İnsan hayatının kritik aşamalarından birini oluşturan
gençlik çağı devamlı tartışma konusu olmuştur.
Aynı zamanda, kuşaklar arasında her dönem çatışmalara neden olmuştur.
Çağın şartlarına göre, gençliğin sorunları olmuş ve
olmaya da devam ediyor.
Bundan önceki yazılarımızda, çocuklarımıza dini
değerlerin sevdirilmesi konusunu enine boyuna yazmaya çalıştık.
Şimdi de Günümüzün gençlik profilini sorgulamaya çalışacağız.
Bunun için de, SEKAM (Sosyal Ekonomik ve Kültürel
Araştırmalar Merkezi) ın yaptığı bir araştırma var.
Bu araştırma 2013 yılının Ocak-Nisan aylarında 81
şehirde yapılmış.
179 kentsel, 173 kırsal olmak üzere 352 yerleşim
biriminde 5541 kişiye uygulanmış ciddi bir araştırmadır.
Vereceğim bazı rakamlar ve tespitler, bu araştırma
üzerinden olacaktır.
***
Gençlerin ve gençliğin her devirde en önemli
problemi kişilik ve kimlik sorunu her zaman olmuş ve olmaya da devam
ediyor.
Çocukluktan yetişkinliğe geçiş sürecinde, gençlerin
kendilerini ispat ve özgüven noktasında ciddi problemler yaşadığı biliniyor.
Bu döneme delikanlılık dönemi de diyebiliriz.
Bu dönemde, sevgi ve güven gösterilmeyen gençler daha
uzun ve problemli bir intibak süreci yaşarlar.
Her dönemde olduğu gibi bugün de toplumsal problemlere
sebebiyet veren gençler genelde dağılmış ailelerde ya da sevgisiz ortamlarda
büyümüş gençlerdir.
Gençlerin özgüvenle büyümelerini sağlayacak bir sevgi ve
güven ortamı hazırlandığında kişilik ve kimlik problemi daha kolay
aşılabilir.
Geleceğin teminatı olan çağımızın gençliğinin önünde
birçok problemler vardır.
Genç geleceğe pembe hayaller ve büyük umutlarla bakmak
ister.
Aradığını bulamayınca da hemen karamsarlığa düşer.
***
Güveni ve umudu sarsılan gencin başvurduğu en yaygın alan
ise, şiddet tir.
Şiddete yönelen genç, bir zaman sonra terörü de
beraberinde getiriyor.
Enerjisini faydalı amaçlar için kullanamayan genç,
kendini ispatlayabilmek için kuralsız yaşamayı kendine ilke haline getirmeye
başlıyor.
Özellikle modernite anlayışı insanları çok fazla etkisi
altına almaktadır.
Çevresel faktörlerden gerekli dini eğitimi yeterli
şekilde alamayan çağımızın genci, ayakları yere sağlam basmadığından hafif bir
rüzgâr etkisiyle çeşitli akımlara kapılabiliyor.
Gençlik, insanlık tarihinin başlangıcından itibaren var
olan, etkili ve önemli toplumsal bir kategoridir.
Ülkemizde, gençlik alanında çalışma yapan veya gençlere
yönelik projeler tasarlayan Sivil Toplum Kuruluşlarının sayısı son derece
azdır.
Bu nedenle, ülkemizde az sayıda gençlik projesi hayata
geçirilmektedir.
Bu bağlamda SEKAM ın yaptığı bu çalışma büyük önem
taşıyor.
Çağımızın gençliğini tanıma da ve onların ruh dünyalarını
ortaya koymada etkili olduğu kanaatindeyim.
***
Türkiye de gençliğe bakış ilk olarak Anayasa da
şekillenmektedir.
Anayasa nın 58. ve 59. Maddeleri gençlikle ilgilidir.
Bu maddeler gençliği, cehaletten ve kötü alışkanlıklardan
koruyan maddelerdir.
SEKAM ın yaptığı araştırmaya göre, gençlerin, yaklaşık
olarak %5 i, umutsuzluk, hüzün, bunaltı, ruhsal çöküntü içinde olduğu tespit
edilmiş..
%75 i ara sıra,
%17 si çoğunlukla ve %4 ü her zaman bu umutsuzluk duygusuna kapılmaktadır.
Yeni neslin en temel belirgin özelliği, benmerkezci
oluşu, en vazgeçilmez değeri de, özgürlükçü olma isteğidir.
Gençlerle birlikte insanların da fena halde ben merkezli
insan olmaya başladığını söyleyebiliriz.
Maneviyatçılığın azalması, beraberinde maddiyatçılığı
getirdi.
Bunun sonucunda da benmerkezciliğin çoğalması
kaçınılmaz oluyor.
Ben merkezci davranan bir kişinin karşısındakinin rolüne girmesi ve olaylara
onun bakış açısından bakması yani empati
kurması mümkün değildir.
Ekonomi küreselleşti ve yeni bir dünya oluşturdu.
Tüketim de küreselleşti.
Günümüz geçliği, adeta tüketim için tüketiliyor.
Psikolojik bir kısırdöngüdür almış başını gidiyor.
Günümüzün gençleri neyi-neden olduğunu bilmeden
tüketiyor ve her şeye karşı çıkıyor.
Sonuçta özgürlük ve tüketim adına yeni bir geçlik
modeli ortaya çıkmış oluyor.