‘‘Kadına karşı şiddet uzun zamandan beri Türkiye‘nin en önemli gündem maddelerinden biri.
Bu konuyla ilgili yeni geçen kanun bizi gerçekten çok umutlandırıyor. Sayın Bakanımıza söz konusu yasanın hazırlanma sürecinde gösterdiği çaba ve sosyal diyaloğa verdiği önem için özellikle teşekkür ediyorum‘‘
Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner, kadına karşı şiddet konusunda yeni kabul edilen kanunun kendilerini çok umutlandırdığını belirterek, ‘‘Sayın Bakanımıza söz konusu yasanın hazırlanma sürecinde gösterdiği çaba ve sosyal diyaloğa verdiği önem için özellikle teşekkür ediyorum‘‘ dedi.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, TÜSİAD ve Dünya Bankası işbirliğiyle düzenlenen ‘‘Adım Adım Anadolu-Gaziantep Buluşması‘‘ kapsamında gerçekleştirilen ‘‘Cinsiyet Eşitliği ve Kalkınma‘‘ konulu toplantı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin‘in katılımıyla yapıldı.
Ümit Boyner, TÜSİAD olarak 40 yıldır Türkiye‘yi ilgilendiren tartışmalara zemin hazırlamak, derinlik kazandırmak, vizyon sunulmasına katkıda bulunmak üzere çalıştıklarını belirterek, bu anlayışla 2011 yılında Türkiye ve dünyanın gündeminin ana temalarından birisi olan ‘‘sürdürülebilir kalkınma‘‘ olgusuna odaklandıklarını ve ‘‘vizyon 2050‘‘ perspektifini gündeme taşıdıklarını ifade etti.
Bütün dünyada nüfus artarken kaynakların kısıtlı hale geldiğine işaret eden Boyner, şöyle konuştu:
‘‘Bugünden yarını ince ince planlamak zorundayız. 21. yüzyılın başından bugüne Türkiye‘ye baktığımızda artık küresel düzeyde önemli bir aktör olduğunu görüyoruz. Küresel düzeyde gösterdiğimiz ekonomik başarının, kalkınma süreçlerine aynı ölçüde yansıması için yapmamız gerekenler var. 2011 verilerine göre Türkiye insani gelişmişlik endeksinde 187 ülke arasında 92. sırada. Cinsiyet uçurumu endeksinde ise kadının ekonomiye katılımında 135 ülke arasında sondan dördüncüyüz. Türkiye‘de iş hayatında, siyasette, yönetimde girişimcilikte çok önemli kadın rol modellerimiz var. Ama kadının genel olarak istihdamına baktığımız zaman ciddi bir yolu almamız gerekiyor. 2023 yılında dünyanın en büyük ekonomilerinden biri olmayı hedefleyen Türkiye‘nin, bu hedefi gerçekleştirmesi için insanı gelişmişlik ve cinsiyet eşitliği konusundaki mevcut tabloyu hep birlikte çalışarak değiştirmemiz gerekiyor.‘‘
‘‘Eğitime erişim, ilk belirleyici husus‘‘
Gaziantep‘in gelişmiş sanayisi ve ekonomisi ile tüm Türkiye‘ye örnek olan bir şehir olduğunu anlatan Boyner, Gaziantep‘in Türkiye ortalamasının altında bulunan kadın istihdam oranını artırdığı ve kadın potansiyelinden daha fazla yararlandığında daha büyük sıçrama yapacağına inandığını dile getirdi.
TÜSİAD Başkanı Boyner, ‘‘Gaziantep‘ten Sayın Bakanımız gibi bu salondaki çok sayıdaki girişimci kadın gibi etkin rol modellerin çıktığını görüyoruz‘‘ diye konuştu.
