Çocuk dünyaya geldiğinde anneye bağımlıdır. Hayatını ancak annenin yardımıyla sürdürebilir.
Ancak, ilk adımlar, ilk sözcükler ve ardından gelen ayakta kalma mücadelesi çocuğun yavaş yavaş kendi işini görmesini sağlar. Mesela iki yaşında bir çocuk döke döke de olsa kendi yemeğini yemek ve anneye bağımlı kalmaktan kurtulmak ister. Bu dönem yine tuvalet eğitimini edinerek, erişkin davranışlarını yavaş yavaş kanıksar. Hayat zorlu bir yürüyüştür çocuk için. O bu zorlu yürüyüşün içinde, ilk sözcüklerini söyleyerek çevresine uyum sağlamaya çalışır. Ardından, ilk adımlarını atar, ilk kaşığı tutar, ilk oyuncağını düşürdüğü yerden alır... Bütün bunlar onun dünyasında büyük birer keşiftir. Çocuk adım adım izlediği yetişkin davranışlarını yavaş yavaş yapmaya ve erişkin dünyasına uyum sağlamaya çalışır.
Çocuğun gelişimiyle ilgili yaklaşımlar ise farklı yorumlara tabi tutulmuştur. Mesala " dört aylık bir bebek annesi odayı terk ettiğinde arkasından ağlamazken, bir yaşındaki çocuk ağlar. Bilişselciler bunu, "dört aylık bir bebek, bir objenin gözden kaybolduktan sonra da var olacağı gerçeğini anlama gücüne sahip değildir" şeklinde açıklıyorlar. (Çocuk gelişimi, Dr. Gülten Ülgen, Emel Fidan, MEB, 1987 s, 61) Oysa bir yaşındaki bir çocuk, bir objenin göz önünden ayrıldığı halde başka bir yerde varolduğu gerçeğini anlar. Yine bilişselcilere göre, her bireyin doğuştan bir zihinsel kapasitesi vardır. Bununla beraber bu zihinsel kapasiteyi harekete geçiren, geliştiren bir dış dünya da vardır. Çocuk doğuştan getirdiği yeteneklerini dış dünyada karşılaştığı uyaranlarla işler ve hayata uyum sağlar.
Özgürlüğün ilk basamağı
3 yaşındaki bir çocuk kendi oyunlarını kurabilir, oyunlar aracılığıyla duygularını ifade edebilir. Bununla beraber, yiyeceklerini ve giysilerini kendi tercih edebilir bu konuda fikrini söyleyebilir. Bu dönem, anaokuluna başlayan bir çocuk artık kendi yaşamına devam etmekte, büyüklerin desteğini uzaktan alarak bu süreci atlatmaya çalışmaktadır. İnsan yavrusu, ilk konuşmaya başladığı andan itibaren, kendi tercihlerini ortaya koyabilmektedir. Mesala iki yaşında bir çocuğa, dondurma almak istediğinizde o, "hayır ben çikolata istiyorum" diyerek kendi tercihini belirtmektedir. Çocuk yaşamının ilk yıllarından itibaren hayatta kalma mücadelesi vermektedir. Gelişim süresince hayatındaki her şey, bu uyum sürecinin bir parçasıdır. Mesela, bebek, henüz oturmaya yeni başladığı günlerde, elini uzatarak, yakınındaki, oyuncağa ulaşmak ister. Bu erişkin bir insanın büyükçe bir çukura atlayarak karşıya geçebilmesi kadar yorucu bir mücadele gerektirir. Bebek bu mücadeleyi vererek oyuncağa ulaştığında büyük bir iş başarmıştır...
Her adım hayata atılan bir imzadır
Çocuk yürümek için büyük bir gayret sarf eder. Bu onun için pek de kolay olmaz. Atılan her adım, yapılan her hamle hayata atılan bir adımdır. Bebek tutunduğu yaşam merdiveninde ilk adımları atarak, yavaş yavaş yukarı doğru tırmanmaktadır. İlk adımlar, ilk sözcükler, ilk oyunlar, erişkin bir insanın iç dünyasında var olan yaşamsal izdüşümlerdir. Hiç birimiz hayata erişkin davranışlarıyla başlamadık. Hiç birimiz doğduğumuzda, konuşmayı, yürümeyi, okumayı, meslek edinmeyi, insanlarla iletişim kurmayı alış veriş yapmayı ve sevmeyi bilmiyorduk. Fakat, yeteneklerimizi geliştirerek hayata uyum sağladık. Her birimiz bir gelişim sürecinden geçtik. Hata yaptık, zorlandık, kimi zaman ağladık kimi zaman neşelendik ama yürüdüğümüz yoldan dönmedik. Ama nedense çocuklarımızla ilişkilerimizde bunları unutur ve onlardan kusursuz olmalarını bekleriz. Mesala çocukken, kırdığımız bardağı unutur, bardağı kıran çocuğa acımasızca vurur ve onu cezalandırırız. Gençlik yıllarında yaptığımız hataları aklımıza bile getirmez ve çocuklarımızı acımasızca eleştiririz. İnsanoğlu unutan unuttuğunun da farkına varmayan bir varlıktır. Sadece insanlarla ilişkilerinde değil, Yaratıcıya karşı sorumluluklarında da kul olma, insan olma ahdini unutmakta ve daha da vahim duruma düşmektedir. Bireyin yaşamında, dışa açılma dış dünya ile bağlantı kurma anlamında iki önemli süreçten sözedebiliriz. Bunlardan biri insan yavrusunun konuşmaya ve oyunlarla yaşamın kurallarını öğrenmeye başladığı 3,5 yaşlardır. Bu dönem çocuk yavaş yavaş anneden bağımsız hareket etmeye yürümeye ve çevreyi incelemeye başlar. Anne bu süreçte onu desteklediğinde çocuk dünyayı daha rahat tanır ve kendine güvenir. Diğeri ergenlik dönemiyle birlikte gencin dış dünyaya açılma ve topluma adapta olma sürecidir. Her iki durumda da aile çocuğu desteklemeli ve ona yardımcı olmalıdır.





