Öğrencilik yıllarımda merak ettiğim hocalardan biri Prof.

Yörükoğlu idi. Bir vesileyle tanışma imkânı buldum. Psikoloji okuduğumu

söyleyince, tebessüm etti ve bazı tavsiyelerde bulundu. Sohbet ardından, bir

üstadın talebesine vasiyeti gibi Çocuk ruh sağlığı kitabını hediye etmişti.  Kitabı okumaya başladım iyi gidiyordu.

Psikolojinin çocukluk dönemiyle ilgili lipido kurmacısını öteki hocalar gibi

abartmamıştı. Kitap kendi kültürüne tepeden bir bakışı yansıtmıyordu. Bugün

onun kitabından babalara ilişkin bir tespitini paylaşacağım.

Yörükoğlu baba rolünün değişimini şöyle tespit eder;

oğul, baba evinde gördüğünü, kendi kurduğu çekirdek aileye uygulayamadı. Eski

ile yeni arasında bocaladı. Yeniye uymaya çabalarken, ataerkil aile düzeninin

alışkanlıklarından kendini tümden sıyıramadı.

Kırk yıl öncesinin bir analizi olsa da elbette modern

çağın alametlerinin etkili olduğu yıllara rastlıyor. Bugünkü değişim daha

sancılı.

Değişen toplumda en çok etkilenen yapı aile. Değişen bir

şeyler var. Tanımını tam yapamadığımız bir durum bu. Dini değerlere dayalı

yaşamayan toplumlar bizim gibi bu konudan yakınmıyorlar. Onlar seküler bir

hayatın gönüllüleri. Yani değer yitimi, aile ya da insani değerlerin erozyona

uğraması konusunda bizim kadar duyarlı değiller.

Yıllar önce ABD de yayınlanan aile filmi Cosby Ailesi nin

ülkede dejenere olan aile yapısını yeniden diriltmeye yönelik olduğu gündeme

geldi. Sonra başka aile filmleri derken, Türkiye de Latin Amerika filmleri

kanallarda boy gösterdi. Ahlak-ı rezile denilebilecek ensest ilişkiler dizinin

temasını oluşturuyordu.

Bugün insana dair ne kadar yakınma varsa, bir şekilde

ailenin geçirdiği değişimde aranabilecek yönleri var. Dünyanın değişimi,

toplumların değişimi, ailenin değişimi ve bireyin değişimi. Arada korelatif bir

bağlam var. Her biri ötekiyle sebep sonuç ilişkisi içinde.

Hepimizin bildiği bu değişim üzerinde durmak yerine aile

üyelerine baktığımızda rollerin değişimi apaçık ortadadır. Çocuklar ailede

yetişir. Onları eğiten anne babadır. Bugün çocuklarla ilgili gündeme gelen

olumsuz değişimin üç sacayağı var.

Küresel aile modelinin bütün dünyaya dayatılmasıyla

çocukların yaşadığı değişim.

Eğitim politikalarının yetersizliği nedeniyle yaşanılan

eğitim açığı.

Anne babaların, okulun asla dolduramayacağı,

eğitim/terbiye/pedagoji boşluğunda yetersiz kalmaları.

Olumsuz tabloda en etkili kurum aile. Ailede ise anne ve

baba. Değişen ailede cinsiyet rollerinin değişimi ve birbirine yaklaşan eş

rolleriyle sorun buzdolabındadır.

Dönüştürülen toplumlar olduğumuz açık. Sektörel kuşatma

dondurucu kültürel yapıyı besliyor. Bu kuşatma karşısında acizlik

psikolojisinden sıyrılarak üç kuşağı yeniden ele almalı. Dede ile torunun bir

saat birbirlerinin gözüne bakarak konuşma ortamı iyi bir başlangıçtır.

Orta kuşak babalar, iki kuşak arasında rol almalılar.

Babalar kadim rollerini yeni çağla sentezleyerek varlıklarını hissettirmeliler.

Babalar dilde ve düşünce de etkin görünmekte fakat uygulamada ailenin en

etkisiz üyesidirler.

Babaların eve dönerken bir iş toplantısına gitme bilinci

geliştirilmedikçe çözüm uzaktadır. Yorgunluk giderme ortamına dönen ev algısı

gözden geçirilmeli. İşten yorgun dönme gerekçesi öğrenilmiş çaresizliğe bir

dayanak olmamalı.

