Gözünü budaktan, sözünü devletlülerden esirgemeyen madir iktisatçılardan Prof. Dr. Osman Altuğ un, ülkemiz ekonomisini kategorize ederken sürekli kullandığı bir tanımlama vardır: Üç kağıt ekonomisi Borsa, döviz, faiz Ekonomiye yön veren aktörler sürekli bu kategoriler üzerinde oynama yaparlar Bazen borsa yükselir, döviz aşağıya düşer Bazen faiz yükselir, döviz aşağıya iner Üretime, istihdama, pazarlamaya ve global rekabet şartlarına kesinlikle dayanmayan bir ekonomik model Sıcak paranın hükümran olduğu, rantiyer sınıfın, tefecilerin menfaat imparatorluklarını alavere dalevereyle tahkim ettikleri bir sistem Kuşkusuz bu ekonomik modeli ülkemize dayatan küresel sermaye sahiplerinin ve dünya üzerindeki her ekonomiyi göbeklerinden kendilerine bağlamak için strateji geliştiren para babalarının başarıya ulaştıkları bu sistemin ulaştığı nokta "domino taşı stratejisi" olmuştur.

Dikkatinizi çekiyorsa, dünyanın neresinde olursa olsun herhangi bir ekonomik kriz, az ya da çok bizim ülkemize de yansır. Japon borsasındaki bir düşüş, Down Jones borsasındaki bir hareket anında İstanbul Menkule Kıymetler Borsası na ulaşır. Amerikan Merkez Bankası ndaki binde bilmem kaç oranındaki bir faiz artırımı, ülkemizdeki dövizin dışarıya kaçması için önemli bir nedendir. Türk ekonomisini havalara çıkardıklarını, müthiş büyümeler yakaladıklarını söyleyenler aslında temelsiz ve havaya nutuk atmaktadırlar. Sıcak parayla dönen ülke ekonomisini mahvetmek için Amerikan Merkez Bankası nın üç-beş puanlık bir faiz artırımı yapması bile yeterlidir.

Üretim gücünü, sanayisini, pazarlama ve rekabet şartlarını global dünyanın sert esen rüzgarlarına göre ayarlayamayan ülkeler, her an ortaya çıkabilecek krizlerden fazlasıyla etkilenmeye mahkumdurlar. Enflasyonu para politikalarıyla oynayarak düşürmeniz mümkündür Bunun nasıl yapılacağını ekonomistler çok iyi bilirler Fakat bu yöntemlerin hepsi sağlıksızdır, pansuman tedbirlerdir. Enflasyonu üretim ve istihdamla birlikte düşürmek gerekir. Mayıs ayında yaşadığımız krizde, ülkeden çıkan 5 milyar dolar bile, faizlerin beş-on puan artmasına neden olmuş, büyüdüğü iddia edilen ekonomi treni raylarda zik zak çizme moduna girmişti. O günkü gizli devalüasyon tüm sektörlerin canına okudu Bir ekonomist diyor ki, "Bir ülkenin para politikalarının yönetimini bana verin, kanunları kimin çıkardığı umrumda bile değil"Çok büyük bir ülke olma iddiasını taşıyabilirsiniz Tarihten kaynaklanan misyonunuz, lider ülke pozisyonunuz olabilir Fakat, ekonominiz sağlıksız zeminlerde ayakta durmaya çalışıyorsa, global tehditlere açıksa, tefecilerin ve sıcak para hükümdarlarının çiftliği gibi olmuşsa, iddialarınızın tamamı havada kalır Her zaman diplomasi oyunlarına gelirsiniz.. Çağdaş dünyada güçlü olmak, ekonomisi güçlü olmakla eşdeğer. Türkiye, sanayisiyle, üretim kapasitesiyle, pazarlama ağıyla Avrupa yla başa baş mücadele edebilecek bir rekabet gücünü elinde tutsaydı, masaya yumruğunu vurduğunda ses getirecek potansiyeli olsaydı, ne Fransa, ne Danimarka ne de Papa böyle fütursuzluk yapabilirdi. Ne demişler "Zor oyunu bozar"

İslam ülkeleriyle yatırım ve ticaret potansiyelini artırmak, global rekabet şartlarını oluşturmak için MÜSİAD ın düzenlediği IBF ve Fuarı nı bu bağlamda değerlendirmek gerek. Zaman "Bir olmak, diri olmak" zamanıdır