Vahşi kapitalizmin insanların ruhunu esir aldığı dünyamızda, herşey madde ile ölçülür hale geldi.
Batılı insanın içinde bulunduğu konforizmin sömürge bataklıklarından beslendiği, dünya üzerinde uygulanan şeytani sinsi ve kirli rekabetle kazanıldığı konusu ayrıca sorguya muhtaç. Fakat, bizim üzerinde durup düşünmemiz gereken konu şu: Sanayi devrimini aşmış, bilişim teknolojisine ulaşmış batıyla rekabet etmek için biz ne yapıyoruz 1970 li yıllarda ürettiğiniz şeyin ne olduğu önemli değildi Ne üretirseniz pazarını buluyordunuz ve satıyordunuz. 1980 li yıllarda ürettiğiniz şeyi kaliteli yaparsanız rekabet edebileceğiniz bir süreci beraberinde getirdi. 1990 lı yıllar ise, farklı ürünler yaparak ayakta kalabileceğiniz bir dönem oldu. 2000 li yılların konsepti ise bambaşkaydı: Emsalsiz, benzersiz ürünler yapıp pazara sokma gerekliliği. Bu süreç, firmaların, müteşebbislerin sert rüzgarlar esen rekabet zeminine, yepyeni ürünler koyma zorunluluğunu getirdi. Araştırma-Geliştirme departmanlarının kurulmas, spesifik ürünler geliştirilmesi zorunluluğunu ortaya koydu. Bu süreç, pederşahi şekilde yönetilen, dededen, babadan miras firmaların profesyonel şekilde yönetilmesi, geliştirilmesi, büyütülmesi ve rekabet şansının artırılması gerekliliğine dayandı.
Bugün Anadolu nun farklı bölgelerinde faaliyet gösteren küçük ve orta ölçekli işletmelerin, gerek Türkiye, gerekse dünya pazarında rekabet şansı yakalayabilmesi için, kaliteli ve seri imalat dışında, çok ince pazarlama stratejileri geliştirmeleri zorunluluk olmuştur.
Bunu yapabilmeleri için de firmaların hem yapısal, hem finansal hem de kurumsal problemlerini çözmeleri şarttır. Çok iyi üretim yapmak, kaliteli yapmak her zaman kâr getirmez Üretilen şeyin doğru pazarlara, doğru yöntemlerle ulaştırılması, benzer ürünlerle fiyat avantajı sağlayacak şekilde pazarlanması gerekir. Bu bağlamda, özellikle son dönemde Anadolu da benzer sektörlerde faaliyet gösteren küçük ve orta ölçekli işletmelerin global pazarlarda rekabet avantajı yakalayabilmeleri için işbirliği ve güçbirliği yapmaları zorunluluğu doğmuştur. Kurulduğu ilk günden bu yana, Anadolu sermayesinin sesi, soluğu, nefesi olan MÜSİAD işte bunları yapmaya çabalıyor Anadolu kaplanlarının global pazarlarda rekabet avantajı yakalayabilmesi, üretim, kalite ve pazarlama vizyonlarının doğru konulması yönünde stratejiler üretiyor. Kim ne derse desin, Avrupa nın "doğal pazar" olarak gördüğü Türkiye de, kendi yağıyla kavrulmaya çalışan işletmelerin ürettiği değerleri rekabet avantajına dönüştürecek hamleler yapıyor. MÜSİAD ın bu seneki IBF ve Fuarında, o sımsıcak bayram havasını estiren standlarında dolaşırken hep bunları düşündük. İhmal edilen İslam ülkeleriyle ticaret zeminlerinin doğru şekilde kurgulanması Global pazarlarda rekabet için, işbirliği ve güçbirliği yapılması Körfez ülkelerinde biriken sermayenin, Avrupa ve Asya kıtaları arasındaki köprü konumuyla stratejik önem arzeden Anadolu topraklarında yatırıma dönüştürülmesi MÜSİAD, bu açılımı yapabilmek için elinden geleni yapıyor Yapmaya devam edecek Başkan Ömer Bolat, bu seneki fuarın hedefine ulaştığını belirterek, "Çıtayı daha da yükselteceğiz" diyor.
Durmak yok!