ABD Merkez Bankasının gelecek faiz kararına yönelik beklentiler hızla değişirken eski St. Louis Fed Başkanı Jim Bullard, Fed içerisindeki görüş ayrılığının resmî oylamalarda görülenden çok daha büyük olabileceğini söyledi. Bullard, Federal Açık Piyasa Komitesinin faiz konusunda neredeyse ikiye bölündüğünü belirtirken, altının uzun vadeli yükselişinin Fed'e duyulan güvenin aşınmasına ilişkin bir sinyal olabileceğini savundu. Faiz artışı beklentisinin güçlenmesi ise kısa vadede değerli metalleri ters yönde etkiledi; altın yüzde 3'ün üzerinde, gümüş ise yüzde 4'ten fazla geriledi.

Fed Eylülde Faiz Artıracak mı?

Fed'in eylül ayında vereceği faiz kararı küresel piyasaların ana gündemlerinden biri olmaya devam ediyor.

Kitco News'e konuşan Bullard, Fed'in karar organındaki dengenin oldukça hassas olduğunu belirterek oylamanın “10'a 9 bir yönde ya da diğer yönde” sonuçlanabileceğini söyledi.

Bullard'a göre henüz kesin kararını vermeyen üyelerin yaklaşımı toplantıya kadar gelecek gelişmelerle değişebilir.

Bu değerlendirme, Fed'in faiz politikasında sanılandan daha güçlü bir ayrışma bulunduğuna işaret ediyor.

Fed Faiz Artışı İhtimali Yüzde Kaç?

Piyasalardaki faiz beklentilerinde Kevin Warsh'ın Jackson Hole'daki açıklamalarının ardından önemli değişiklik yaşandı.

Kaynakta aktarılan CME FedWatch verilerine göre eylül ayında faiz artırımı ihtimali yaklaşık yüzde 36'dan yüzde 60 seviyesine yükseldi. Faiz indirimi beklentisi ise neredeyse sıfıra geriledi.

Warsh, 65 aydır devam ettiğini belirttiği yüksek enflasyon konusunda merkez bankasını sorumlu tutan sert mesajlar verdi.

Bu açıklamalar sonrasında iki yıllık ABD tahvil faizi 9 baz puan yükselirken, 30 yıllık tahvil faizi yaklaşık yüzde 5,1 seviyesinde kaldı.

Fed'deki Görüş Ayrılığı Ne?

Fed, 29 Temmuz'daki toplantısında 9'a karşı 3 oyla politika faizini değiştirmeme kararı almıştı. Böylece faizler art arda beşinci toplantıda sabit bırakılmıştı.

Kaynağa göre Beth Hammack, Lorie Logan ve Neel Kashkari faiz artırılması yönünde oy kullanırken, Jeff Schmid de benzer bir yaklaşım sergileyebileceğinin sinyalini verdi.

Bullard ise faiz artışına sıcak bakanların sayısının kamuoyuna yansıyan isimlerden daha fazla olabileceği görüşünde.

2008-2023 döneminde St. Louis Fed Başkanlığı yapan Bullard, şu anda Purdue Üniversitesi Daniels School of Business'ın dekanı olarak görev yapıyor.

Fed Dot Plot Ne Gösterebilir?

Bullard'a göre eylül toplantısında yalnızca faizin değiştirilip değiştirilmediğine odaklanmak yeterli olmayabilir.

Fed faizleri sabit bıraksa bile kararın mesajı şahin olabilir. Burada üyelerin gelecek dönem faiz beklentilerini gösteren dot plot, yani noktasal grafik önem kazanıyor.

Bullard, Fed'in eylülde faizi değiştirmeden ekim veya aralık aylarında artış yapılabileceğine ilişkin güçlü bir sinyal verebileceğini düşünüyor.

Kendi beklentisini ise yıl sonuna kadar bir, muhtemelen iki faiz artışı şeklinde ifade ediyor.

Enflasyon Fed'i Nasıl Etkiliyor?