Türkiye‘nin ancak kadınların potansiyelini açığa çıkarabildiği ve kadınlar toplumsal refahtan pay alabildiği ölçüde ekonomik, sosyal ve demokratik açıdan gelişmiş bir ülke konumuna gelebileceğini belirten Boyner, sözlerini şöyle sürdürdü:
‘‘Eğitime erişim, kadınların çalışma hayatından siyasete kadar toplum hayatına aktif olarak katılmasında ilk belirleyici husus. Maalesef yetişkin kadınlarımız arasında okuma yazma engeli her 5 kadından birini etkileyen yakıcı bir sorun olarak sürekliliğini koruyor. Kız çocuklarımızın eğitime katılımındaki coğrafi, iktisadi ve kültürel engeli aşmak için yoğun çaba sarf ediyoruz. Son yıllarda özelikle ilköğretimde kadın erkek okullaşma arasındaki farkın çok ciddi şekilde kapanmış olduğunu görmek bizi yüreklendiriyor. Ancak, ortaöğretim ve yüksek öğretimde kadın erkek okullaşma oranları arasındaki önemli farkı devam ediyor olması, konunun hassasiyetle takibine de dikkat çekiyor. Eğitim içeriklerinde cinsiyet eşitliğinin vurgulanması ve eğitimde destek mekanizmalarının eşitliğin sağlanmasında aktif rol üstlenmesi de toplumsal dönüşümü hızlandıracak unsurlar olacaktır.‘‘
‘‘Zihniyet dönüşümü gerekiyor‘‘
Eğitimin, kadınların işgücüne katılım oranlarına çok olumlu etki yaptığının altını çizen Boyner, şunları kaydetti:
‘‘Ancak, Türkiye‘de kadınların düşük olan işgücüne katılımını ve istihdam oranlarını sadece yetersiz eğitim olgusu ile açıklama mümkün değil. 2011‘de kadının işgücüne katılım oranı yaklaşık yüzde 29, istihdam oranı ise yüzde 26. Bu oranlar AB ve OECD ortalamalarının uzağında, bunu yükseltmek zorundayız. Ülkemizde yüksek öğretim dahil bütün eğitim seviyelerinde kadınların işgücüne katılım oranı erkeklerden düşük. Bu oranları artırabilmek için zihniyet dönüşümünden, eğitime ve işgücü piyasası reformlarına kadar bir dizi adım atmamız gerekiyor. İş ve aile yaşamını dengeleyici politikalara da dikkat çekmek ve bakım hizmetlerinin kurumsallaşması önemli.‘‘
‘‘Kadına karşı şiddet‘‘
Kadının hayatını kolaylaştıran, fırsat eşitliği kapısını aralayan her düzenlemeye sivil toplum kuruluşları, iş dünyası olarak sahip çıkmak gerektiğini belirten Boyner, TÜSİAD üyesi firmalarda çalışanların yüzde 35‘inin kadın olduğunu bildirdi.
İstihdamın çok önemli bölümünü yaratan küçük ve orta ölçekli işletmelerin toplumsal dönüşümdeki rolünün belirleyici olduğuna işaret eden Boyner, sözlerini şöyle sürdürdü:
‘‘Türkiye çapında işletmelerin kadın istihdamına özel önem vermesi, ayrıca kamu teşvikleri ve iş yasalarında gerekli düzenlemelerle bu sürece destek verilmesinin süreklilik arz etmesi önem taşıyor. Hala en önemli sorunlarımızdan biri olan kayıt dışı nedeniyle çalışan kadınlarımızın sosyal güvenlik haklarının güvence altında olması da takip etmemiz gereken bir alan.‘‘
Kadına karşı şiddetin uzun zamandan beri Türkiye‘nin en önemli gündem maddelerinden birisi olduğunu ifade eden Ümit Boyner, şunları kaydetti:
‘‘Bu konuyla ilgili yeni geçen kanun bizi gerçekten çok umutlandırıyor. Ben huzurlarınızda Sayın Bakanımıza söz konusu yasanın hazırlanma sürecinde gösterdiği çaba ve sosyal diyaloğa verdiği önem için özellikle teşekkür ediyorum. Mağdurların korunması, şiddet vakalarının önlenmesi ve toplumdaki zihniyet dönüşümünün sağlanması açısından bu yasayı çok önemsiyor ve etkili şekilde uygulanarak, beklentileri karşılamasını ümit ediyoruz.‘‘
Türkiye‘nin demografik bir değişim sürecinden geçtiğini, genç ve dinamik nüfusunun daha iyi bir gelecek oluşturmak için ana dayanaklardan birisi olduğunu belirten Ümit Boyner, Türkiye‘nin bu demografik fırsat penceresini gerçek bir fırsat olarak değerlendirmesi için bir dizi ekonomik ve sosyal politikayı planlaması gerektiğini kaydetti.
Boyner, ‘‘Ancak bu şekilde kadın-erkek eşitliği konusunu her politika alanında önceliklendirebilir, içselleştirmesini sağlayabiliriz ve böylelikle gerekli olan zihniyet devriminin önünü açabiliriz‘‘ dedi.



