T
arihte neler olduysa, bundan sonra da sadece o olacaktır.
Osmanlı İmparatorluğu nu yıkmak isteyen dış güçler II. Abdülhamit e I. Meşrutiyet i ilan ettirmiş ve azınlıkların güçlü bir şekilde yer aldığı bir meclis kurdurmuşlardı. Bin sene önceki ilmihalleri anlamadan ezberleyen mollaları emirlerine alarak imparatorluğu yıkacaklardı. Abdülhamit meclisi kapattı, onun yerine okullar ve üniversiteler açtı. Batılılar buna karşı çıktılar.
1900 lara gelindiğinde Türkiye de artık hem Batı yı hem İslâmiyet i bilen bir kadro yetişmişti. Açılan mecliste artık azınlıkların borusu ötmüyordu. Çünkü iki uygarlığı da bilen kadro göreve gelmişti. En önemlisi, bu kadronun her iki uygarlığı bilmesi sayesinde Türkiye de "III. bin yıl uygarlığı"nın temellerini atan aydınlar yetişti.
1910 larda imparatorluğu yıktılar. Batılılar savaşarak yıktılar. Osmanlı Hanedanı nı tasfiye ettiler. Çünkü artık imparatorluklar dönemi sona ermişti. Türk halkı "kuvvayı milliye" olarak teşkilatlandı, kişilere değil kendisine güvendi. Böylece bugünün demokrasisinin temeli o zaman atıldı. Çünkü o teşkilat sonra savaşı kazanacak, cumhuriyeti ve demokrasiyi getirecektir. Bugünkü demokrasi mücadelesi de o "kuvvayı milliye ruhu"nun devamıdır.
1920 lerde ise Türkiye beklenmedik başarılara imza attı: 1) İstiklal Savaşı nı kazandı. 2) Lozan Anlaşması nı yaptı. 3) En önemlisi, 900 yıllık Anadolu yu İslâmlaştırma mücadelesinin sonucunu aldı. Türkiye nin yarısı azınlıklardan oluşurken, yüzde doksanının Müslüman olduğu halk hâline geldi. Bugün bu nisbet yüzde 99 u geçmiştir. İnkılaplarla İslâmiyet baskıya alınmış, ama halkı Müslümanlardan oluşmuştu. Sonra bu baskı artacak ve Türkiye hem inkılaplarla Batı yı öğrenecek, hem de İslâmiyet i terk etmeyecek, hattâ İslâmiyet i daha iyi anlayacaktı.
1930 lara geldiğimizde yeni hamle yapılmıştır. "Muasır medeniyetin fevkine çıkılması" hedefleniyordu. Bu hedef ve karar basit bir karar değildir. Çünkü imparatorluk yıkılmış ve Lozan la Türkiye Anadolu ya hapsedilmişti. Böylece Türkiye etkisiz basit bir devlet hâline getiriliyordu. Oysa III. bin yılda etkin devlet olmak için büyük toprağa değil büyük ilme ihtiyaç vardı. Türkiye artık müsbet ilimde dünyaya ışık saçacak ve etkin devlet olacaktı. Bugün nüfus bakımından Avrupa nın büyük devletleri arasında yer aldık.
1940 lara geldiğimizde Türkiye Batı tarafında kaldı. Demokrasiyi benimsedi. Böylece Türkiye artık tek partili dayatmacı devlet olmaktan çıkıp demokratik devlet olmayı kabul etti.
1950 lerde CHP yi çökerttiler ve Demokrat Parti yi getirdiler. Türkiye yabancı sermayeyi getirecek, yeniden borçlanacak ve böylece bu devlet de elli sene sonra yıkılacaktı. Ayrıca ahlâksızlık yaygınlaştırılarak Türk halkı İslâmiyet ten uzaklaştırılacaktı. Türkiye bu dönemde sanayi dönemine geçti. Başbakan Adnan Menderes de "Türkiye Müslümandır, Müslüman kalacaktır." dedi. Kendisi idam edildi ama Türkiye onun dediği gibi oldu.
1960 darbesi halka karşı yapıldı ama biz halk olarak o dönemde ilk teşkilatlanmalarımızı oluşturduk; partiler, kooperatifler, vakıflar ve dernekler kurduk.
1970 darbesi de bize karşı yapıldı ama ondan sonra biz iktidara ortak olduk.
1980 darbesi özellikle bize karşı yapıldı, hapishanelere gittik ama ondan sonra Turgut Özal hükümeti kurdu; Özal bizim milletvekili adayımızdı. İktidar bize geçmişti.
1990 lerde iktidarı biz kurduk...
2000 lerde anayasa ekseriyetiyle iktidar olduk...
2010 larda "Millî Görüş ve Adil Düzen" iktidar olacak demektir.