"Su medeniyetinin evlatları, ateş medeniyetinin savaşını söndürmeye geliyor, Yeni Bir Dünya doğuyor."
D-8, Küresel Siyonist ve ırkçı emperyalizme karşı kuruldu. Tüm dünyaya "Çelikten bir kardeşlik elinin" varlığını haykırdı.
İslam toplumlarına her zaman umut aşılayan Yazarımız Hakan Albayrak, her zamanki ümidini "Durumumuz hiç fena değil" başlıklı bir yazısında şöyle dile getirmişti: "Güçlerimizi birleştirdiğimiz takdirde bütün sorunların altından kalkabileceğimizin kanıtları var. Ve güçlerimizi birleştirme yolunda attığımız adımlar var. En azından bu adımların işaretleri var. D-8 var. Türkiye-Suriye yakınlaşması var. Yardım kuruluşlarımızın İslam coğrafyasında yazdığı kardeşlik destanları var." İşte Müslümanların birlikte atan yüreklerindeki şuurun yansıması bu şekilde oluyor. Aslında büyük ve güçlüyüz. D-8 de var, dünyaya adalet dağıtacak büyük bir Medeniyetimiz de...
D-8, barış istiyor
D-8‘lerin bayrağında 6 yıldız, 6 temel ilkeyi sembolize ediyor.
1. Savaş değil, barış 2. Çatışma değil, diyalog 3. Çifte standart değil, adalet 4. Üstünlük değil, eşitlik 5. Sömürü değil, işbirliği 6. Baskı ve tahakküm değil, insan hakları hürriyet ve demokrasi...
Ama günümüzde yaşanan acı olaylar, işgaller, hak ihlalleri yaşadığımız Mavi Küre‘nin rengini adeta Kırmızı‘ya dönüştürdüğü bir sürece doğru gidiyoruz. Dünyada sömürülen ve katledilenlerin ekseriyetinin Müslümanlar olması da oldukça manidar. Küresel kan emiciler ülkeleri işgal edip, kötülüğü yaygınlaştırdıkça olan Müslümanlara ve diğer mazlumlara oluyor.
Güçlü ve adil bir dünya için batıya verilen opsiyonun ne kadar "anlamsız" olduğunun bir kez daha anlaşıldığı bu noktada, İslam dünyasının en güçlü temsilcisi ve kalbi, tarihiyle büyük bir sinerjiyi bünyesinde barındıran genç Türkiye Cumhuriyeti, tüm dünyanın önünde, 1997‘de, "Refahyol Hükümeti‘nin varlığı ve çabalarıyla" dünya tarihinde yepyeni bir dönüm noktası olacak, Yeni Bir Dünya‘yı kuracak olan D-8‘i kurdu. Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan‘ın "iki yurtdışı gezisiyle" bir araya getirdiği 8 gelişmiş Müslüman ülkenin birliğiyle kurulan D-8, İslam milletlerine güven ve gurur verirken, Batı Medeniyeti‘ne esaslı bir mesaj verdi. D-8‘in amacı, Müslüman ülkeler arasında ekonomik, teknolojik ve siyasi birlik ve işbirliğiydi. Ve bu, Batı‘ya "Yeter artık!" demekti.
İkinci Yalta Konferansı yapılacak
Batı Medeniyeti‘ne verilen bu mesaj, Erbakan‘ın ifadesiyle, şu şekildeydi: "Siz 1. Yalta Konferansı‘nı gerçekleştirdiniz. Sözde dünyaya huzur ve saadet gelecekti. Ama olmadı, dünyada kan akmaya devam ediyor, adaletsizlik, çifte standart, tahakküm ve sömürü sürüyor. Bu bakımdan D-8 projesinde öngörülen bir hedef, 2. Yalta Konferansı‘nın toplanmasıdır. 2. Yalta, D-8 ile G-7‘nin yuvarlak masa etrafında toplanmasıyla olacaktır. 20. Asırdaki yanlışlardan alınacak derslerle, Yeni Bir Dünya‘nın G-7‘lerle beraber "doğrulara dayandırılarak kurulması" sağlanacaktır. Böylece Birinci Yalta‘nın dünyaya kin ve nefreti getiren ilke ve kararlarından vazgeçilecektir. Birinci Yalta, savaşları ve kargaşayı doğurdu, İkinci Yalta Konferansı barış getirecektir." Ama "güçlü" Müslüman ülkelerin bir araya gelerek, adeta isyan bayrağı açarak "Dünya böyle yönetilemez, dünya sizin insafınıza terk edilemez" demeleri "Siyonist sömürücülerin", ve "Batı‘nın" hoşuna gitmedi, hatta "Bu tavır ve dik duruş" onları çokça ürküttü.
