Gündüzleri güneşten faydalanan sistemlerin aksine bu yeni yapı, yeryüzü ile uzay boşluğu arasındaki devasa sıcaklık farkından besleniyor. Bilim insanları tarafından üretilen cihaz, uzayın dondurucu soğuğunu bir nevi jeneratöre dönüştürüyor. Test aşamasında olan bu mekanizma sayesinde özellikle elektriğin hiç ulaşmadığı ücra bölgelerin aydınlatılması hedefleniyor. Şebekeden tamamen bağımsız çalışan donanımların kesintisiz enerjiye kavuşması artık çok daha yakın görünüyor.

Radyatif soğuma prensibiyle uzayın dondurucu soğuğu elektriğe dönüşüyor
Güneş panellerinin çalışma mantığını tamamen tersine çeviren bir mekanizmayla karşı karşıyayız. Dünyamız gün boyu depoladığı ısıyı gece saatlerinde yavaşça uzay boşluğuna doğru geri salıyor. Bilim insanları tam da bu esnada ortaya çıkan termal dengesizliği fırsata çevirmeyi başardı. Fizik biliminde "radyatif soğuma" adıyla bilinen bir prensip mevcut. Tasarlanan cihaz yeryüzündeki nispeten sıcak yüzeylerle uzayın o dondurucu karanlığı arasındaki farkı yakalıyor. Malzeme mühendisi Aaswath Raman ve meslektaşları süreci oldukça ilginç bir şekilde yönetiyor. Gökyüzüne bakan özel yüzeyler, etraflarındaki ortama göre çok daha hızlı soğuma eğilimi gösteriyor. Kurulan termoelektrik jeneratörler bu sıcaklık uçurumunu anında yakalayarak elektrik akımı üretiyor. Şu anki ilk prototip küçük bir LED lambayı yakmaya yetecek kadar güç veriyor. Sisteme "gece gökyüzü bataryası" ismi verildi.
Güneş panellerinin rakibi değil karanlık saatlerin en büyük destekçisi
Yeni nesil bu cihazın piyasadaki mevcut güneş enerjisi sistemlerini tahtından etme gibi bir iddiası bulunmuyor. Uzmanlar teknolojinin var olan donanımlara tam bir tamamlayıcı olarak entegre edileceğini vurguluyor. Gündüzleri standart paneller devrede kalırken, güneş battıktan sonra bu yeni cihaz nöbeti devralacak. Hava durumu istasyonları veya ufak elektronik aletler gibi kesintisiz güce ihtiyaç duyan sistemler için biçilmiş kaftan. Acil durum aydınlatmaları ve çeşitli sensörler gece boyu bu yolla beslenebilecek. Sistemin üretim aşamasında aşırı pahalı materyaller kullanılmıyor. Isı kaybını minimuma indiren yalıtım malzemeleri, alüminyum yüzeyler ve termoelektrik modüller tercih ediliyor. Parçaların düşük maliyetli olması, projenin ticari bir ürüne dönüşme ihtimalini oldukça güçlendiriyor.
Şebekenin ulaşamadığı ücra bölgeler için kesintisiz enerji umudu
Araştırma ekibi ellerindeki mevcut yapıyı çok daha ileri seviyelere taşımak için çalışmalarını sürdürüyor. Hedefleri sistemin verimliliğini artırarak geceleri elde edilen yenilenebilir enerji miktarını katlamak. Projenin asıl vurucu noktası ise modern dünyanın elektrik ağlarından tamamen kopuk olan coğrafyalar. Şebekeden uzak yerleşim yerlerinde veya zorlu arazi şartlarında yaşayanlar için enerjiye erişim devasa bir problem. Geliştirilen bu yeni sistem sayesinde dağ başındaki bir kulübe veya ıssız bir gözlem noktası gece gündüz demeden kendi elektriğini üretebilecek. Doğaya zarar vermeyen, kesintisiz ve sürdürülebilir bir döngü kurulmuş olacak. Stanford Üniversitesi ve UCLA laboratuvarlarından çıkan bu proje, yenilenebilir enerji sektöründe ezberleri bozmaya hazırlanıyor.




