Bursa İl Özel İdaresi nin birkaç "resmî" ve "hukuki dayanak" ile yola çıkarak hazırladığı "Bursa Stratejik Plan Taslağı 2006-2010" kitapçığı elimizde 2 Şubat 2006 günü düzenlenen "Bilgilendirme Toplantısı" ile kamuoyunun "dikkat"ine sunulan "taslak", "2050 yılında nasıl bir Bursa görmek istiyoruz " sorusunun "yanıt"ını aramak amacındaymış.

"Taslak" metnin ilk sayfalarında bir dizi "işleyiş" şeması ile bilindik "standart" açıklamalar gayet güzel yapılmış: Uygulanan yöntem, durum analizi, misyon/vizyon, ilkeler bildirimi, vb. uzun uzun anlatılmış.

Metnin ana gövdesini oluşturan bölüm "Stratejik Amaç, Hedef ve Faaliyetler" başlıklı olanı. Bu bölümde sırasıyla "Mekansal ve Çevresel Gelişim", "Sürdürülebilir Kırsal Kalkınma", "Sosyal Refahın Artırılması", "Kültür ve Turizmin Geliştirilmesi", "Tarım" alt başlıkları ele alınmış. Her bir alt birim kendi içinde farklı "Stratejik Amaç" doğrultusunda "Hedef" ve "Faaliyet" önerileriyle detaylandırılmış.

Biz, bu "taslak" metnin bir bölümünü incelemeye alacağız: "Kültür ve Turizmin Geliştirilmesi" başlıklı olanı

Bu başlık altında takdim edilen "stratejik amaç" sayısı 1 (Bir) dir. Burada: "Bir kültür mirası olarak Osmanlı devletinin başlangıç dönemine ev sahipliği yaparak abideleşen şehrimizin, dönemin kültürel ve tarihi mirasına yakışır şekliyle korunmasını, yeni nesillere tanıtılmasını ve şehrimize kültür ve turizm kimliği kazandırılmasını sağlamaktır." denilmektedir. Bizce bu "stratejik amaç" güdük bir nitelik taşımaktadır. "Kültür" denilince hemen şehrin "tarihi" dokusunun akla gelmesi elbette şaşırtıcı olamaz. Fakat sadece "turizm"le bağdaştırılması, bununla yetinilmesi, diğer kültür ve sanat değerlerinin (her tür edebî ve estetik unsurun) yeterince önemsenmemesi anlaşılır gibi değildir.

Vahim durumu daha iyi anlamak için "hedef" ve "faaliyet" önerilerine yönelik küçük bir inceleme yapmaya ihtiyacımız vardır. Bu "stratejik amaç"a 10 (on) "hedef" belirlenmiştir. Bunları özetleyince şu tabloyla karşılaşıyoruz: 1. İl genelindeki kültür ve tarih varlıklarının, turizm alanlarının geniş kitlelere tanıtılması, 2. Çevredeki tarihî nitelikli "yerleşim yerleri"nin gün ışığına çıkartılması, 3. İldeki kütüphanelerin çağdaş hale getirilmesi, 4. Sergi, konser ve tiyatronun yaygınlaştırılması, 5. Yerel halk kültürü ürünlerinin tespit edilmesi, 6. Uludağ ın "mevcut imajı"nın değiştirilmesi, 7. "Kırsal turizm"in geliştirilmesi, 8. Bursa nın Bilecik ve Çanakkale ile (özellikle Çanakkale Savaşı vesile kılınarak) birlikte tanıtılması, 9. "Yaşayan Bir Osmanlı Köyü"nün canlandırılması, 10. "Türk Tarihi Müzesi" kurulması

Kültür ve turizme ait "stratejik amaç"ın her bir "hedef"i çeşitli "faaliyet" örnekleriyle süslenmiş. Fakat ilk bakışta Bursa yı bir kültür (ve turizm) bakımından "cazibe" haline getirecekmiş hissi veren bu "faaliyet"ler, yeterli, ilkeli ve aydınlatıcı dayanaklara yaslanmamaktadır. Pek çoğunun ekonomik ve hukukî alt yapısı hazır değildir. Tespitlerimizi birkaç faaliyet örneğiyle somutlaştıralım. Sözgelimi "1.1.5." nolu faaliyet şöyledir: "Kültür ve Tabiat Varlıkları ile Müzeler, çağdaş bir anlayışla dünyadaki örneklerinden yararlanılarak yerli ve yabancı ziyaretçilerin dinlenebileceği ve bir kısım ihtiyaçlarını karşılayabileceği kafe, restoran gibi temiz ve düzenli mekanlar haline getirilecektir." Bir de "1.2.1:" nolu faaliyete bakalım: "2006 yılı itibariyle STK lar ve ilgili ve kurum ve kuruluşlar ile işbirliği yapılarak İznik Surları, İznik Antik Roma Tiyatrosu, Bursa Surları Türbeleri Hanları ve Hamamları gibi en önemli kültür varlıklarımızın onarım ve bakımları gerçekleştirilecektir." (Bu cümledeki imla ve noktalamaya dokunulmamıştır. C.A).

Bir kısmı yukarıdaki örneklere benzer ve uygulanması "imkansız" toplam 43 (Kırk üç) "faaliyet"in uygun görüldüğünü "Kültür ve Turizmin Geliştirilmesi" taslağı bu haliyle birilerine parlak ve cazip gelmiş olabilir. Fakat bu metnin her haliyle güdük bir "taslak" olmaktan öte geçemediği ortadadır.

 "Taslak" metnin sanatçı, şair, yazar, ressam, tiyatrocu, yayıncı vb. gibi "aslî" unsurlardan ziyade, yan kaynak ve hizmet sınıfı durumundaki müteahhit, mimar veya mühendisleri, otel, lokanta ve büfe işletmecilerini, antikacı ve koleksiyonerleri bir miktar kaale aldığı hissine kapılmak mümkündür.

Son olarak, "taslak" metnin hazırlığı aşamasında kimlerden, hangi kültür adamlarından, sanat kurumlarından, yazar ve sanatçı topluluklarından, sivil kültür örgütlerinden faydalanıldı bilmiyoruz. Fakat geniş çaplı bir katılımın sağlanmadığı, herhangi bir sanatçı, yazar veya ilgili bir bilim adamına danışılmadığı söylenebilir. Şu halde, "memur" zihniyetiyle kaleme alınmış bir "taslak"la karşı karşıya olduğumuzu ve doğal olarak bundan bir şeyin çıkmayacağı ortadadır.