Genç kimliğini oluşturma sürecinde, ben kimim, neye yönelmeliyim? Nasıl yaşamalıyım?
Sorularına bir cevap aramakta ve bu konudaki arayışlarını sürdürmektedir. Bu kritik dönemde, aileler, çocuklarını anlamaya çalışmalı ve onlara maneviyatlarını, kültürünü ve yaşadığı toplumun normlarını, tarih sürecinde iz bırakan dinamiklerimizi anlatmalı ve özdeşim modelini buradan seçmeleri için teşvik etmelidirler. Aile gencin özdeşim ihtiyacının onun gelişiminin bir parçası olduğunu bilmelidir. Bunun için, onu suçlamak yerine iş birliği yapmalı ve doğru modellere ulaşması için yardımcı olmalıdır. Aksi taktirde genç, yaşadığı kaygıdan kurtulabilmek için, aileden uzaklaşarak yanlış özdeşim modelleri seçebilmektedir.
Bu dönem ergen, bireyselleşme, ayrışma, özerklik, bağımsızlık ve özdeşim ihtiyacı içindedir ve her ne kadar aileleyle ortak bir yaşam alanında bulunsa da, artık bazı kararlarını kendisi vermek ve bağımsızlığını elde etmek istemektedir. Fakat, çocukluk döneminde kendini ailenin bir parçası olarak gören, ailenin denetiminde yaşayan gencin artık bazı kararlarını verebilme hakkının olduğunu düşünmesi aile tarafından pek kabul edilmiyor. Onlar çocuklarının büyüdüğünü bir türlü kabullenemiyorlar ve onun hayatını kontrol etmeye, sınırlarını delmeye çalışıyorlar. Elbette ailenin haklı olduğu durumlar da vardır. Zira ergen kararlarını verirken hata yapabilir, başına nelerin gelebileceğini hesaba katamayabilir.
Bu durumda ebeveynler çocuklarıyla, çatışmaya girmeden, doğabilecek sorunları ve evin kurallarını anlatmalı ve onunla fikir telakkisi ya da işbirliği halinde olmalıdır. Mesela anne, eve sürekli geç gelen oğluna "neden geç kaldın, senin bu huyundan bıktım" demek yerine "oğlum biliyorsun evimizin bazı kuralları var, akşam eve geliş saatlerimiz bellidir, senin geç geliyor olman, evdeki düzenimizi etkiliyor ve şu saatlerde olursan sevinirim..." tarzında bir yöntemle hareket etmelidir.
Aksi takdirde ebeveynin hataları gencin dünyasında büyük sorunlara neden olabiliyor.


