Ergenekon soruşturması münasebetiyle öyle olaylar ve bu olaylarla bağlantılı kişilerle karşılaşıyoruz ki insan şaşırıp kalıyor. Aslında Ergenekon soruşturması kapsamında gün ışığına çıkan bir takım bilgi ve belgeler genellikle bilinmeyen hususlar değildi. Ancak, biliniyor olmasına rağmen kimse üzerine gitmiyordu ve tartışmaya da açmıyordu. Sanki devlet içindeki illegal bir yapılanmanın tüm yaptıkları normalmiş gibi karşılanıyordu. Bir başka ifade ile legal yollardan yapılamayan bazı eylemlerin illegal yollardan yapılması toplumun bir kesimi tarafından devletin yüksek çıkarlarını korumak gibi algılanıyor ve böyle takdim ediliyordu. Hatta, bazı cinayetlerin sorumluları bir kesim tarafından kahraman bile ilan edilebiliyordu. Kısacası kim neyin peşinde, devlet bu işin neresinde ya da ne kadar içinde soruları hep havada kalıyordu.
Peki Ergenekon soruşturması geçmişten günümüze gelen bir takım eylemleri tüm boyutları ve arkasındakileri ile birlikte açığa çıkartabilecek mi Doğrusunu söylemek gerekirse bir takım olaylar devletin bazı noktalarında bulunan görevlilerin bilgisi dahilinde meydana gelmişse bu soruşturma ile olayın dibine inmek mümkün olabilir mi
Bize göre olamaz.. Çünkü buna bazıları izin vermez, bazıları da tüm sorumluların ortaya çıkartılmasını göze alamaz. Bunun işaretleri de görülmeye başlandı. Tutuklu iki paşanın cezaevinde TSK adına ziyaret edilmesi bunun bir işareti olamaz mı Hemen belirteyim ki cezaevinde tutuklu olarak kim bulunursa bulunsun suçlu ilan etmek yanlıştır.. Kararı verecek olan mahkemelerdir. Kimsenin kendisini mahkemelerin yerine koyma yetkisi olamaz. Bu bakımdan cezaevinde bulunan emekli paşaların ziyaret edilmesinin yanlış bir tarafı yoktur. Ama, ilk gelen haberlere göre bu ziyaretin TSK adına yapıldığı açıklanmıştır. İşte yanlış olan ve insanı Ergenekon olayının sonuna kadar gidilemeyeceği düşüncesine sevk eden de budur.
Halbuki, bu memlekette daha çok uzak sayılamayacak bir geçmişte Adalet Bakanı cezaevinde bir tutukluyu ziyaret etti diye kıyamet kopartılmıştı. Kaldı ki, Adalet Bakanı nın yaptığı kişisel bir ziyaretti.
Bu tespitin ardından önce görüntüleri televizyonlara yansıyan Nuri ve Vedat Ergin kardeşlerin Uşak Cezaevi isyanı sırasında cezaevinin penceresinden söylediklerini dinledik ve ardından konu gazetelere yansıdı. Bu görüntüler yıllardan beri kimlerin elindeydi de şimdi ortaya çıktı Cezaevi isyanını gazeteciler izlememiş, Ergin kardeşlerin sözlerini duymamışlar mıydı Ya da duymaları nasıl engellendi Olay yerinden gazeteciler uzakta tutuldukları için bu sözleri duymaları mümkün olmamış olabileceği gibi duydukları halde duymamaları sağlanmış da olabilir..
Aslında bunlar da çok önemli değil.. Belli ki isyan sırasında içeride birileri olayları görüntülüyorlarmış.. Bir yandan pencereden insanlar atılıyor, hatta önce bıçaklanıp sonra pencereden aşağı fırlatılıyor, yani tam bir can pazarı yaşanıyor öbür yandan birileri olayları görüntülüyor.. Ve bu görüntüler yıllarca gizli kalıyor.
Olayın esas boyutu ise Nuri ve Vedat Ergin kardeşlerin söyledikleri.. Adeta devlete meydan okuyuşları.. "Mustafa Duyar ı bana devlet öldürttü" sözleri ve emri de Veli Küçük ün verdiği iddiaları.. Mustafa Duyar kim Sabancı nın katillerinden biri.. İnsan hemen sormadan edemiyor: Devlet adam öldürtür mü, öldürtürse devlet olabilir mi
Tüm bu gelişmeler olurken gündeme laikliği korumak adına partilerin kapatılması geliyor. Dikkatler başka noktalara çekiliyor. Devir teslim törenlerinde yapılan konuşmalarda hala devlet içindeki devlet kimsenin dikkatini çekmiyor ama, rejimin tehlikeye düştüğü gibi bir takım söylemler dillendiriliyor.
Sanıyorum bu noktada bir husus dikkati çekiyor. Sürekli olarak devletin tehlikeye düştüğü gibi bir hava estirilerek devlet içindeki illegal devletin varlığını sürdürmesine sanki destek veriliyor.
Aslında daha önceki bir yazımda devlet içindeki bu illegal devletin yaptıkları devletin bazı organları ve sorumlularının bilgisi dahilinde olmuşsa bu işin dibine kadar inilemeyeceğini; çünkü devletin kendisini daha fazla didikletmeyeceğini belirtmiştim. Devletin daha fazla didiklenmesine izin vermeden ama var olan bir illegal yapılanmayı sonuçlandırmak mümkün değil mi Bunun bir yolu olamaz mı
Elbette olabilir.. Ancak bunun için geçmişte ve günümüzde bu illegal oluşuma şu ya da bu şekilde destek vermiş olanların artık böyle bir yapılanmaya gerek kalmadığına karar vermesi gerekiyor. Böyle bir kararın verilmesi de pek kolay görünmüyor.. Çünkü, sürekli olarak ülke tehdit altında gösterilecek ki millet iradesinin sürekli olarak kontrol altında tutulması, gerektiğinde millet iradesinin bir kenara itilmesinin gerekçesi olsun.