüler Orduları? adı altında topladıkları bu gençlere ve ailelerine karşı çeşitli hileler kullanarak, onlara doğruyu söylemiyor, yalan ve şantajlarla kandırıyorlardı.

Haberleşme tekniklerinin son derece ilkel olması, insanların kültür seviyelerinin de henüz çok gelişmemiş bulunması, bu tür hilelerin ve asılsız propagandaların kullanılmasını çok kolaylaştırıyordu.  ANZAK?lara şu yalanları söylüyorlardı:  ?Barbar Türklere dersini vermeye gidiyoruz. Medeniyet nedir, insanlık nedir bilmeyen, Hırıstiyanlığın ve Hristiyanların can düşmanı, Türklere haddini bildireceğiz. Türkler son derece korkak insanlardır. Sizi daha, uzaktan gördüklerinde kaçacak delik arayacaklardır. Türklerle savaşmaya gidiyoruz, ama bunun bir tatilden farkı olmayacaktır? Efsane şehir İstanbul?a gidiyoruz.  Türk kızları ile tatlı maceralar yaşayacaksınız. Hayatınızda unutamayacağınız tatlı maceralar? Böylece hem Hıristiyanlığı kurtaracağız, hem de sizlere güzel ve macera dolu bir tatil yaşatmış olacağız.  Haydi gençler askere? Anavatanınızın sizlere şimdi ihtiyacı var.? Bu tür yalanları, hem gençlere birebir, hem çeşitli afişler vasıtalarıyla, hem de basın yoluyla halka ulaştırıyorlardı. Ayrıca gönüllü yazılanlara İngiltere?de basılmış paralardan tomar tomar  veriliyordu. Yalnız İngiliz hilesine bakın ki, bu paraların üstüne çok küçük harflerle ?Bu para yalnız İstanbul?da geçerlidir? ifadesi de yazılıyordu. Böylece bu paraların başka yerde kullanılmasını engellemiş oluyorlardı. Yine kendilerine, açık çekler de kesiliyor, maddi olarak gözleri doyuruluyordu.

MISIR?DA EĞİTİM GÖRDÜLER

Avustralya ve Yeni Zelanda?dan alınan ANZAK?lar Mısır?a getirilip askeri eğitimden geçirildiler. Kafalarına yerleştirilen ?Korkak Türk? imajı burada daha çok pekişti. Çünkü 15 Ocak 1915?de bir maceradan öte geçmeyen Cemal Paşa?nın Süveyş Kanalı saldırısı, Osmanlı açısından ağır zayiatlarla ve yenilgi ile sonuçlanmıştı.  Buna şahit olan ANZAK?lar askerlerimize ?Korkak Abdül? ismini takmışlardı.

25 NİSAN 1915?DE ÇANAKKALE?YE GELDİLER

Korkak Türk imajına iyice inanmış olduklarından, çıkarmaya getirilirlerken tatile gittiklerini düşünüyorlardı.

Bu gençler İstanbul ve Türk kızları hedefi ile o kadar kandırılmıştı ki, cepheye getirildikleri gemilerin her tarafına ?İstanbul?a ve haremlere hücum!? ve benzeri slogan cümleleri yazmışlardı.

Arıburnu civarında, bugün Anzak Koyu denilen yere çıktıklarında şaşkına uğradılar. Tatil hayalleri birden bire kanlı sahnelere yerini bıraktı. Sağ kalanlar arkadaşlarının öldürüldüğünü ya da yaralandıklarını gördükçe kahroluyorlardı. Savaşın ne kadar kötü bir şey olduğunu ve Osmanlının hiç de korkak olmadığını, yaman savaşçılar olduğunu düşünmeye başladılar. Ama vahşilik, yamyamlık medeniyetsizlik gibi kanaatleri daha bir müddet devam etmiştir.

ŞAFAK AYİNLERİ

Anzak?lar her yıl dedelerinin çıkarma yaptığı yer olan Anzak Koyu?na gelirler, 25 Nisan şafak vakti anma törenleri düzenlerler. Buna ?Şafak Ayini? adını verirler. Bunu milli bir gelenek haline getirmişlerdir. Doğrusu ya, gerek konakladıkları şehirlerde, gerekse şehitlik kenarlarında Müslüman olan bizim milletimizin tasvip etmeyeceği şekilde içkili ve müstehçen eğlenceler düzenleyerek ülkelerindeki gelenekleri buraya da taşırlar. Yetkililerimizin turizm gelirleri adına bu tür rezilliklere müsaade etmemelri gerekir. Hele hele şehitliklerde bu işlerin yapılması son derece yanlıştır.  Çünkü Gelibolu Yarımadası?nın her yerinde şehitlerimizin kanları ve kemikleri bulunmaktadır. Ayrıca Şafak Ayinleri?ne devletçe protokol olarak katılmak ne derece doğrudur? Ülkemizi istila için gelmiş bulunan ve Mehmetçiklerimizi şehit etmiş olan bu yabancıların o yaptıklarının yerinde olduğunu kabul ettiğimiz anlamı çıkmaz mi? Geçtiğimiz yıllarda Başbakanlık ve Eşleri seviyesinde Şafak Ayini?nde temsil edilmiş olmamızı kabul etmekte zorlanıyoruz.

