Haçlı zihniyetine sahip olanların adı, ülkesi fark etmiyor. Bu gerçek Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı öncesi ve sonrası sergilenen tavır sebebiyle net bir şekilde görüldü. Olayları sadece seyretmekle yetinmeyip yaşananların öncesini ve benzer örnekleri birlikte düşünüp değerlendirmek gerekiyor. Böyle olursa her musibetten bir ders çıkarmak mümkün olacaktır. Yoksa sadece uluslararası haber ajansları ve istihbarat örgütlerinin toplumları uyutmaya yönelik verdiği haberleri önü v e arkası hatırlanmadan kabul etmek, farkına varmadan insanlığın büyük bir bölümünü sömürgecilere hizmet etme noktasına sürüklüyor.
Kısacası uluslararası ilişkiler konusunda söylenen ve gösterilenle yetinmeyip, konunun gösterilmeyen kısmını görmeye çalışmakta yarar var. Aksi halde hainleri kahraman, kahramanları da hain olarak algılamak yanlışına düşülebilecektir. Son Rusya Ukrayna çatışmasından ders çıkarmak için bu noktaya gelene kadar yaşananların ve benzer uluslararası çatışmaların geçmişini hatırlamak olaylar arasında benzerliklerin olup olmadığının araştırılması gerekiyor. Bu yapılabildiği takdirde gerek ülke, gerek fert olarak sömürgecilere alet olmaktan kurtuluruz. Sözü uzatmadan bir hatırlatma yapmak istiyorum. Yapacağım bu hatırlatmayı ilk defa köşeme taşıyor değilim. Rahmetli Erbakan Hocamın yıllar boyu söylediği ve toplumlara hatırlatmaya çalıştığı gerçeğe dikkat çekmek istiyorum. Bu ise sömürgecilerin dünyayı sömürürken birbirleri ile çatışmak yerine paslaşmayı tercih ettikleri gerçeğidir.
Söz gelimi yıllar önce Rusya’nın Afganistan’ı işgali öncesi ve sonrası söyledikleri ile bu işgal karşısında ABD ve yandaşlarının sergilediği ilgisiz tavır hatırlandığında bugün Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik hamlelerinin öncesi ve bugün yaşananları karşılaştırmak yeterli olacaktır. Çünkü nasıl Rusya’nın Afganistan’ı işgali sırasında ABD ve yandaşları sessiz kalmış, böylece işgale destek vermişlerse bugün de Rusya’nın Ukrayna’yı işgali sırasında aynı tavır ABD ve yandaşları tarafından sergilenmektedir. Bir başka örnek ise ABD’nin Irak’ı işgali öncesi ve sonrasında Rusya’nın hiç sesinin çıkmamış olması, bir adım daha ileri gidecek olursak, bölgemizdeki terör örgütlerine dün de bugün de ABD ve Rusya’nın birlikte destek verdiği, beslediği, sıkıştıklarında ülkelerinin kapısını teröristlere açtıkları düşünüldüğünde iki ülke açısından da tek ölçünün çıkar olduğu, çıkarlarına hizmet edenlere destek verdikleri, bu arada esas destek verilmesi gerekenlere kayıtsız kalındığını söylemek yanlış olmayacaktır. Meseleye bu açıdan baktığımızda Ukrayna’da yaşananları yorumlarken, “Batı Putin’i engelleyemedi” demek doğru bir yaklaşım olmuyor. Çünkü Batı (ABD) Rusya’yı engellemek istemedi. Bu gerçek o kadar açık ki, uzun boylu araştırmaya gerek yok. Hatta denebilir ki, ABD’den yapılan açıklamalarla ısrarlı bir şekilde Putin’in Ukrayna’yı işgale teşvik edildiğini söylemek mümkün.
Dikkat çekmek istediğim bir başka husus ise ister ABD, AB ve NATO’dan yapılan açıklamalarda olsun, ister BM toplantılarında dile getirilen insan hakları, ülkelerin bağımsızlığı ve işgal edilemezliği şeklindeki açıklamaların bir anlamının olmadığı son olaylar vesilesiyle bir kez daha görüldü. Çünkü ABD pek çok ülkede çıkarlarına aykırı bulduğu ülke yöneticilerini işgal ya da darbeler yoluyla değiştirmeyi kendinde hak olarak nasıl görmüş ise bugün de Rusya Ukrayna’daki askeri hareketinin hedefine mevcut Ukrayna yönetimini almış, yerine yandaş bir yönetimi getirmek, işgali bunun için yaptığı hususunda neredeyse ortak bir görüş söz konusudur.
Sonuç olarak başlığa aldığım, “Al birini vur ötekine” nitelendirmem bir gerçeğin açığa çıkmış olmasının ifadesidir.