Kilo verme (zayıflama) iğneleri…
Son yıllarda obezite tedavisinde büyük başarı sağlasa da tıp dünyasında, medyada ve hastalar arasında çok sayıda tartışmalı hususu beraberinde getirmekte…
En sık görülen şikayetler arasında bulantı, kusma, ishal, kabızlık ve mide boşalmasının yavaşlaması yer alır.
Geçmişinde pankreatit, safra kesesi hastalığı veya belirli tiroid kanseri (medüller tiroid karsinomu) öyküsü olan kişilerde kullanımının ciddi riskler doğurabileceği belirtilmekte…
Sosyal medya etkisiyle, hekim kontrolü ve gerekli kan tahlilleri (açlık şekeri, karaciğer ve böbrek fonksiyonları vb.) yapılmadan kulaktan dolma bilgilerle kullanılması hayati tehlike meydana getirmekte…
Bu iğneler iştahı biyolojik olarak baskılar. İlaç bırakıldığında iştah mekanizması eski haline döndüğü için hastaların büyük kısmı verdikleri kiloları hızla geri almakta…
İğnelerin kalıcı sonuç vermesi için beslenme ve hareket alışkanlıklarının kalıcı olarak değiştirilmesi şarttır. Sadece iğneye güvenmek uzun vadede başarısızlıkla sonuçlanmakta…
Asıl olarak diyabet (şeker hastalığı) ve ileri derece obezite tedavisi için üretilen bu ilaçlar, sadece birkaç kilo fazlası olan kişiler tarafından "estetik" amaçlarla tüketilmekte…
Bu durum dünya genelinde büyük bir tedarik krizine yol açmakta, ilaca hayati derecede ihtiyacı olan diyabet hastalarının ilaca erişmesini zorlaştırmakta…
İlaçların aylık maliyetleri oldukça yüksek ve birçok ülkede estetik veya kilo verme amaçlı kullanımlarda sigorta kapsamına girmemekte…
Obezitenin kronik bir hastalık olduğu ve ilacın etkisini sürdürmesi için ömür boyu veya çok uzun süreler kullanılması gerektiği fikri, hem maddi hem de uzun vadeli sağlık etkileri açısından tartışılmakta…
İlaçların "mucizevi" olarak pazarlanması, sağlıklı beslenme ve spor gibi emek isteyen temel alışkanlıkların önemsizleşmesine neden olabilmekte…
Hızlı kilo kaybı sırasında sadece yağdan değil, ciddi oranda kas kütlesinden de kayıp yaşanması (özellikle protein alımı yetersizse) estetik ve fonksiyonel tartışmalara yol açmakta…
Yukarıdaki satırlar kilo verme iğneleri konusunda belli başlı endişeler, eleştiriler ve tartışmalar, tepkiler…
YENİ ARAŞTIRMA VAR: GLP-1 İLAÇLARINDA…
Semaglutid ve tirzepatid üzerine yapılan araştırma, başlangıç dozlarında kalan hastaların da kilo kaybı yaşayabildiğini ortaya koydu.
Yeni bir araştırma, obezite tedavisinde kullanılan GLP-1 ilaçlarının başlangıç dozlarında da kilo kaybı sağlayabileceğini ortaya koydu.
Semaglutid ve tirzepatid kullanan hastaların verilerinin incelendiği çalışmada, düşük dozların da ölçülebilir bir etkiye sahip olduğu belirlendi.
Araştırmada, en az altı ay boyunca yalnızca başlangıç dozunda kalan 534 semaglutid ve 534 tirzepatid kullanıcısının verileri değerlendirildi.
Araştırmacılar, elde edilen sonuçların ilaçların başlangıç dozlarının da ölçülebilir bir farmakolojik etkiye sahip olduğunu gösterdiğini belirtti.
Çalışmada düşük doz kullanımının yan etkileri tamamen ortadan kaldırmadığı da görüldü. İki yıl içinde tirzepatid kullananlarda böbrek hasarı oranı yüzde 2,7 olarak kaydedilirken, bu oran semaglutid grubunda yüzde 0,4 oldu.
DERGİDE YAYIMLANDI!
Tirzepatid kullanımının ayrıca kabızlık, kas krampları ve eforla nefes darlığı gibi bazı yan etkilerle ilişkili olduğu belirtildi.
Buna karşılık başlangıç dozunda kalan hastalarda bulantı ve kabızlık oranlarının yüksek doz kullananlara kıyasla belirgin biçimde daha düşük olduğu tespit edildi.
Araştırma ekibinden Venky Soundararajan, daha düşük miktarda kilo kaybını hedefleyen hastaların başlangıç dozlarında da bir miktar kilo verebileceğini belirtti.
Araştırma Biology Methods & Protocols dergisinde yayımlandı.