MÜSLÜMANLARA YAPILAN HİLE VE ŞANTAJ

Müslüman askerlerin ?Cihad Fetvası?na rağmen Çanakkale`de düşman saflarında savaşa katılmalarından dolayı, ?Müslümanlar bizi arkadan hançerledi.? gibi incitici ifadeler kullanılmaktadır. Elbette bazı Müslüman askerlerin paraya tamah ederek cepheye geldiği de bir gerçektir, ama bunu genel bir hüküm olarak ifade etmek doğru değildir. Bunlardan bir çoğunun değişik hile, yalan ve şiddet uygulamaları ile, hatta şantajlarla cepheye getirilmiş olduğunu görüyoruz.

Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy`un editörü olduğu ?Sebilürreşad? mecmuasında, 1920 yılında yayınlanmış bulunan, kendisine ait bir yazıda, Almanya?da bulunduğu yıllarda Tunuslu bir esirin ifadelerini aktarıyor:

?Benimle beraber Almanya?da bulunsaydınız da İngilizlerle Fransızların; Hind, Cezair, Tunus, Fas diyarından, Rus Çarının da Sibirya ovalarından, Volga sahillerinden, Kafkasya dağlarından kırbaçlarla, süngülerle toplayıp sevk ettikleri din kardeşlerimizin halini görseydiniz!

Ben bu zavallıları gördüm. Kendileriyle konuştum, görüştüm. Doğrusu ya ömrümde o kadar acıklı manzaraya tesadüf etmemiştim.. Diyorlardı ki: `Evvela bizi iğfal ettiler: Sizin Halifenizle müttefikiz, onun düşmanı olan Almanlarla harb ediyoruz. O halde sizin de halifenize yardım etmeniz dinen borcunuzdur, dediler? Sonra hakikat meydana çıkınca cebre, şiddete müracaat ettiler. Askere gitmek istemeyenlerin anasını babasını, hapisler ve işkenceler altında inlettiler. Evini barkını yaktılar. Bundan başka şayet muharebede kanımızın son damlasını dökmeyecek olursak, ailelerimizi perişan edeceklerini tekrar tekrar söylediler. Bizim memleketimizdeki analarımız, babalarımız, çocuklarımız bugün o kafirlerin elinde rehindir. Artık ne halde olduklarını Allah?tan başka kimse bilmez.

Bizi daima en ön saflara veriyorlar. Önümüzde Almanların cehennemler yağdıran topları, arkada İngilizlerin, Fransızların ateşleri bulunuyor. Ne ilerlemeye imkan var, ne de geri dönmeye takat! Hele bu cehenneme niçin girdiğimizi düşündükçe beynimiz tutuşuyordu.? Biçare Tunuslunun ağlaya ağlaya söylediği bu sözler, aradan beş altı sene geçmişken hala yüreğimin en hassas, en rakik damarlarını inletip durmaktadır.? İnsanın kanını donduran bu gerçekleri okudukça, Çanakkale Savaşı?nın nasıl bir hileler ve desiseler savaşı olduğunu, düşmanın, iki tarafı da kesen kılıçlarla nasıl Müslümanları yok etmiş olduklarını daha iyi anlıyoruz.

GERÇEĞİ ANLADIKLARINDA ARTIK ÇOK GEÇTİ

Anzaklar ve karşımıza getirilen Müslüman askerler cepheye gelip savaşmaya başlayınca nasıl kandırıldıklarını, İngiliz ve Fransızların kendilerini nasıl bir tuzağa düşürdüklerini anladılar. Anladılar ama artık savaşmak zorundaydılar. Çünkü can pazarına düşmüşlerdi. Ya ölecek, ya öldüreceklerdi.  Artık geri dönüş yoktu.

Onların kanı da Gelibolu toprağını sulayacaktı.

BUGÜN DE AYNI REZİL PROPAGANDALAR

Müslümanlar hakkında Anzaklara nasıl yalan söylemiş, onları aldatmış ve savaş için cepheye getirmişlerse, aynı Haçlı kafası bugün de dünyanın gözünün içine baka baka benzer yalan ve iftiralarla Müslümanlara karşı kanlı bir savaş yürütmektedirler. Hele hele düzmece 11 Eylül 2001 İkiz Kuleler olayından sonra İslamı terör dini, Müslümanları da azılı birer terörist olarak niteleyip hedef göstermektedirler. Asıl maksatları sömürge emellerini tatmin etmek olan Haçlılar böyle yalan ve iftiralarla yeni Haçlı seferlerini başlatmışlar, kendileri gibi inanmayanları da düşman ilan etmişlerdir. Bu gayeye ulaşmak için bütün iletişim araçları ve ikna metodlarını kullanmaktadırlar.

Ne diyelim, bunlar hiç değişmediler, değişmeyecekler gibi görünüyor.

ANZAK MEZAR VE ABİDELERİ

İngiliz Fransız ve Anzak?lara mezar ve abide yapımı için Lozan anlaşması gereği tahsis ettiğimiz yerlerin bu gün idaresine de katılmak istemeleri yenilir yutulur bir talep değildir.

Bu tür taleplerin şahsiyetli bir dış polika gereği şiddetle redddilmesi gerekirken, bakalım, edelim, değerlendirelim, türünden cevaplar onları cesaretlendirmektedir. İleride bu yerlerin tapusunu bile istemek derecesine gelebileceklerini görmek gerekir.

Kendi vatan toprağımızda egemence tasarruf hakkımızı kesinlikle kimseyle paylaşmamalıyız.

24 Nis 2013 - 22:00 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?