Ramazan ayında 16 günlük bir program için Stuttgart

merkezli Baden Wüttemberg eyaletinin Freiburg şehri civarındaydım. Buralar,

Karaormanlar adı verilen sık ağaçlıkların yer alıp tabii dokunun korunduğu

İsviçre sınırına yakın yerler. Bu yazımda, ziyaretlerim sırasında ilginç

bulduğum üç olaydan söz edeceğim.

Tuna nehrinin çıktığı yer olan Donaueschingen şehrine 4

km. mesafede birbiriyle birleşme hazırlığı yapan 40 bin nüfuslu Villingen

şehrini ziyaretim sırasında şöyle bir olay anlattılar: Türkiye kökenli bir

aile, kızlarını Alman bir gençle evlendirmiş. Alman genç, Müslüman bir kızla

evlendiği için İslâm dinini merak ederek araştırma ihtiyacını hissetmiş.

İslâm ı öğrendikçe görmüş ki, eşi ve ailesi İslâm ı yaşamıyorlar. İslâm ın

güzelliğini gördükten sonra Müslüman olmuş ve şimdi, evlendiği eşi ve ailesinin

hocası durumuna gelmiş.

Bu olayı duyduktan sonra, Müslümanlar olarak İslâm ı

temsil ve tebliğdeki yetersizliğimizi bir kez daha fark ettim.

***

Hüfingen deki iftar programında 6 ayrı gazeteye

muhabirlik yapan Ali Atik Bey le görüştük. O gün, fitre ve bayramlık hediyeler

götürmek için gittiği fakir Afrika ülkesi Benin den dönmüş. Yüzde 37 si

Müslüman olan Benin in, yüzde 95 i Müslüman olan Cugu şehrinde dağıtım yapmış.

Bu ülkede misyonerler cirit atıyor, diyor. Hatta, bir restorantta yemek yerken

tanıştıkları iki misyoner; Bu beyazlar ne arıyor, onlardan şüphelendik!

diyerek Ali Bey i polise şikayet etmişler. Polis de, onların durumunu bildiği

için Ali Bey in ifadesini alıp salıvermiş.

Ali Bey diyor ki: Erbakan Hoca dan Allah razı olsun!

Dünyanın her yerinde evimiz gibi gidebileceğimiz Müslüman kuruluşlar

oluşturmuş; o kardeşlerimizle hemen kaynaşıyoruz.

Avrupa da İlk Cami

Ali Atik Bey in bu sözlerinden sonra, Avrupa da ilk

caminin ne zaman açıldığı konusunu merak ettim. Yaptığım araştırmada Osmanlı

sonrası Avrupa da ilk cami 1967 de Hannover eyaletine bağlı Braunschweig

şehrinde açılmış. Hikâyesi şöyle:

Erbakan Hoca, Almanya daki akademik çalışmaları

sırasında, bir taraftan Almanya da cami açılmaya en elverişli yerin neresi

olduğu konusunda araştırma yapmış. Bu işe en uygun yerin Braunschweig şehri

olduğunu belirlemiş. Fakat, görevi bittiği için Türkiye ye dönmüş.

Türkiye ye döndüğünde, bu işe öncülük edecek o şehirde

ikamet eden bir kişi aramaya başlamış. Ahmet Rüştü Banaz isimli bir öğrencinin

bu şehre mühendislik okumak için gideceğini öğrenmiş. Gençle tanışıp durumu

anlatmış: Sen, Braunschweig de açılacak camiye öncülük edeceksin!

Genç afallamış: Hocam, ben ilk defa yurt dışına

çıkıyorum, orada beni kim tanır Hoca izah etmiş: Diğer şehirlerde oturan

Hasan Damar, Selman Özçağlayan, Mehmet Sabri Erbakan ve şu şu kişiler sana

yardımcı olacak, sen de bu işe vesile olacaksın!

Hakikaten, Hoca nın görevlendirdiği kişiler bu gence

sonuna kadar destek verip rehberlik etmişler ve 1967 de ilk cami açılmış. Buna

vesile olan Ahmet Rüştü Banaz ismini Türkiye de pek tanımazlar. Çünkü bu genç,

okulunu bitirince Suudi Arabistan da göreve başlamış ve orada ikamete devam

etmiş.