Faiz tartışmasının merkezinde enflasyon bulunuyor.

Bullard, Fed yetkililerinin yıl sonunda çekirdek PCE enflasyonunun ancak yüzde 3 civarına gerilemesini beklediğini ve bu seviyenin önceki üç yılın sonundaki oranlara yakın olduğunu belirtti.

Manşet PCE'nin son 12 aylık artışı kaynakta yüzde 3,7, son altı aylık yıllıklandırılmış artış ise yüzde 4,1 olarak veriliyor.

Bullard bu tabloyu enflasyonla mücadelede yaklaşık üç yıldır yeterli ilerleme sağlanamadığı şeklinde yorumluyor.

Altındaki Yükseliş Fed İçin Ne Anlama Geliyor?

Bullard'ın en dikkat çekici değerlendirmelerinden biri altın ile merkez bankasının güvenilirliği arasındaki ilişkiye yönelik oldu.

Eski Fed Başkanı, altının Fed'e yönelik güven eksikliğinin göstergelerinden biri olabileceğini savundu.

Bullard'a göre merkez bankasının güvenilirliğinin aşındığı dönemlerde altının değer kazanması dikkatle izlenmesi gereken bir piyasa sinyali.

Bu nedenle altındaki uzun vadeli fiyat hareketlerinin Fed yetkililerinin de radarında olduğunu ifade ediyor.

Altın Fiyatları Neden Düştü?

Bullard'ın uzun vadeli güven değerlendirmesine karşın kısa vadede altın üzerinde belirleyici olan faktör, faiz artışı beklentisinin güçlenmesi oldu.

Kaynakta altının cuma günü öğleden sonra 4.450,90 dolar seviyesinde işlem gördüğü ve günlük kaybın 148,60 dolar, yani yüzde 3,23 olduğu belirtiliyor.

Altın aynı gün sabah saatlerinde 4.629,10 dolara kadar yükselmişti. Böylece gün içindeki fiyat aralığı yaklaşık 178 dolara ulaştı.

Yüksek faiz beklentileri, faiz getirisi sağlamayan altın açısından kısa vadede baskı oluşturabiliyor.

Gümüş Neden Geriledi?

Değerli metallerdeki satış altınla sınırlı kalmadı.

Gümüş yüzde 4,21 düşüşle 66,21 dolara gerilerken gün içerisinde 71,23 dolar seviyesini görmüştü. Böylece hafta boyunca koruduğu 70 dolar sınırının altına indi.

Platin yüzde 1,08 düşerek 1.824 dolara geriledi.

Paladyum ise diğer metallerden ayrışarak yüzde 4,95 yükseldi ve 1.400 dolara ulaştı.

Merkez Bankaları Neden Altın Alıyor?

Bullard, altın piyasasında yabancı merkez bankalarının rolünün de göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtti.

Eski Fed Başkanı'nın verdiği bilgiye göre merkez bankaları yaklaşık 20 yıldır net altın alıcısı konumunda ve toplam rezervleri 1 milyar onsun üzerinde bulunuyor.

Bazı merkez bankalarının rezervlerini çeşitlendirmek amacıyla ABD tahvilleri yerine altın tutmayı tercih ettiği belirtiliyor.

Bullard bunun mutlaka siyasi bir tercih olarak görülmemesi, aynı zamanda portföy çeşitlendirme stratejisi olarak değerlendirilmesi gerektiği görüşünde.

Merkez Bankaları Bitcoin Yerine Altını mı Seçiyor?

Altının karşısındaki alternatiflerden biri olarak Bitcoin de Bullard'ın açıklamalarında yer aldı.

Bullard, Bitcoin'in “sanal altın” rolünü üstlenmeye çalıştığını ancak yabancı merkez bankalarının son bir yıllık tercihlerinde fiziki altının daha güçlü konumda olduğunu söyledi.

Bu değerlendirmeye göre Bitcoin'in merkez bankası rezervlerinde altının sahip olduğu konuma yaklaşabilmesi için önünde hâlâ uzun bir yol bulunuyor.