DEĞİŞEN AİLEDE ROL

TANIMLARI

Prof. Yörükoğlu değişen aile yapısı hakkında çarpıcı bir

analiz yapıyor.

  Dedenin salt

egemenliği üstüne kurulmuş geleneksel ailede, üyeler, kişiliklerini tam

kazanamazlardı. Bağımlılık ve büyüğe boyun eğme her şeyden önce gelirdi. Bu

sakınca yanında, büyük ailede yaşamanın verdiği bir güven, yardımlaşma ve

üyeler arasında sıkı bir yazgı birliği vardı. Geniş aileden çekirdek aileye

geçiş, yeni ve daha özgür bir erile biçimi ortaya çıkardı. Ancak bu başına

buyrukluk, başka sorunları da birlikte getirdi. Kişinin sorumluluğunu arttırdı.

Güçlüklerle tek başına savaşım zorunluluğu doğurdu. Oğul, baba evinde

gördüğünü, kendi kurduğu çekirdek aileye uygulayamadı.

Eski ile yeni arasında bocaladı. Yeniye uymaya

çabalarken, ataerkil aile düzeninin alışkanlıklarından kendini tümden

sıyıramadı.

Günümüz ailesinde, başlıca şu değişmeler göze çarpıyor:

a)  Çekirdek aile

sayısında artma, aileyi daha bağımsız kılarken, akrabalar arasındaki

dayanışmayı azalttı.

b)  Kadınların   eğitim düzeylerinin   yükselmesi,   çalışan anne sayısında hızlı artışa yol

açtı. Bunun sonucu olarak, aile içinde, annenin söz hakkı ve etkinliği arttı.

Dolayısıyla baba yetkisi (otoritesi) zayıfladı,  ilişkiler daha

yumuşadı, eşitliğe doğru gelişti. Kadın hakları akımının güçlenmesiyle, eşler

kendi rollerini bilinçli olarak gözden geçirmeye başladılar.

c)  Ailede çocuk

sayısı azaldı; çocuğa verilen değer arttı, öyle ki ortaya çocuk - erkil

diyebileceğimiz, çocuğun isteklerine göre işleyen aile türü çıktı. Çocuk

eğitimine, ruh sağlığına ve başarıya verilen önem arttı. Kız ve erkek çocuk

ayırımı azaldı.

d)  Bu olumlu

gelişmeler yanında, çeşitli etkenler nedeniyle, boşanma oranı yükseldi. Yeni

evlenmeler sonucu, üvey ana babalı çocuklar çoğaldı.

ÇOCUKLARDA GÜVEN

DUYGUSU

hayatın hızına yetişmeye çalışan bireyleriz. Bizi yavaşça

kuşatan bir labirentteyiz sanki. Bu yeni durumdan kurtulmak için paylaşmaya

ihtiyacımız var. Aile üyelerinin konuşmak istediğimiz birçok konu var.

Ertelenmiş bir günde konuşmak için bekleriz. Bazı günler akşam neden iletişim

kuramadığımızı düşünürüz. 

Birçok neden vardır diyalog eksikliğinde.  Anne ve babaların daha bireysel davrandıkları

gerçek. Bunun yanında ilgiye aç çocuklar güven duygusundan yoksun bir mecrada

akıyorlar.

Araştırma sonuçları babalarıyla güvenli bir ilişki kuran

çocukların daha sosyal, akademik olarak daha başarılı, kendilerine daha güvenli

çocuklar olduklarını göstermektedir.

Araştırmalar, çocukların anne ve babalarının her ikisinin

de varlığında güven ve mutluluk duyduklarını, her ikisinin de yokluğundan aynı

derecede etkilendiklerini ve herhangi birinin varlığı ile de rahatladıklarını

ortaya koymaktadır. Anne ve babalar, çocuklarının sosyal ve duygusal gelişimi

üzerinde doğrudan etkilidir ve birbirlerinden bağımsız etkilere sahiptir.

Araştırma sonuçları, baba yokluğunun çocukların özellikle zihinsel işlevlerini

etkilediğine işaret etmektedir. Babanın yokluğuna çocuklar çeşitli psikolojik

tepkiler vermektedir.

Bugün neden tarih yazan insanlar çıkartamıyoruz diye

sorabiliriz. Bir nesli yetiştiren bir başka nesildir. Gelecekte oyun kurucu

nesil ancak gelenekle gelecek arasında kültür kodlarıyla var olan anne

babalarca yetiştirebilir.