Evliliğe dışarıdan baktığımızda ömür boyu süren bir mutluluk olduğunu, güzel geçinmeyi içinde barındırdığını saygı ve sevgiye dayalı zevkli bir hayat olduğunu hayal ederiz. Evliliğin içine girdiğimizde ise, hiç de hayal ettiğimiz gibi olmadığını, iniş çıkışlarla dolu zorlu bir hayat olduğunu farkederiz.
Aklımız ermeye başladığı andan itibaren, hayatımız boyunca mutluluğu yakalayabilmek için zorluklarla boğuşup dururuz. Sonunda zorluklarla mücadele etmesini bilen kazanır. Karşı koymasını bilmeyen de ezilip gider... Hayatın her alanında zorluklarla karşılaşıyoruz. Evlilik hayatındaki zorlukların boyutu ise çok daha farklı... Her zorluğun da mutlaka bir çözüm yolu vardır. Zaten mutluluk dediğimiz kavram da bunun sonucunda elde ediliyor.
Bu nedenle zorluklarla mücadele etmek hayatın ta kendisidir. Aslında hiçbir şey zor değildir. Önemli olan zorluğu küçük parçalara bölüp çözümlemesini bilmek... Zorluğun en karmaşık şeklini evlilik hayatında görüyoruz. Umutlarla başladığımız evlilik hayatında zorluklar hiç bitmiyor, biri bittiğinde ise bir diğeri başlıyor. Zorluklar hayatın her safhasında var olduğuna göre, çözümleri de mutlaka vardır. Biz de size bu çözümü anlatmaya çalışacağız. Tek kelimeden ibaret olan bu sihirli kelime hiç de uzağımızda değil. Yanı başımızda, hatta içimizde... Yaşantımızın her alanında kullanıyoruz. Ne yazık ki farkında olmadan bilinçsizce kullanıyoruz. Evet, evlilikteki sorunların can simidi olan bu sihirli kelime, iletişim dediğimiz kavramın ta kendisidir.
İletişimin önemi nereden geliyor?
İletişim, tüm canlılar ve insanlar arasında yüzyıllardan beri süre gelen temel bir olgudur. Hem bireysel, hem kurumsal düzeyde hayatın vazgeçilmez bir özelliğidir. İletişim tarihi, insanlık tarihi kadar eskidir. İnsanın var olmasıyla ortaya çıkan iletişim kavramının temelinde etkileşim, empati, hoşgörü, dinleme ve paylaşma vardır. İlk çağ insanının av macerasını başkalarına anlatmak için etrafa çizdiği resimler, düşmanlarına karşı kazandığı zaferler için ateşin etrafında yapılan danslar, uzaktaki insanlarla haberleşmek için uçurulan kuşlar iletişim ihtiyacını sağlamak için başvurulan yöntemlerdi.
İletişim ve Bilişim çağının yaşandığı günümüzde kitle iletişim araçları dünyayı bir köy haline getirdi. Her haberin dünyanın dört bir köşesindeki insanlara anında ulaşması teknolojinin bugün geldiği noktayı gösteriyor. Her ne kadar teknolojik gelişmeler ve kitle iletişim araçlarının yaygınlaşması "iletişim"i kolaylaştırmış olsa bile bu; insanların bire bir ve yüz yüze kuracakları samimi paylaşımların yerini tutmuyor. İnsanın insanla olan iletişimin en kalıcı ve en etkileyici alanı ise eşler arasında ve aile ortamındaki iletişimdir.
Geçimsizliğin temel nedeni
Evlilik terapistlerine göre, geçimsizliğin temel nedenlerinin başında iletişimsizlik gelmektedir. Evlilik hayatında eşler arasında çatışmaların ve sorunların olması gayet doğal bir süreçtir. Huyların uyuşmaması, ekonomik sıkıntılar, kültürel farklılıklar gibi pek çok nedenden dolayı tartışmalar, hatta kavgalar olabilir... İşte bu durumda iletişim kavramı devreye girer. İnsanın ne tür sorunu olursa olsun "iletişim becerisi" olan herkes eninde sonunda sorunu veya sorunlarını çözüme ulaştırabilir. İletişimle "uzlaşmayı" kastetmiyoruz. İletişim demek karşı tarafı anlama ve kabullenmedir. Çiftler sorunları karşısında uzlaşamayabilirler. Birbirlerini anlayabiliyorlarsa sorunlarını çözebilirler. Eşler arasında "anlayış ve tahammül" yoksa "uzlaşma" olsa bile sonunda çatışır ve kavga ederler.
Kavga etmek de bir iletişimdir. Nasıl bir iletişim oluyor derseniz, tabi olumsuz bir iletişim. Böyle bir iletişim sonunda birbirlerini suçluyorlarsa, birbirlerinin kişiliklerine hakaret ediyorlarsa bu iletişim değil, bilakis iletişimsizliktir. Bu iletişimi savunmuyoruz. Olumlu ve hoşgörülü bir iletişimden bahsediyoruz. İletişim dediğimiz kavram, sadece sözel anlatımdan ibaret değil. Bunun içinde dinleme, göz teması, yüz ifadesi, baş hareketleri, jestler, mimikler ve beden dili gibi pek çok detayları vardır. Bunların tümünü yerinde ve zamanında kullanabilen, sorunlarla baş edebilme gücünü elde eder. Bunun için de kişinin başta kendisiyle barışık olması ve karşı tarafa mesajını olumlu ve etkili bir şekilde ulaştırmasını bilmesi gerekir. Şimdi bununla ilgili önemli olan ilklerden bazılarını maddeler halinde sıralayalım.
Sağlıklı bir iletişim için yapılacaklar
* Önce sorunun ne olduğunu tespit edip araştırın, daha sonra iletişim kurun.
* Maske takmadan olduğunuz gibi davranın. Ya olduğunuz gibi davranın ya da göründüğünüz gibi olun.
* İletişimde amacın uzlaşma değil, karşı tarafı anlama olduğunu bilin.
* Eşinizin veya muhatabınızın iletişim dilini öğrenin.
* Yapmadığınız veya yapamamağınız şeyleri söylemeyin.
* Ne istediğinizi tam olarak bilin.
* Eşinizin sözünü kesmeden sonuna kadar sabırla dinleyin.
* Arada bir espri yapın ama ölçüyü de kaçırmayın.
* Kendinizi eşinizin yerine koyarak iletişim kurun. Empati yapmadan yapılan iletişimin tek taraflı ve ön yargılı olduğunu unutmayın.
* Sözel anlatımla birlikte diğer iletişim davranışlarını da uygulayın.
* Sorunları toptan değil, tek tek konuşun. Bir seferinde tek konuyu tartışın.
* Ses tonunuzu yükseltmeden konuşun. Talimat verme yerine fikrinizi ve çözüm yolunuzu ortaya koyun.
* Eşinizi suçlama yerine sorunun mahiyeti hakkında açıklama yapmasını isteyin.
* Ne kadar iletişim beceriniz olursa olsun sabırlı ve esnek olmadığınız sürece hiçbir sonuç elde edemeyeceğinizi bilin.
* Sorunları tartışırken birbirinizin kişiliğine saldırmayın. Kişilikle sorunu birbirine karıştırmayın.
* Geçmişte yaşanan olayları gündeme getirerek genelleme yapmayın.
* Kendinizi bütünüyle haklı görüp karşı tarafı suçlamayın. Doğrularla yanlışlar arasında orta yolu bulun.
* Körü körüne bir konu üzerinde yoğunlaşıp ısrarcı olmayın. Eşinizin de haklılık payı olabileceğini kabul edin. İşi yokuşa sürmeyin.





