Meşhur fıkradır… Temel, Yahudi’nin birini yakalamış ve
başlamış dövmeye… Bir yandan da, “Siz Zekeriya peygamberi nasıl kesersiniz
Nasıl kesersiniz ” diye bağırıyormuş. Temel’in saldırısının nedenini çözmeye
çalışan, bir yandan da yediği dayaktan muzdarip Yahudi, “İyi de be adam, o
senin dediğin yüzyıllar önceydi Şimdi beni niye dövüyorsun ” diye sormuş. Temel,
bir an duraksamış, “Olsun” demiş, “Aha ben yeni duydim”
Muhteşem Yüzyıl’la, Kanuni Sultan Süleyman ile ilgili
Başbakan Tayyip Erdoğan’ın değerlendirmeleri de bize bu fıkrayı hatırlattı. İş
işten geçmiş, iki sezondur insanların zihinlerini iğdiş eden yapım, belli bir
aşamaya ulaşmış, reytingi oturmuş, seyircisini bulmuş, hatta her hafta reyting
raporlarında en tavana yapışmış bir dizi.
Defalarca yazdık çizdik… Osmanlı tarihi böyle yansıtılmaz.
Osmanlı tarihi böyle aktarılmaz...Osmanlı, cihadın medeniyetidir, Osmanlı
şeriatın medeniyetidir, şeri hükümlerin medeniyetidir. Bu medeniyette, ahlaka
muğayir bir unsur bulabilmek mümkün değildir. Osmanlı Padişahları, İslam
hukukunun en keskin kılıcı olma yolunda, İslam hukukunun en şiddetli şekilde
uygulanması noktasında kılı kırk yaran bir anlayışla hüküm ferma olmuşlardır.
Muhteşem Yüzyıl olarak zihinlerimizi dejenere etmeyi
planlayan dizi ise Padişah’ın harem odası, Sadrazam’ın uçkuru, Şehzadelerin
uçkur düşkünlüğünü ele almaktan başka bir şey yapmıyor. Osmanlı’nın yükselişte
olduğu bir dönemde, Viyana kapılarına dayandığımız, cihadın en yaygın bir
şekilde uygulandığı bir süreçte, Osmanlı Sarayını bu şekilde gösteren dizinin,
mahremiyet algısını yok ettiğini defalarca vurguladık.
Türlü entrikalar, türlü desiseler, ayak kaydırmalar ve
Osmanlı Sarayındaki tüm mahrem gelişmeleri, çok çirkin bir şekilde yansıtan bu
dizinin ecdadımızla ilgili zihinlerimizde kara bir tortu bırakma niyetiyle
hareket ettiğini, tarihe kara bir sayfa açmaya çalıştığını ifade ettik. Fakat,
bu dizinin yapımcıları ve senaristler, esinlenme kılıfıyla tarihimizi bize kara
bir sayfa olarak aktarmaktan geri kalmadılar. Defalarca RTÜK’ü göreve davet
ettik. RTÜK’ün “İffeti değil şehveti başrole koyan” bu tür yapımlara okkalı
cezalar vermesi gerektiğini, eğer böyle yapılmazsa, ahlak kavramının toplumsal
genetik kodlarımızdan silineceği gerçeğini vurguladık.
Ve, şimdi en üst perdeden Başbakan Tayyip Erdoğan, “Bizim
ecdadımız böyle değildi. Onlar hayatlarını at sırtında geçiriyorlardı” diye
ahkam kesiyor. İyi de şimdiye kadar neredeydiniz
Bir bölümünü bile seyredip bu saçmalığı RTÜK’e şikayet etmek
aklınızdan geçmedi mi
İnsanların zihinlerini şartlandıran, insanların mahremiyet,
maneviyat, ahlak algısını yok eden sadece bu yapım değil ki!
Kötülükleri sıradanlaştıran, kötülükleri içselleştiren,
mahremiyeti yok eden, maneviyatımızı dejenere eden ekranlarımızdaki diğer
dizileri nasıl ele alacaksınız
Türk toplumunun aile yapısını rencide eden bu yapımların
tamamıyla ilgili ne tür bir düzenleme yapacaksınız. Dizi sektörü ortaya çıktığı
günden bu yana bu toplumun maneviyat atmosferini çürütebilmek için var gücüyle
çabalıyor. Normal şartlar altında insanın başına geldiğinde aile faciası
çıkarabilecek tüm unsurlar çok normal, sıradan işlermiş gibi gözümüzün içine
sokuluyor.
Evlerimizin en mutena köşesine yerleştirdiğimiz
televizyondan her gece türlü fuhşiyat, rezillik ve kepazelik gönül kapılarımızı
çalıyor, gözlerimizi karalıyor, vicdanlarımızı yaralıyor.