Kimi insanlar sanal bir dünya da, adeta hayal âlemi diyebileceğimiz suni bir hayat yaşıyorlar. Oysa hayatın gerçekleri veya gerçek hayat hikâyeleri televizyon dizilerindeki gibi değil, bambaşka yerlerde ve epey zor şartlarda yaşanıyor. Bunları bilmek, duymak, ilgilenmek ve olabildiğince çare-çözümler üretmek gerekiyor.
Hani pek de eski olmayan bir zamanda, daha birkaç on yıl öncesinde mutlu azınlık diye andığımız kesim, ya da şimdilerde burada anmak istemediğim bilmem ne diye tanımladığımız kimseler var ya; işte onlara bu farklı hayatları ve onların gerçek hayat hikâyelerini de zaman zaman hatırlatmamız gerekiyor. Hatırlamak ve hatırlatmak...
Önce kendimiz hatırlayalım, sonra elimizden geldiğince başkalarına da hatırlatalım; bu arada elimizden geleni yapalım Ondan ötesini her şeyin Sahibi olan Kadir-i Mutlak a havale edelim
Gerçek hayat hikâyeleri öyle bildiğiniz hikâyelere hiç benzemiyor. Hayatın gerçekleri bambaşka. Bu gerçek hayat hikâyeleri nin birinden başlıyorsunuz; ardından iç içe ve birbiri ardı sıra başka hikâyeler sükun edip geliyor...
Nasıl mı
Bizzat yaşayan ve bana anlatanın dilinden özetleyerek aktarayım.
*
"Ben, bazı özel sebeplerden dolayısı hâlen Türkiye deyim Beş aydır burada bulunuyorum Ancak, pek çok sıkıntı ve problemler görüyorum, yaşıyorum... Bu arada iki-üç ay kadar bir tekstil işyerinde çalıştım ve oralardaki şartları bizzat kendim yaşadım...
İnsanlar nasıl bir iş hayatı yaşıyorlar, onlardan biri olarak bizzat yaşayarak gördüm: 12-13 yaşında çocuklar okulu bırakmış, çalışıyor; aynı yerde ve aynı şartlarda yetişkinlerle beraber 14 saat çalışıyorlar... Orada 20 yaşında bir kız gördüm; okumayı ve yazmayı bilmiyor!..
Elbette onlar da bizim gibi insan, elbette onların da hayalleri var; elbette onlar da okulu gitmek ve okudukları okulları bitirmek istiyor Daha sonra üniversiteyi okumak ve bir meslek sahibi olmak istiyor... Ama olmuyor, şartlar elvermiyor, hayaller gerçekleşmiyor; mecburen çok zor ve çok olumsuz şartlarda çalışıyorlar
Neden mecburen çalışıyorlar
Kısaca anlatayım.
Mecburen çalışıyorlar; çünkü evde sadece baba çalışıyor, anne çalışmıyor. Baba çalışıyor ama aylık maaş sadece 500 YTL; ev kirası 400 YTL! Kalan 100 YTL ile yaşanacak!..
Bakkal parası ve diğer yiyecek-giyecek masrafları buradan karşılanacak! Elektrik, su, gaz faturalarını da ödemek gerekiyor
Nasıl ödenecekse, nasıl yetecekse !.
Elbette yetmiyor...
Evde daha başka küçük çocuklar da var, sırasıyla 6-8-10 yaşlarında. 12 yaşındaki en büyük çocuk mecburen okulu bırakmak ve aile bütçesine katkıda bulunmak üzere çalışmak zorunda. Evdeki diğer çocuklar da birkaç yıl sonra okula değil, o zor şartlarda çalışmaya gidecek!.."
*
"Gördüğüm kadarıyla, Türkiye de yüzde 50 kadar insan, nüfusun yarısı sıkıntıda yaşıyor. Eğer şimdi bu böyleyse, birkaç yıl sonrasında ne/ler olacak ..
Görüyoruz, küçücük çocuklar caddelerde mendil veya başka birşeyler satmaya çalışıyorlar. Biraz daha büyük çocuklar kapkaççılık, hırsızlık ve yapabildikleri başka şeyleri yapıyorlar.
Bu gibi insanlar bir müddet sonra mecburen sokaklarda yaşayacak. Nitekim Hindistan gibi bazı ülkelerde öyle yapıyorlar, sokaklarda yaşıyorlar. Ama Hindistan da 12 ay sıcak hava var. Türkiye öyle değil, yaz var, kış var. Bu insanlar ne olacak ..
Televizyon kanallarında yöneticileri izliyorum, siyasileri seyrediyorum ve söylediklerini dinliyorum... Ben ve bu halk onlara inanmak istiyor ve onlardan çözümler bekliyor. Öyle ümit ediyorum ki, bu sıkıntılar azalacak, bir gün bu problemler çözülecek. Bu çözümler bütün dünyaya örnek olacak. Evet, buna inanmak istiyorum ve bunu onlardan bekliyorum "
(İsmi Mahfuz)