ABD'nin Altın Rezervi Ne Kadar?

ABD'nin altın rezervlerinin muhasebe değeri ile piyasa değeri arasındaki fark da gündemde.

Bullard'ın verdiği rakamlara göre ABD'nin yaklaşık 261 milyon ons altını bulunuyor. Bu rezervler devlet kayıtlarında ons başına 42,22 dolarlık yasal fiyatla değerlendiriliyor.

Bu yöntemle rezervlerin defter değeri yaklaşık 11 milyar dolar seviyesinde kalıyor.

Kaynakta yer alan güncel piyasa fiyatları esas alındığında ise aynı rezervlerin toplam değeri 1 trilyon doların oldukça üzerine çıkıyor.

Bullard, rezervlerin piyasa fiyatından değerlendirilmesinin daha gerçekçi olacağını savunurken, böyle bir sistemde altın fiyatlarının gerilemesi hâlinde muhasebe değerinin de aşağı çekilmesi gerektiğini belirtiyor.

ABD Borç Yükü Tahvil Faizlerini Nasıl Etkiliyor?

Bullard'a göre uzun vadeli faizlerin yüksek kalmasındaki temel unsurlardan biri ABD'nin bütçe açıkları ve büyüyen borç yükü.

Kaynakta ABD'nin brüt federal borcunun 40 trilyon doları aştığı, kamu tarafından tutulan borcun ise yaklaşık 32,3 trilyon dolar seviyesine ulaştığı aktarılıyor.

Bullard, bütçe açıklarının gelecekte de yüksek kalabileceğini ve bunun uzun vadeli tahvil faizleri üzerinde baskı yaratabileceğini düşünüyor.

ABD Hazinesinin 9 Eylül'den itibaren 10-30 yıllık tahvillerde geri alım miktarını işlem başına 2 milyar dolardan 4 milyar dolara yükseltmesi planlanıyor. Bullard'a göre bu tür adımlar likiditeyi destekleyebilse de uzun vadeli faizlerin ana yönünü tek başına değiştirmekte yetersiz kalabilir.

İstihdam Verileri Fed Kararını Nasıl Etkileyebilir?

Fed'in faiz kararında iş gücü piyasası da kritik önem taşıyor ancak Bullard, geleneksel istihdam göstergelerine geçmişteki kadar güvenilemeyebileceğini savunuyor.

Kaynakta ABD istihdam verilerinin yıllık revizyonda 79 bin kişi aşağı yönlü düzeltildiği belirtiliyor.

Bullard, özellikle göç politikalarındaki değişimin iş gücü piyasasındaki eski dengeleri değiştirdiğini düşünüyor.

Bu nedenle aylık istihdam artışını tek başına değerlendirmek yerine daha geniş kapsamlı iş gücü göstergelerinin izlenmesi gerektiğini savunuyor.

Altın Yükselir mi Düşer mi?

Kaynakta altının gelecekte ulaşacağı seviyeye ilişkin kesin bir fiyat tahmini bulunmuyor. Buna karşılık Bullard'ın değerlendirmeleri, değerli metal açısından birbirine zıt çalışan iki önemli dinamiğe işaret ediyor.

Kısa vadede faiz artışı beklentisinin güçlenmesi ve tahvil getirilerinin yükselmesi altın üzerinde baskı oluşturuyor. Son işlemlerde görülen yüzde 3'ü aşan kayıp da bu baskının piyasaya yansımasını gösterdi.

Daha uzun vadede ise merkez bankalarının altın talebi, rezerv çeşitlendirmesi ve Bullard'ın dikkat çektiği Fed'in güvenilirliğine yönelik endişeler altının farklı bir işlevini öne çıkarıyor.

Bu nedenle piyasaların odağında yalnızca Fed'in eylül ayında faiz artırıp artırmayacağı değil, dot plot tahminleri, enflasyon görünümü, ABD tahvil faizleri, borç yükü ve merkez bankalarının altın talebi de bulunuyor.

Muhabir: Haber Servisi