Ankara kulisleri hareketli, vatandaşın kulağı Meclis’ten gelecek haberdeydi ancak ortaya çıkan tablo kafaları karıştırdı. 27 Kasım’da sunulan teklif, sadece teknik bir yargı paketi olmaktan çıkıp sessiz sedasız bir "genel tahliye" planına dönüştü. Özellikle depremzedelerin yüreğini sızlatacak detaylar, hukukçuların merceği altına girmiş durumda. Paket, kamuoyunda "örtülü af" olarak nitelendiriliyor.
"Covid izni" olarak bilinen sistem genişletildi, kapılar on binlerce mahkûm için aralanıyor. Ancak asıl tartışma yaratan detay, 6 Şubat depremi davalarındaki sanıklar için açılan tahliye yolu oldu.
3 Yıl Erken Tahliye Formülü
MHP’nin ısrarıyla metne girdiği konuşulan düzenleme, fiili bir af mekanizması gibi işleyecek. AKP Grup Başkanvekili Abdullah Güler, düzenlemenin mantığını "eşitlik" ilkesine dayandırarak savundu. Güler’in açıklamalarına göre sistem şöyle işleyecek:
31 Temmuz 2023 ve öncesinde suç işleyenler için; kapalı cezaevinden açık cezaevine geçiş 3 yıl, buradan denetimli serbestliğe ayrılma süresi de 3 yıl erkene çekiliyor. Daha önce sadece belli bir tarih aralığındaki hükümlülere tanınan bu hak, "suç işleyenlere" ibaresi eklenerek genele yayılıyor.
Deprem Sanıklarına Tartışılacak Düzenleme
Paketin en can alıcı ve tepki çeken noktası ise kapsamı. İnsan öldürenler, tacizciler, dolandırıcılar ve hırsızlar... Teklif yasalaşırsa hepsi bu haktan yararlanabilecek. Ancak kamu vicdanını en çok yaralayan kısım, 6 Şubat depremi davaları. "31 Temmuz 2023 öncesi işlenmiş suçlar" ibaresi, deprem suçlarını da kapsama alanına soktu.
Depremde yakınlarını kaybedenlerin adalet arayışı sürerken, müteahhitler ve sorumlular için af yolu gözüktü.
Yani binlerce canın yitirildiği felaketin sorumluları için demir parmaklıklar ardında geçecek süre kuşa dönebilir.
Rakamlar Dudak Uçuklattı: 90 Bin Kişi
Düzenlemenin etkisi sadece birkaç dosyayla sınırlı kalmayacak. Cezaevlerinde adeta bir boşalma yaşanması bekleniyor. Yapılan hesaplamalar, tablonun büyüklüğünü ortaya koydu.
AKP'li Güler, düzenleme yasalaşırsa ilk etapta 54-55 bin mahkûmun tahliye yoluna gireceğini kaydetti. Önümüzdeki bir yıl içinde hükmü kesinleşecek dosyalarla birlikte bu sayının 80-90 bin bandına oturacağı öngörülüyor.
Teklifin komisyon ve Genel Kurul aşamalarında muhalefetin göstereceği direnç ve kamuoyundan yükselecek tepkiler, bu "örtülü affın" son şeklini belirleyecek.



