Ey genç! Harekete geç! Bir nebze olsun kımılda yerinden, devin, devin, devin; eyleme geç...
Ey genç! Genç diyorum sana. Çünkü yaşlı olamaz bir Müslüman’ın ruhu. Çünkü kocayamaz İslam’ı yüreğinde taşıyan bir insanın vücudu. Kaç olursa olsun yaşı, kaç engelle mücadele ederse etsin başı, elden ayaktan düşmez mümin fıtratı.
Bu yüzden ey genç, yaşına bakma, statüne bakma, cebindeki parana, elindeki eşyana bakma. Ve bakma yanında birilerinin olup olmadığına. Sen sadece niyet al kıpırdamaya. Sen sadece bir adım at uçmak için semaya. Belki kimse olmayacak yanında. Herkes yalnız bırakacak seni. Belki biçare hastalıklar içinde kıvranacak bedenin. Belki yürüyemeyecek halde olacak ayakların. Belki tutamayacak halde olacak ellerin. Ama sen ey genç, sen ne yapabiliyorsan, ne kadar yapabiliyorsan ondan mesul olduğunu unutma. Rabbinin, gücünün ve imkânının üzerinde yük yüklemeyeceğini unutma!
Ey genç, bir güzel insan tanıdım günün birinde. Ayakları taşıyamıyordu onu. Sebebi bilinmez bir hastalığı vardı. Eli, kolu, gözü, kulağı, kalbi, her yeri, tüm vücudu sağlıklı ama bir tek ayakları onu yarı yolda bırakmış idi. Biraz yürüse yığılıyordu yollara. Dermanı kesiliyordu ayaklarının. Bedeninin canı kesiliyordu adeta. “Allah yolunda koşan bir insana bundan daha büyük ve daha güzel bir imtihan olabilir mi” demiştim ona. “Allah eşimi çare kıldı imtihanıma” dedi bana. “İşini gücünü bıraktı. Ben cihat edebileyim diye beni her yere arabasıyla taşımaya başladı.” Ayaklarının yarı yolda bıraktığı bir güzel insanı, eşi sırtlamış ve güzel yoluna ortak olmuştu.
Ey genç, bir başka güzel insan tanıdım günün birinde. Gurbet diyarında, kimsesi yokken yanında, yol arkadaşı bile durmazken yanında, evladının acısı, zorlu bir doğum sonrası, bağlı iken vücudu onlarca kablonun ucundaki makinelere ve katılamazken yapacağı toplantılara, dava arkadaşları hastane odasını istişare salonuna çevirmişti adeta. Gelip toplantıyı onun yanında yapıyorlar ve o güzel insanın acılarını bir nebze dindiriyorlardı. Allah, yanında kimsesi olmasa da ayağına getirmek suretiyle dava kardeşlerini yardımcı eylemişti o güzel insana.
Ey genç, güzel insanlar tükenir mi yurdumda? Bir güzel insan daha vardı yaşça hayli büyük olan. Ama duramıyordu yerinde. İçi içine sığmıyordu. Çünkü genç hanım kızlar çalışma programı yapmak için gelmişlerdi evine. Hemen koştu mutfağa. Elinde ne var ise ve elinden ne kadar gelir ise aş eylemeye başladı. Mutfaktan fokur fokur sesler geliyor ve genç hanımlar, genç yürekli güzel insana yardım etmek için harekete geçiyordu. “Hayır!” dedi onlara. “Siz, oturun. Çalışmanızı yapın. Gerekirse dinlenin. Ben size hizmet edeceğim. Allah’a hizmet edenlere hizmetçi olmak en büyük şereftir!”
Ey genç, bunlar tarihten örnekler değil. Bunlar bizim içimizden örnekler. Ve eminim ki bizde de yaşanan fedakârlıklar, gerçekler. Ama hani bazen olur ya, eli kolu tutmaz olur insanın. Bedenen değil, manen, kalben tutulur kalır insan. Bir şey yapamaz, yapmak istemez hale gelir bazen. Şeytan iyice çöreklenir üzerine kalkmasın diye. Devinmesin ve yüreğindeki devinimi hissetmesin diye.
İşte o anlarda genç, inadına kalk yerinden. İnadına yürü, koş. Bir şey yapamıyorsan hizmet et hizmet edene. Bir şey yapamıyorsan ayak ol yürüyemeyene. Bir şey yapamıyorsan sadece gülümse ve hayır dua et eyleme geçebilenlere.
Ey genç, hayat kısa, ölüm gerçek. Nasıl geçer bu ömür her şeyi erteleyerek? Rabbin huzuruna vardığımızda, “Ömrünü nerede tükettin?” diye sorulduğunda ne cevabımız olacak verecek? “Boş vaktinde ne yaptın, sağlığını nasıl kullandın, malını nerede harcadın?” dediğinde Yüceler Yücesi ve cevaplar boğazımıza dizildiğinde bize kim yardım edecek?
Ey genç, nefsini geç, zaaflarını geç, bahanelerini geç, üç günlük heveslerini, kalbinden atamadığın ukdelerini geç. Yürü, koş, hareket et, eyleme geç. Gençsin, sen genç! Damarlarında dolanan kanı hisset! Yirmi bir yaşında İstanbul’a sevdalanan Fatih Sultan ile seksen yaşında surlara dikilen Eyyub el-Ensarî’nin damarlarında aynı aksiyonun dolaştığını hisset. Ömrü at sırtında cihatta geçen Halid bin Velid ile tekerlekli sandalyede dörtnala koşan Ahmed Yasin’in aynı adımları attığını hisset. “Elimden başka bir şey gelmiyor ama kalbimde hiçbir mümin kardeşime kin taşımam” diyen cennet müjdeli, ashabın yaşı büyük delikanlısının dinine hizmet kulvarına dikkat et!
Ey genç, sen çok iyi bir iz sürücüsün. Sen ahir zaman gencisin. Sen peygamberler tarihinden, Asr-ı Saadet’ten, yakın tarihimizden izleri aynı anda takip edebilecek imkânlara sahipsin. Ne olur sen de kımılda. Ne yapabiliyorsan, ne kadar yapabiliyorsan, ne kadar verebiliyorsan Allah yoluna kendini.
Ey genç, iz bırakabilmek için ne olur izleri takip et!
