Terör örgütü lideri Öcalan tarafından yapılan koşulsuz silah bırakma ve örgütü feshetme çağrısı Kürt gruplar arasında oldukça önemli tartışmaların yaşanmasına yol açmış bulunuyor.

Bazı Kürt gruplar Öcalan’ı eşi bulunmaz bir siyasi deha olarak görürken bazı Kürt gruplar da Öcalan’ın devletin elinde bir tutsak olduğu görüşünü dile getiriyor.

Özellikle geçmişte Öcalan tarafından dışlanan ve ajan olmakla suçlanan isimler, yaşanan son gelişmelerden sonra “gerçek ajanın kim olduğu belli oldu” demek suretiyle Öcalan’ı hedef alıyorlar!

Böyle bir suçlamada bulunanlar, bu suçlamalarına delil olarak terör örgütü lideri Öcalan’ın “devlete hizmete hazırım” mealindeki sözlerini gösteriyorlar.

Kendilerinin ajan olarak suçlanıp dışlandıklarını hatta birçoklarının terör örgütü tarafından yok edilerek ortadan kaldırıldığını söyleyerek, gerçek ajanların şimdi belli olduğunu ifade ediyorlar.

Terör örgütü lideri Öcalan’ı böyle suçlayanlar onunla birlikte hareket eden herkesi de ajan olarak görüyorlar.

Onlara göre İmralı ile Ankara arasında mekik dokuyan isimler yani Öcalan tarafından görevlendirilen Sırrı Süreyya Önder ve Pervin Buldan isimler de ajan!

Bu kesimin iddiaları doğru olarak kabul edilirse terör örgütünü avucunun içine alan sistemi can-u gönülden kutlamak gerekmez mi?

Gerekir elbette!

Yarım asrı aşan bir süredir devletin başına bela kesilen örgütün liderinin bir çağrısı ile silah bırakması ve örgütü feshetmesi elbette her türlü takdiri hak etmiş demektir.

Ancak bu arada akıllara şu soru gelebilir!

Bugüne kadar ne beklendi?

Öyle ya terör örgütü lideri bu sözleri yıllar önce de söylemiş ve devlete hizmete hazır olduğunu daha yakalandığı ilk gün ilan etmişti.

Yakalanışından bu yana neredeyse çeyrek asır geçti!

O zaman bu sözleri dikkate alınsa ve binlerce insan hayatından olmasa daha güzel olmaz mıydı?

Kafamızı bu tür sorular kurcalamasa terör örgütü lideri Öcalan’ın karşıtları tarafından yapılan açıklamalara daha fazla inanacağız.