D-8, tekere çomak sokmaktan hüküm giydi
Gazeteci Serdar Arseven‘in 06.07.2004 tarihli yazısındaki değerlendirmesi oldukça anlamlı. Arseven, yazısında şöyle diyordu: " Lâfı dolandırmadan "ana hedefi" belirtelim: Dünya üzerindeki "Siyonizm sömürüsü"ne karşı D-8‘i kurdular... Ve yine kestirmeden sonuca gidelim: Bu cüretlerinden dolayı; "Siyonizm‘in uzantıları" tarafından cezalandırıldılar... Erbakan ve diğerleri, Yahudi yazar Abba Vite‘in açıkça ifade ettiği gibi; "Tekere çomak sokmaya tam teşebbüsten" hüküm giydiler. "
Evet, çok doğru bir tespitti bu. Erbakan ve D-8‘e imza koyan ülkelerin liderleri "Tekere çomak sokarak" adlarını tarihe yazdırmışlardı ama Siyonist ve ırkçı emperyalistlerin "hedefi" haline gelmişlerdi. "Kirli pazarlıklara son vermenin ve masaya eşit statüde oturma isteğinin" doğal sonucuydu bu. Bu liderler, uluslararası Siyonist güç sarmaşığının desteğiyle siyasi manipülasyonlar, suikastlar, ekonomik sorunlar vs... gibi şeylerle yüz yüze kaldılar. Ama, tarihe düşülen "Adalet Şerhi" olan D-8, tüm İslam aleminin kalbinde anlam buldu ve "Cesur ve onurlu eller" tarafından Yeni Bir Dünya‘nın nasıl kurulacağı ile ilgili yepyeni bir açılım sağladı. Ve şimdi tüm dünyada İslam Medeniyeti‘nin evlatları inatla, yeniden toparlanmayı, yeniden birlik olmayı, Yeni Bir Dünya kurmayı istiyor. Umutla, inatla yollarında yürüyorlar, her şeye ve herkese rağmen de yürümeye devam edecekler.
15 Haziran 1997‘de dünyanın başşehri İstanbul‘umuzda, Çırağan Sarayı‘nda toplanan zirveyle dünyaya ilan edilen D-8 Organizasyonu, şimdi 9. yıldönümünü kutluyor. Önceki gün yine Çırağan Sarayı‘nda, D-8‘in Mimarı Erbakan‘ın şeref konuğu olarak katıldığı bir toplantı yapıldı. Genel Başkanlığını Saadet Partisi Genel Başkanı Mehmet Recai Kutan‘ın yaptığı ESAM tarafından düzenlenen yıldönümü kutlamasında D-8 ülkelerinin temsilcileri ve Erbakan‘ın üzerinde durdukları en önemli konu "Birlik" idi. Kutlamada şeref konuğu olan Erbakan, "Batı çifte standart uyguluyor. İsrail‘de atom bombası var. Ama ‘İran‘da olmayacak‘ diyor. Neden? Çünkü o Müslüman ülke... İran ‘barışçıl amaçlarla nükleer enerji üretmek istiyorum‘ dediği zaman yamyam dansı, gulu gulu dansı başlıyor‘‘ dedi. Erbakan, 15 Haziran 1997‘de Türkiye, Pakistan, Bangladeş, Mısır, Nijerya, İran, Endonezya ve Malezya tarafından kurulan D-8‘in toplam nüfusunun 930 milyon, yüzölçümünün 7,5 milyon kilometrekare olduğunu hatırlatarak Batı‘nın D-8‘in 6 ilkesindeki değer ve ilkelerin tersini yaptığını kaydetti.
Milyon kere güçlüyüz
D-8‘in kurucusu ve Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan, önceki gün Çırağan Sarayı‘nda yapılan D-8‘lerin kuruluşunun 9. yıldönümü kutlamasında ‘Biz yenilmiş bir medeniyetin çocuklarıyız‘ diyen bir kısım şuursuzlara sert tepki göstererek "Biz Allah‘ın izniyle milyon kere güçlüyüz. Niye, güç Hakk‘ın içindedir de onun için. Bizim bir takım zavallı adamlarımız ‘Efendim biz yenilmiş bir medeniyetin çocuklarıyız‘ diyecek kadar şuursuzlaşmışlardır. Ne münasebet, bizim medeniyetimiz yenilmez. Allah muhafaza etsin, biz yeniliriz ama bizim medeniyetimiz yenilmez. Şuurlanma ve Tanıtma Teşkilatı kuracağız. Hollywood, televizyonlar dâhil. Şu söylediğimiz şuura, Allah‘ın izniyle biz daha güçlüyüz, diye inanmadan zafere ulaşamayız" dedi.
YARIN: Erbakan, D-8 için yeni rota çizdi





