Hükümet tarafından ülkenin terör sorununun çözümü için başlatılan ‘demokratik açılım‘ sürecine destek veren Hasan Celal Güzel, çözüm paketlerinin adının iyi konulmasını, yanlış imajlar oluşturulması için fırsat verilmemesini istedi. Güzel, OHAL ve Çekiç Güç‘ün bölgede terörü tırmandırdığına dikkat çekti.
Türkiye‘nin gelişme, kalkınma ve sosyal refahının önündeki en büyük engel olarak görülen terör sorununu bitirmek için başlatılan ‘Demokratik açılım süreci‘ne bir destek de eski bakanlardan Hasan Celal Güzel‘den geldi. Yürütülen sürecin adının dikkatli konulmasını isteyen Güzel, Türkiye‘nin ‘Kürt sorunu‘ gibi bir meselesinin olduğuna inanmadığını, geçmişte yapılan OHAL uygulaması gibi hatalara, bugün de ‘Kürt Sorunu‘ gibi ifadelerin eklenmemesi gerektiğine işaret etti.
Sorumluluğu olan devlet adamlarının bu kavramı kesinlikle kullanmaması gerektiği uyarısında bulunan Güzel, bakanlığı döneminde hem Özal‘a, hem de dönemin Cumhurbaşkanı Kenan Evren‘e bölgenin Olağan Üstü Hal (OHAL) Bölgesi ilan edilerek sınırlandırılmasının yanlış olduğunu anlatmaya çalıştığını söyledi. Güzel, "Bölgede OHAL şartlarının uygulanmamasının daha doğru olacağını, ama bu yönetimi kurarak sanki Türkiye‘de iddia edildiği gibi bir Kürdistan bölgesi varmış gibi sınır çizmenin doğru olmadığını söylemiştim. Hatta bunu o zaman Evren‘e de gidip anlatmıştım. OHAL uygulamasına girişildi. Ben aynı kanaatimi muhafaza ediyorum. OHAL, o sınırları pekiştirmekten başka işe yaramadı." dedi. Güzel, rahmetli Özal‘ın hatasını ise şöyle anlattı: "Özal‘ın hatası, Körfez krizinden sonra Amerika‘nın teklifiyle Çekiç Güç‘ün kurulmasına müsaade etmesidir. Tabi burada maksat 36‘ncı paralelin Kuzeyindeki bölgede Saddam diktatoryasının etkinliğini azaltmaktı. Ancak Özal‘ın iyi niyetli girişimine rağmen Amerika ve Batı bunu kötüye kullandı. Devlet otoritesinden mahrum olan 36. paralelin Kuzeyi, yani Peşmergelerin yaşadığı Kuzey Irak, bir devlet alt yapısına bürünmeye başladı. Çünkü artık Saddam‘ın da tesiri kalmamıştı. Türkiye de bu bölgede faaliyette bulunmayınca problem haline geldi. Bu da o dönemde önemli bir hatamızdır. O bölgede PKK‘nın yuvalanması ve gelişmesi de bu sayede meydana gelmiştir. Onun için Kuzey Irak konusunun halledilmesi lazım ki bu iş temelinden kurutulabilsin."
Çözüm sürecinde terör örgütünün geriye çekilmesinin kolaylaştırılması gerektiğini dile getiren Güzel, 4 bin 800 militanının doğrudan hapishaneye gideceğini düşünen bir örgütün silah bırakma kararını kolay veremeyeceğini ifade etti. Örgütün elebaşlarının İskandinav ülkelerinden birine muhtemelen Norveç‘e yerleştirilebileceğini anlatan Güzel, yapılabilecekleri şöyle sıraladı: "Diğerlerinin muhtemelen Mahmur kampına toplanması, silahsızlandırılmaları, askerlik yapmayanların askere alınmaları, beceri kursları görmeleri, mümkün olduğunca istihdamlarının sağlanması, topluma kazandırılmaları sağlanmalı. Bu Pişmanlık Yasası‘nın esnetilerek uygulanmasıdır. Ama bu asla APO‘ya ve diğer elebaşlarına uygulanamaz. Bu kırmızı çizgidir."
Ergenekon‘un en pasif halini yaşadığını vurgulayan Güzel, provokasyonların her zaman olduğunu ve illa Ergenekon tarafından yapılacak anlamına gelmediğini belirtti. Bir takım Kürtçü militanların da PKK‘nın kontrolü dışında bu işi yapabileceğini vurgulayan Güzel, "Son 30 senedir faaliyet gösteren sol teşkilatlar ve yabancı servisler yapabilir. Dolayısıyla bu süreç baltalanmaya müsait bir süreçtir. Dikkat etmek lazım." diyerek sürece zarar verecek yaklaşımlardan kaçınılması gerektiğini belirtti.
Meclis göreve hazır
TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, ‘‘demokratik açılım‘‘ çalışmaları çerçevesinde Meclise de görevler düşebileceğini, yasal ve anayasal değişiklikler olabileceğini belirtti. İstanbul Valisi Muammer Güler‘i ziyaret eden Şahin, gazetecilerin, ‘‘demokratik açılım sürecinde Öcalan muhatap alınır mı‘‘ yönündeki soruları üzerine gerek Hükümet, gerekse Cumhurbaşkanı Abdullah Gül‘ün bu konuda kamuoyuna yeteri kadar açıklama yaptığını, Meclis Başkanı olarak kendisinin bir açıklama yapmasına ihtiyaç olmadığını söyledi. Demokratik açılım süreci ile ilgili soruların kendisine değil, bu çalışmaları yürüten ilgililere yöneltilmesi gerektiğine dikkati çeken Şahin, mensubu bulunduğu siyasi partiyle üyelik bağının devam ettiğini, ancak Meclis Başkanlığı görevinde kaldığı sürece bir siyasi faaliyette bulunmasının mümkün olmadığını vurguladı. Şahin, bu nedenle siyasi içerik taşıyan sorulara cevap veremeyeceğini belirtti.Demokratik açılım sürecinde, CHP ve MHP‘nin tutumuna ilişkin görüşlerinin sorulması üzerine Şahin, şu andaki görevi itibarıyla tüm siyasi görüşlere eşit yakınlıkta olduğunu, herhangi bir siyasi partiyi davranışı nedeniyle eleştirecek veya methedecek pozisyonda bulunmadığını kaydetti.





