Hedefine kilitlenmiş, mutlak zafere inanan ve yenilgiyi asla kabullenemeyen yapılar günün birinde güç zehirlenmesiyle karşı karşıya kalırlar. Bu yapıda olanlardan her türlü çılgınlık beklenebilir.
Gerek AB ve ABD gibi küresel sistemin önemli aktörleri, gerekse yerel olanlar, kendisini gücün zirvesinde hisseden herkes bu kapsama girer. Bunların temel yanılgıları bu durumun ilelebet devam edeceğini sanmalarında. Halbuki burası dünya. Dünyevi işler planlandığı gibi gitmeyebilir. Dünyada herkes imtihandadır. Kul sonuçtan sorumlu değildir. İnsanın sorumluluğu sınırlıdır. Gücü veren de alan da Allah’tır. Dünyada hiçbir iktidar sonsuza kadar devam ettirilemez. Güçlü olan da olmayan da sadece işini doğru yapmakla mükelleftir. Hiç kimse elde ettiği gücü, silah olarak kullanma ve bu silahı, muarız kabul ettiklerine doğrultma hakkına sahip değildir.
İnanç konusunda zafiyet içinde olanlar saltanat ve gücün ebedi olduğunu sanırlar. Gücü hak sebebi olarak görür ve öyle inanırlar. Bu iş konuşarak, anlatarak da düzelmiyor maalesef. Dünyayı önceleyen ve güce erişen yapıların tamamı sonunda bu noktaya geliyorlar. İleriki aşamalarda da bir düzelme olmuyor. Bir işte alt yapı nasıl başlarsa üst yapı ona göre şekillenir. Hal ne ise istikbal de öyle tezahür eder.
Sözü daha fazla uzatmadan yaşadığımız güncel hadiselere gelelim. Öyle derin tahliller yapacak değiliz. Ayrıca, bu konularda işin erbabı olduğumuzu söyleyemeyiz de. Ancak herkesin tespit edebileceği gibi, bu işte bazı muamma durumların olduğunu belirtmemiz lazım.
Nedir onlar, diye sorulacak olursa şayet, şu birkaç hususu belirtebilirsiniz:
1- TRT kanallarında darbe bildirisi okunup, ikinci bir emre kadar dışarı çıkmayın denilirken, diğer kanallara devlet ricalinin bağlanıp, insanları sokağa çıkmaya, direnmeye davet etmeleri.
2- Cumhurbaşkanının uçağı, işgal altında olduğu duyurulan Yeşilköy/Atatürk Havaalanına salimen iniş yapabilmesi
3- Darbe kalkışmasının saati.
(...)
Evet, niçin?
Soruları çoğaltmak mümkün...
Bu soruları sormak, yaşananların bir tiyatrodan ibaret olduğuna inanmak anlamına gelmez. Ülkemizde bir darbe girişiminde bulunuldu. Ancak, «Her şeye hâkim olan Allah» bu millete acıdı da darbe başarısız oldu.
Ya başarılı olsalardı, sorusu dahi fevkalade rahatsız edicidir.
Ancak, darbeye karşı çıkmak mevcut anlayışı onaylama anlamına gelmez.
Karşı çıkmanın, beğenmemenin alternatifi darbe değildir.
Beğenmiyorsanız meşru yolla iktidarı değiştirebilirsiniz.
Ayrıca, hiç kimse kendi saadetini başkalarının felaketinde arama durumunda olmamalı.
Ancak, bu duruşu ifade etmek başka, akla takılan soruları gündeme taşımak başka bir şeydir.
Özellikle, haksız yollardan elde edilen güç evvela sahibini zehirler. Güç zehirlenmesi, çaresi bulunamamış sari bir hastalıktır; tedavisi henüz bulunabilmiş değildir.