Çocuklarda, özellikle ergenlik dönemlerinde, sıklıkla görülen davranış problemleri, ailelerin ve öğretmenlerin sıkı işbirliği ile üstesinden gelinebilecek davranış değişiklikleridir. Ruhsal tepkimelere yol açan davranış problemleri gerektiğinde bir uzman desteği ile de aşılabilir.
Ergenlik sürecine bağlı olarak gelişen davranış problemleri, ergenin; toplumun temel kurallarına uymak istememesiyle sonuçlanır. Davranış problemi yaşayan çocuklar, yoğun öfke nöbetleri, arkadaş ilişkilerinde problemler ve saldırganlık gibi davranışlar gösterebilir.
Bu dönemde yaşanan problemleri çocuğun içinde bunduğu yaş dönemine, davranışın sıklığına, sürekliliğine ve yoğunluğuna göre değerlendirmek gerekir. 2 yaş döneminde yaşanan öfke, inatlaşma ve vurma davranışları bu yaşa özgü davranışlar olduğundan bu durum bir davranış problemi olarak değerlendirilemez.
Bu durum, diğer yaş dönemlerinde kendiliğinden ortadan kalkabilecek bir davranış biçimidir. Eğer bu davranış biçimi, diğer yaş dönemlerinde de yoğun bir şekilde gözlenmeye devam ederse ve zamanla şiddet içerikli bir şekle bürünürse o zaman normalden sapan bir davranış olarak değerlendirilebilir. Kısa süren ve sıklıkla tekrar etmeyen çocukluktaki davranışlar bir davranış bozukluğunu göstermez. Sürekli ve tekrarlayan bir şekilde devam eden yalan söyleme, öfkeyi kontrol edememe, evden kaçma, çalma, cinsel taciz, fiziksel ya da sözel bir saldırganlık, davranış bozukluğu olarak görülebilir.
Çocukluk döneminde başlayan yalan söyleme, arkadaşına vurma ya da arkadaşının oyuncağını çalma davranışı ilerleyen yaşlarda takip edilmelidir. Bu davranış süreklilik gösterdiğinde ve davranışın şiddeti arttığında bir davranış bozukluğu olarak değerlendirilebilir. Dürtü kontrolü azalabilir. Kendisini güçlü hissetme ve toplumsal kurallara sürekli karşı gelme davranışları artabilir. Başkalarının duygularını önemsememe, güvenliklerini tehlikeye atma, isteklerine cevap vermeme görülebilir.
Sürekli başkasını suçlarlar
Bu tip davranışlar erkeklerde kızlara oranla daha fazla görülür. Okulda, arkadaşları ile ve evde aile içi ilişkilerinde problem yaşarlar. Eğitim başarıları düşebilir, sıklıkla kavga çıkarabilirler. Bu nedenle disiplin sorunu yaşarlar. İntihar eğilimi, madde kullanımı (Sigara vb) ve erken cinsel davranışlar gösterebilirler. Sorunların temelinde kendilerini değil başkalarının olduğunu ifade ederek sürekli başkalarını suçlama davranışı içerisindedirler. Kendi davranışları için hep mantıklı bir açıklama yapma çabası gözlemlenir.
İletişim dili önemlidir!
Bu tip davranışlar gösteren gençlerle kurulan iletişimin sağlıklı olması çok önemlidir. Kızmak, bağırmak, şiddet göstermek bu sorunları asla azaltmayacak ve çözmeyecektir. Aksine bu sorunların şiddetini daha da arttırarak çocuğun sizden daha fazla uzaklaşmasına, kendisi ve çevresi için daha tehlikeli sonuçlar yaratmasına neden olacaktır. Olumlu davranışları üzerinde daha fazla durularak güven ve sevgi çerçevesi içinde bir ilişki kurulması sağlanmalıdır. Eğer bu ilişki tüm çabalara rağmen okul- aile- çocuk arasında kurulamıyorsa bir uzman desteği almak çok daha sağlıklı olacaktır.
Ruhsal değişiklik...
Ergenlik döneminde, en önemli gelişimlerden birisi de düşünsel alanda yaşanan gelişimlerdir. Ergen, artık soyut düşünebilme yetisini kazanmaya başlar. Bu da kendisinin dışındaki dünyayı daha farklı ve çok boyutlu algılamasına olanak sağlar. Karşılaştığı olayları sorgular. Yeni fark ettiği toplumsal çatışma ve istekler, ergenin kafasını karıştırır ve bu çatışmalar kendisini huzursuz eder. Ergenlik gelişiminin sonraki evrelerinde (17 yaşı) düşüncelerindeki seçenek sayıları artar. Gelişen istekler onu hem aile içerisinde hem kendi içerisinde huzursuz eder. "Benim cep telefonum neden yok" gibi istekler buna örnek gösterilebilir.
Ailesiyle çatışabilir
Ergenlik sürecini yaşayan çocuklar, aile üyelerinin tamamı ile problem yaşar. Ergen ailesiyle çatışabilir. Çatışma ve uyumsuzluk nedenleri, genellikle bağımsızlık isteği, eğitim başarı durumu ve arkadaşlık ilişkileri üzerinden gerçekleşir. En ufak itirazlara ve yönlendirmelere, sert tepkiler verirler.
Marka tutkunu olurlar
Ergenlik, elde etmek istedikleri sosyal statüyü bir şekilde karşılama amacına dönük hareket ederler. Toplumda kabul görmek için, kendilerini daha kaliteli ve ‘kabul edilebilir‘ sunma gayretindedirler.
Aileler ne yapabilir, çözüm önerileri nelerdir?
Ergenlik süreci yaşayan çocuklar, her fırsatta özgür ve bağımsız olmak istediklerini dile getirirler. Aileler öncelikli olarak, çocuklarının üzerinde bir baskı olmamalı, çatışmaları büyütecek söylemlerden uzak durmalıdırlar. Bu süreçte ergen, kendisinin yerine karar alınmasına tahammül gösteremez. Ancak aileler yine de ergeni başıboş bırakmamalı, almak istedikleri kararları ona söylettirmelidirler. Ailelerin söyledikleri ile yaptıkları arasında, ergenin görebileceği tutarsızlıklar ve farklılıklar olmamalıdır. Unutmamak gerekir ki gençler, duyduklarını değil, gördüklerini uygulamaya koyarlar. Dışarıya açılmaya çalışan gencin üzerinde baskı kurmak, onu ailesine daha fazla yabancılaştıracaktır. Buna dikkat etmek gerekir. Ergeni, aile ile ilgili karar alma mekanizmasına katmak, kendisine güveni sağlayacaktır. Ayrıca bu durum, saygı gördüğünü görmesine vesile olacaktır. Statü sahibi olduğunu hissedecektir. Ailelerin genellikle düştüğü hata olan eleştiri dilinin iyi ayarlanamaması, ergeni ailesinden daha da uzaklaştırabilir. Doğrudan kişiliğine yönelik bir dil kullanımı, ergende suçlandığı hissi uyandıracaktır. İnisiyatif alması konusunda yardımcı olunmalıdır. Hata yapıyor olsa bile, kendisine güvenildiği, kendisine hissettirilmelidir.
Ergen, yaptıklarından vazgeçirilmek için zorlanmamalıdır. Daha çok ikna edilme yolu denenmelidir. Ergen, her şeye rağmen ailesi tarafından sevildiğine ikna edilmelidir. Aksi takdirde, ailesiyle ilişkisi daha derin yaralar alabilir.