İlk caminin açılmasıyla birlikte, Müslümanlar Avrupa

Türk Birliği ni kurarak faaliyete başlamışlar. Türkiye den işçi olarak

Avrupa ya gidenlerin ilk organize teşkilatı bu olmuş.

Avrupa da 4 5oo e Yakın Cami

1971 de Milli Nizam Partisi kapatılınca, partinin lideri

Erbakan Hoca ya 1 sene yurt dışında zorunlu ikamet cezası verilmiş. Hoca da,

bunun için 5 - 6 Avrupa ülkesine sınır veya yakın olan İsviçre nin Cenevre

şehrini seçmiş. Türkiye den Avrupa ya giden işçilerimizin görevlerini

hatırlatmaya başlamış.

O yıllar, kimse Avrupa da kalmayı aklından bile

geçirmiyordu. Aile birleşimi ile ilgili düzenlemeler netlik kazanmış

değildi.  Aile reisi olan erkekler,

arkadaşlarıyla bekâr odalarında (haim) kalıyordu, eş ve çocukları ise

Türkiye de. İleriyi gören Erbakan Hoca onlara dedi ki: Siz, bundan sonra

buralısınız, hesaplarınızı Avrupa ya göre yapın! Kimliğinizi muhafaza için organize

olmaya bakın!

Bunu, ulaşabildiği işçilerimize tek tek, bıkmadan,

usanmadan anlatmış. Organize olmaları için rehberlik etmiş. Avrupa ya ilk defa,

1997 de Belçika nın Mons şehrine bağlı Hensies teki İbni Sina İslâmî İlimler

Enstitüsü ne 6 haftalık yaz eğitimi için gitmiştim. Bir pazar günü Hensies

Cemiyet Başkanı Trabzonlu Rifat Bey hocaları geziye götürdü. Eskişehirli Hamdi

Özayvaz ın da bulunduğu hocalarla Charleroi şehrini gezerken Rifat Bey dedi ki:

Hocalarım! Sağ taraftaki parkı görüyor musunuz 1971 de Erbakan Hoca beni bir

arkadaşımla dolaşırken burada gördü ve ikimize 4.5 saat dâvâmızı ve

görevlerimizi anlattı.

İşte, bu çalışmalar sonucu 1972 de Avrupa Türk Birliği,

Avrupa Millî Görüş Teşkilatı na (AMGT) dönüşmüş. Daha sonra da, İslâm Toplumu

Millî Görüş e (İGMG). Bu çalışmalardan 10 sene kadar sonra Türkiye ve

Afrika daki Müslümanlar da uyanmış, onlar da cami ve cemiyet kurmaya

başlamışlar. Bugün, Avrupa nın 27 ülkesindeki cami sayısı 4.500 e yaklaşmış.

Bunların resim ve adreslerini bir albümde bir araya getirmişler.

Fransa da Müslümanlar, devlete karşı İslâm Konseyi olarak

temsil ediliyorlar. Konsey içinde Türkiye ve Afrika dan gelerek cemiyet

çalışması yapan kurumların temsilcileri var. 2005 te İslâm Konseyi nin

toplantısı Fransa nın Cenevre sınırındaki Annemasse şehrinde yapıldı. Fransa da

bulunduğum o günlerde Lyon Bölge Başkanım Erhan Özcan toplantıya beraber

gitmeyi teklif etti. Toplantı salonuna ilk defa ikimiz girdik. Bir süre sonra

sarık, cübbe, sakal ve görünüşüyle Cezayir kökenli heybetli bir hoca salona

girdi. 5 - 6 dakika Erhan Bey le Fransızca olarak konuştular. Konuşmaları

bitince Erhan Bey e Hocamızla ne konuştunuz diye sordum. Cezayirli Hoca

demiş ki: Biz bu ülkeye sizden seneler önce gelmiştik. Fakat, siz geldiniz

bize cami ve cemiyet kurmayı, bu ülkelerde çocuklarımıza eğitim vermeyi

öğrettiniz. Bize öncülük eden Millî Görüşçülerden Allah razı olsun!

Avrupalı kardeşlerimizin bugün de problemleri var.

Bunlar, Müslüman için dünyada rahat yoktur Hadis-i Şerifi nin ifadesiyle

imtihan sırrının bir gereği. Ama öncüler büyük engelleri aşmış, hedefi

belirlemişler. Bir şuurlu insan, bugün yüz binler haline gelmiş. Artık, bu

öksüz yapı sahipsiz değil.