Her okulda din kültürü ve ahlak bilgisi dersi var ve zorunlu. Bu açıdan güzel.

Fakat gelelim bu dersi veren kişiler ne anlattıklarının bilincindeler mi?

Misyonlarının farkındalar mı?

Yani kendileri sıradan bir öğretmen değiller, onlar okulda aynı zamanda İslam ı da temsil diyorlar. Çocuklar onlara bakarak İslam hakkında olumlu ya da olumsuz bir kanaate sahip oluyorlar.

Ama maalesef bir çok okuldaki din dersi hocaları taşıdıkları sorumluluğun bilincinde değil. Kendilerini diğer öğretmenler gibi görüyor, maaş hesabı, ek ders hesabı yapıyor, derslerinde çocuklara bir şeyler anlatma ıstırabını taşımıyor, çocukların kalbini kazanma telaşında olmuyorlar.

Hatta diğer öğretmenlere uyarak, öğrencilere kötü örnek oluyorlar, onlara bağırıp çağırıyorlar, derslerini bir not verme aracı olarak kullanıyorlar. Çocuklara bir şeyler anlatma endişesi taşımadığından bugün liseyi bitirenler Kelime-i Tevhidi dahi bilmiyor.

Yeni din dersi öğretmeni olan birisi bana ne yapması gerektiğini sorduğundan ona müfredatın peşinden gitme. Temel İslami konulara odaklan. Özellikle Kelime-i Tevhidi çok iyi anlat. Mezhep tartışmalarına alevi/sünni konularına dalma. Çünkü sınıfta her fırkadan insanlar olabilir. İslam ın kardeşlik ve vahdetini anlat.

Mümkün oldukça sınavını en kolay şekilde yap. Çocukların notları yüksek olsun ki derse karşı muhabbetleri artsın. Öğrencilere kesinlikle vurma, bağırma ve kızma. Onları anlamaya çalış dedim. Maalesef din dersleri var ama din dersini öğreten misyon sahibi insan yok.

Sanki öğretmenler bu işi para için yapıyorlar. Para için bu işi yapanlar lütfen öğretmen olmasın. Bizim zamanımızda öğretmenlik bir misyon işiydi. Para için yapılmaz. Şimdiki gençlerin tüm düşüncesi para, araba, ev, avrat... başka bir şey yok...

Öğretmenlik meşakkatli ve özverili bir görevdir. Gelecek nesiller sizin elinizdedir.

Özellikle din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenlere çok görev düşüyor. Yaptığınız işe çok dikkat edin. Çevrenizde kontrolsüz giden din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenleri uyarın. Eğer zararları dine dokunacaksa bu işi yapmasınlar...

Öğretmen Kalitesini Artırmak İçin Öneriler

Bir milletin geleceği öğretmenlere teslim edilmişken acaba öğretmenlerimiz bu gelecek ve sorumluluk bilincinde midir? Bu soruya tabiî ki olumlu cevap veremeyeceğim. Ayrıca, öğretmenlerimizin donanımı, bilgisi ve psikolojisi bu görevi yapmaya müsait mi Buna da olumlu cevap vermem mümkün olmamaktadır.

Peki, bütün bu sorunlara karşı nasıl bir önlem alınmalıdır?

1. Öğretmenlere alan bilgisi eğitimi sıkı bir şekilde verilmelidir.

2. Öğretmenler, devlete kapağı attıklarında ömür boyu burada kalma garantisini ellerinde almak gerekir. Bu garanti onları tembelliğe ve hatta taşrada öğretmen evlerinde sabahtan akşama kadar okey oynamaya götürmekte, kendilerini geliştirme, eğitim seviyelerini artırma, alanlarındaki gelişmeleri takip etme ve öğrencilerle ilgilenme gibi konulara hiç bakmamaktadırlar. Bu nedenle önerim, batıda olduğu gibi öğretmenlerin 3 yıllık sözleşmelerle göreve alınmasıdır. Bu üç yılın sonunda yapılacak imtihan veya bu üç yılda gösterdikleri performansa göre sözleşmelerinin yenilip yenilemeyeceğine karar verilmelidir. Bu baskı öğretmenlerin mesleklerine asılmasına, öğrencilerle ilgilenmeye ve kendilerini geliştirmeye yöneltir.

Başarsız olan, kendisini yenilemeyen öğretmenleri sistem taşımasın. Kapının önüne koysun. Amacımız gençleri inşa etmek, öğretmenlere iş bulmak değil.

3. Okullarda ekstra kursların açılmaması, açılacaksa da burada okul öğretmenleri değil, dışarıdan sözleşmeli öğretmenlerin istihdam edilmesi sağlanmalıdır. Bu durum hem dışarıda işsiz kalmış olan öğretmen adaylarının bir şekilde sisteme dahil olmasını sağlar ve hem de onların da ekonomisine katkıda bulunmuş olur. Devlet, kendi memurunu sürekli kalkındırmaya çalışması kadar taraftar ve ayrımcı muamele kadar zalim bir şey yoktur.

4. Öğretmenler de diğer memurlar gibi tam gün mesai yapmalıdırlar. Okulda öğretmenler için odalar tahsis edilmeli, burada yazılılarını okumalıdırlar. Hatta klasik yazılı okuma olayı bile ortadan kaldırılarak tamamen test (bir tanesi klasik olabilir) yapılıp bunu da optik okuyucuyla okutarak öğretmene akşamları evde yazılı okuyorum bahanesi elinden alınmalı, optik okuyucunun okuduğu sınavlar otomatik bilgisayara yüklenmelidir.

5. Performansı düşen öğretmenler geçici kurslara alınmalıdır. Bu durum üç defa tekrar edilmesi durumunda geçici olarak uzaklaştırılmalıdır.

6. Sinirli olan, öğrenciye bağırıp çağıran öğretmenler psikolojik denetime tabi tutulmalı, rehabilitasyon merkezlerine gönderilmeli, burada öğretmenin psikolojik sorunları çözülmeli, görev yapıp yapamayacağı buradaki uzman doktorun vereceği rapora göre düzenlenmelidir.

7. Okullardaki idarecilik profesyonel bir iş olmayıp belli bir kıdeme ulaşmış olan öğretmenler arasında 5 yıllık nöbetler şeklinde olmalıdır.

8. Üniversitelerle anlaşma yapılmalı, tüm öğretmenler alanlarıyla ilgili zorunlu akademik kariyer yapması sağlanmalıdır. Her akademik kariyer maaş ve derece olarak yansıtılmalıdır.

9. Öğretmenlerin alanlarıyla ilgili yazı ve makale yazmaları teşvik edilmeli ve hatta zorunlu tutulmalıdır.

10. Özellikle lise öğretmenlerinin kendine ait odaları olmalı, öğrencilerle ödev çalışması yapmalıdır.

11. Öğretmen atamalarında öncelik her öğretmenin kendi bölgesine atanması sağlanmalıdır.

12. Bir öğretmene düşen öğrenci sayısı ve sınıflardaki öğrenci sayısı makul seviyeye çekilmelidir.