Haçlılar yüzyıllar boyunca hep Müslümanları düşman bellemiş, tüm çabalarını bu yönde sergilemişlerdir. Yüzyıllar öncesinden Kilise’nin organize ettiği ve yönlendirdiği Haçlı Seferleri aslında Haçlıların İslam düşmanlığının ilk olmasa da organize önemli saldırılarındandır. Uzun yıllar devam eden Haçlı Seferleri son bulmuş olsa da Haçlıların Müslümanlara düşmanlığı ve İslam dünyasına yönelik saldırıları son bulamamıştır. Osmanlı İmparatorluğu’nun parçalanması da aslında Haçlıların İslam dünyasını başsız ve yalnız bırakma harekâtıdır. Günümüzde Haçlıların İslam dünyasına yönelik hareketi Avrupa Birliği adı altında örgütlenmiş olmakla birlikte tam bir Haçlı ittifakıdır. Bunun açık ifadesi, aralarında bir tek İslam ülkesinin bulunmuyor olmasıdır. Türkiye’nin uzun yıllar kapıda bekletilerek üyeliğe kabul edilmeyişi ise olayın bir başka boyutudur.

                Bölgemizde ve İslam dünyasının tümünde yaşanan terör eylemleri ve terör örgütlerinin çıkardığı çatışmaların hemen hepsinin arkasında Haçlıların olduğunun bilinmeyen bir yanı yoktur. Terör örgütlerini çeşitli yollarla örgütleyip İslam ülkelerinin başına salmaları hep Haçlıların İslam dünyasını çatışma içinde tutmanın ve bunun sonucu olarak da birtakım Müslüman ülkelerin gafletle ya da birtakım maşaların kullanılması ile ülkelerindeki saldırı ve çatışmaların arkasında bulunan sömürgeci ülkelerden yardım istemeleri de sanıyorum sömürgecilerin, bir diğer ifadeyle Haçlıların İslam dünyasını sömürmelerini kolaylaştırmaktadır.

                Tüm bunlar sürekli yaşamakta olduğumuz örnekleri İslam dünyasının her köşesinde yaşanıyor. Afganistan yıllardan beri iç çatışmalarla güç kaybederken, Yemen, Irak ve Suriye gibi ülkeler de aynı çatışmaların adeta üssü haline gelmiş, getirilmiş durumdadır. Öncelikli olarak İslam dünyasında birtakım farklılıkları körükleyip, bu hususta her türlü desteği teröristlere sağlayarak İslam dünyasını sürekli çatışma ortamı haline getirdikten sonra arkasından da birer kurtarıcı gibi ortaya çıkmakta… Ne yazık ki, birtakım terör örgütleri kendi ülkelerini Haçlıların kolay lokması haline getiriyorlar. Bunun da ötesinde İslam dünyasının en fazla ihtiyacı olan birlikteliğinin önü kesiliyor, Haçlılar oluşturduğu ortak yürüyüşünü sürdürürken İslam dünyası sürekli olarak çatışmaların merkezi haline getiriliyor.

                Haçlı ittifakının karşısında İslam ittifakının oluşturulamayışı Haçlıların işine yarıyor, İslam dünyasının zenginliklerinin sömürüsü kolaylaşıyor. Bu gafletten kurtulmadığımız sürece İslam dünyasının yer altı ve yer üstü zenginlikleri kendi insanlarının değil. Haçlı ittifakının çıkarlarına ve refahına hizmet etmeyi sürdürecektir.

                Hafta sonu karşılaştığım samimi bir okuyucum o gün ne yazdığımı sordu, ben de yanımdaki gazeteyi kendisine uzattım. Yazımın başlığı ABD’nin bölgemizdeki terör örgütlerine yönelik desteğine dairdi. Arkadaş başlığa baktı ve, “Bunları boş ver ağabey, yaşadığımız pahalılık ve sefaleti yaz” dedi. Elbette insanımızın sorunu öncelikli konumuz ama terör örgütlerinin bölgemize yönelik saldırılarının temelinde de sömürgeci güçlerin uygulamaları olduğunu görmezden geldiğimiz, hâlâ ülkemizi yönetenlerin her fırsatta, “Nihai hedefimiz AB üyeliği” söylemlerini sürdürmeleri devam ettiği sürece farkına varmadan Haçlı ittifakının sömürüsünü kolaylaştırmış olduğumuza dikkat çekmemiz gerekiyor. Bu sömürü çarkından kurtulmadan sömürgeciler ellerini sallayarak İslam dünyasına yönelik eylemlerini sürdürecek, bir türlü Haçlı ittifakı karşısında İslam ittifakı sağlanamayacaktır. Bu bakımdan öncelikli olarak olayların görünen kısmı ile oyalanıp, görünmeyenlerini insanlarımızın bilgisine sunmadan yapılabilecek fazla bir şey kalmıyor.