İran İslam inkılabı rehberi Ayetullah Seyyid Ali Hamaney ve aile üyeleri için Tahran’da başlayıp, Kum’a oradan Necef ( Hz. Ali’nin Türbesi) Kazimeyn ( İmam Musa Kazım) ve Kerbela’( Hz. Hüseyin ve Ebulfaz Abbas) Meşhed’de biten bir haftalık cenaze merasimi düzenlendi.

Cenaze merasimi hem yapılışı, hem zamanlaması, hem katılımcılar ve hem de organize açısından modern dünyanın gördüğü cenaze merasimlerinden çok farklıydı. Bundan sonra da görmesi biraz zor gibi. Bu yönüyle tarihe not düşülmesi gereken cenaze merasimi.

28 Şubat 2026’da Ramazan’ın 9’un da ABD ve işgal rejimi İsrail’in, Ramazan saldırılarında şehit olan Ayetullah Seyyid Ali Hamaney ve aile üyeleri ( Eşi, gelini, kızı, damadı ve 14 aylık torunu) için cenaze merasimi düzenlenmesi çalışmaları, dönemin İran ulusal güvenlik sekreteri Ali Laricani tarafından hazırlıklar yapılmıştı. Fakat ABD ve İşgal rejimi İsrail Laricani’ye de saldırı düzenleyerek onu da şehit edince, cenaze merasimi uygun zamana kadar ertelenme kararı alınmıştı. Savaş şartları gerekçesiyle dört ayı geçen bir süre yani 131 gün sonra gerçekleşmiş oldu bu cenaze merasimi.

Toplumsal sermaye denilen bu olsa gerek. Mahşeri kalabalıklar nasıl bir araya geldi. Nereden geldiler bilinmez. Grup grup geldiler ifadesi yetersiz olur, oluk oluk ifadesi yakışmaz. Duygu seli oldu akıyor demek görüntüyü de anlatamaz.

“Ayağa kalkmak gerek” temasıyla, “sıkılı yumruk” sembollü bayraklar, merasime ayrı anlam katmış, şehit rehberin sol yumruğunun sıkılı hali ve parmağındaki yüzük ise direnişin, emperyalizme karşı sıkılı yumruğun inmeyeceğini anlatılmıştır.

Dini bir lider demek, devlet ve hükümet düzeyindeki katılımların üstünü öretmek olur. siyasi lider diyerek de milyonlarca insanın göz yaşlarıyla varlıklarını ise merasimle bağlantılı olmayan gibi bir tablo çıkarmamıza yol açabilir .

Oysa hem dini, hem siyasi misyonlu, hem toplumsal tabanlı bir cenaze merasimiydi. Parçalar halinde koca bir bütünü, küçük parçalarla anlatmak mümkün olmayan bir veda töreni.

Sadece İran sınırlarında gerçekleşen bir merasim değil, ülke dışında, Irak’ta da hem de birkaç noktada yapılan merasimlerle sınır dışına aşmış, Pakistan ve Hindistan’da, Bahreyn ve Yemen’de temsili törenler yapılarak, gıyabi cenaze namazları eda edilerek sınırları aşan bir törene dönüşmüştür.

Cenazeye katılan diplomatik heyetlerin dua sermonilerinde okunan ayetlerin seçimiyle “ayet diplomasisi” diye ifade edilen mesaj ayrı bir özellik, diplomatik heyetlerin yaptıkları ikili görüşmeler ise bölgesel krizler gölgesinde daha bir anlamlı mesajlar katmıştır. Suudi Arabistan heyetinin merasime katılması bu yönüyle ikili ilişkilere yeni bir kapı aralamaya imkan sunarken, Filistinli gruplar başta olmak üzere direniş gruplarının katılımı ise, direniş devam ediyor, bir ve beraberiz, direnişe devam kararlığı gösterilmiştir.

Avrupa ülkeleri davet edilmemiş, istekte bulunanlar da kabul edilmemiştir. Davet edilen bir çok ülke de, ABD baskıları ile programa katılmaktan vaz geçtiği bildirilmiştir.

Bu görkemli cenaze merasiminde muhataplar gerekli mesajı çıkarmış olmalı ki, çocuk katili ve çocuk istismarcısı Trump, cenaze merasimlerinde halkın “kahrolsun Trump” “Trump ölmeli” gibi sloganlardan korktuğunu dışa vurmuştur. “İranlılar beni öldürmek istiyor” cümleleriyle, İslamabat mutabakatının kendisi açısından hükmü olmadığını ilan etmiştir.

Cenaze merasimini dar fıkıh kalıplarıyla değerlendirerek küçümsemek, ulusal rekabetler kalıbında şaşı bakarak görmemezlikten gelmek, batı medyasının algı etkisinde kalarak farklı yönlere çekmek de bu büyük devasa törenin görkeminden bir şey eksiltmez. Hatta, ABD ve Siyonist rejimin bu tabloyu karartma siyasetlerine hizmetten öteye gitmez.

Tarihe not düşülmüştür. Görünler görülmüş , muhataplar mesajı almıştır.

Ülke içinde birlik ve beraberliğe uzanan bir köprü olurken saldırganların da bundan sonra bir değil bin kez daha düşünmesi gerektiği de ortaya çıkmıştır.

Devasa kitlelerin katılımı ile yapılan organizede, sınır ötesinde gerçekleşen programlarda bir aksilik yaşanmadan gerçekleşmiş olması da kaydedilmeli. Veda ve teşii cenaze merasimi olarak modern dünyanın görmediği ve bundan sonra da görmesi zor olan bu merasimden geriye kalan düşmana korku, dosta hüzün olmuştur.

Ölüm bir derstir, bir hatırlamadır. Sorumluluklarımızı hatırlatmadır. Bu cenaze merasimi de gidenlere Şahitlik etme, kalanlara hatırlatmadır.

Şahit olanlardan olmayı dileyerek.

M. Ali Bulut - İran

Kaynak: Haber Merkezi