Tüm ülkelerin uzun ve kısa vadeli dış politikalarında belli "Kırmızı çizgileri" vardır ve  ülkelerin dış politikalarının esasını da bu kırmızı çizgiler oluşturur. Bunun dışındaki gelişmeler ise zamana ve şartlara göre değişiklik arzedebilir.

Peki Türkiyenin dış politikadaki kırmızı çizgi ya da çizgileri var mıdır

Bu soruya hemen "Evet.. Vardır" demek pek mümkün değildir. Zaman zaman günlük gelişmelere göre sertleşiyor olmamızda o konuda sahip olduğumuz kırmızı çizginin bir sonucu değildir. Tepkimiz anlık öfke kabarmalarının dışa vurumundan ibarettir.

Söz gelimi Ermeni soykırımı iddiaları ile ilgili kırmızı çizgimiz var mıdır Bu tür iddiaları dile getiren, Meclislerinde tartışmaya açan ülkelere karşı belirlenmiş bir tavrımız oluşmuş mudur

Yaptığımız iş herhangi bir ülkede Ermeni soykırımı iddiaları gündeme getirildiğinde öfkelenmek ve öfkeyle bağırıp çağırmaktan ibaret. Halbuki daha işin başında Ermeni soykırımı iddiaları ile ilgili olarak net bir tavır belirlemiş ve belirlenmiş olan bu tavrımızın gereğini söz konusu iddiaları ilk defa gündeme taşıyan ülke ya da ülkelere karşı uygulamaya koymuş olsaydık sanıyorum bu iddiaların kökü yıllar önce kazınabilir, en azından ülkeler planında mesele parlamentolara taşınamazdı. Bu yapılmadı.. Ne zaman konu gündeme gelmiş ise cılız protesto açıklamaları ile mesele geçiştirildi ve Batı dünyasına bu konuda kesin kararlı olmadığımız, gerektiğinde yaptırım uygulamaya varacak bir tepki göstereceğimizi anlatamadık.

Şimdi ise konuyu hem Meclislerine taşıyıp hem de, "Siz Türkiyenin sert çıkışlar yapmasına bakmayın. Biraz  bağırırlar ondan sonra da meseleyi unutmaya terkederler" şeklinde açıklamalar yapıyorlar. Sanıyorum bu tür açıklamalar konuyu Meclise taşımaktan insanı daha çok incitiyor. Ve bunun tek sorumlusu da muhataplardan çok bizim uyguladığımız dış politikalardır.

Elbette ki bunları söylerken bir anda tüm Batı dünyasına savaş açmamız gerektiğini söylüyor değilim. Ama, daha işin başından itibaren Ermeni soykırımı iddialarını gündeme taşıyan ülkelere gerektiğinde savaş bile açılabileceği intibaını verebilmiş olsaydık sanıyorum şimdi bu kadar üzülmezdik.

Olay elbette sadece Ermeni iddiaları ve bu iddialara bazı ülkelerin sahip çıkmasından ibaret değil.

Benzer durum komşularımızla ilişkilerimizde de söz konusu. Mesela, bu ülkeyi yöneten iktidarlar yıllardan beri Irakın toprak bütünlüğünden yana olduğumuzu açıkladılar. Irakın bölünmesine izin verilmeyeceği yüzlerce, binlerce kez tekrarlandı. Ama, Irak işgalinin ardından ABDyönetimi bu ülkenin üçe bölünmesini gündeme getirdi ve şu anda Irak fiilen ikiye bölünmüş durumda olmasına rağmen ne yapıyoruz Kuzey Irakta ABD tarafından oluşturulmuş yönetimin izni olmadan terör örgütünün üzerine gidemiyoruz. Üç yıldan beri de ne zaman terör canımızı yaktığında ayağa kalksak ve sınır ötesi operasyonu gündemimize alsak ABD, "Oturun orturduğunuz yerde" diye hareketimizi engelliyor.

Belli ki bu konuda da muhataplarımızı söylediklerimizin ciddi ve hayata geçirme hususunda kararlı olduğumuza inandırabilmiş değiliz.

Peki böylesine belirsizliklerin hakim olduğu bir dış politika ile ülkemizin çıkarlarını koruyabilir miyiz

Şu ana kadar bu politikanın ülkemizin çıkarlarını koruma hususunda yanlış olduğunu görmedik mi

Sınır ötesi operasyon için Meclise tezkere sevketme kararı aldığımızda bile yapılan açıklamalarla "Biz tezkereyi sevkediyoruz, Meclisin onayını alacağız ama tezkerenin verdiği yetkiyi kullanma hususunda ısrarcı değiliz" havası estiriyoruz.

Böyle politika olur mu Olursa da bu politikaya bağımsız dış politika denebilir mi