Hak-İş eski Genel Başkan Yardımcısı Yusuf Engin, sendikacı gözüyle Türkiye‘nin 21 yıllık günlüğünü çıkardı.

Bugün, TÜİK‘in rakamlarına göre yüzde 14‘lerde seyreden işsizliğe çare arayan Türkiye, 1991 yılında da ‘yüzde 15 işsizlik‘ rakamlarını, sendikalılaşmanın önündeki engelleri, kayıt dışı ekonomiyi ve rant ekonomisini tartışıyordu.

Hak-İş eski Genel Başkan Yardımcısı Yusuf Engin, kaleme aldığı ‘sendikacılık sivil toplum ve yeni duruşlar‘ kitabında Türkiye‘nin 21 yıllık günlüğünü çıkardı. Kitabında sendikacı bakış açısı ile Türkiye‘nin temel sorunlarına yönelik bir gezinti yaptıran Engin, geçen 21 yıllık süreçte işsizlik, yoksulluk, gelir dağılımındaki adaletsizlikler gibi temel sorunlarda Türkiye‘nin bir arpa boyu bile yol kat edemediğini ortaya koydu. Bugün, TÜİK‘in rakamlarına göre yüzde 14‘lerde seyreden işsizliğe çare arayan Türkiye, 1991 yılında da ‘yüzde 15 işsizlik‘ rakamlarını, sendikalılaşmanın önündeki engelleri, kayıt dışı ekonomiyi ve rant ekonomisini tartışıyordu.

Hak-İş ve Öz İplik-İş‘te 30 yıllık sendikacılık geçmişi bulunan Yusuf Engin, ‘sendikacılık geçmişini‘ kitaplaştırdı. Öz İplik-İş Sendikası‘na genel başkan olduğu 1988 yılından bugüne kadar geçen sürede kaleme aldığı makaleleri ‘sendikacılık sivil toplum ve yeni duruşlar‘ kitabında toplayan Engin, sendikacı gözüyle Türkiye‘nin dünden bugüne özellikle sosyal politikalardaki karnesini ortaya koydu.

‘Türkiye‘nin günlüğü‘ olarak da görülebilecek kitapta, 1990‘lı ve 2000‘li yılların yaşanmış olayları bire bir aktarılıyor. Kitap, sendikalılaşma, örgütlenmenin önündeki engeller gibi çalışma hayatının temel sorunları başta olmak üzere, işsizlik, bütçe açıkları, rant ekonomisi, gelir dağılımındaki adaletsizlikler ve terör gibi Türkiye‘nin en önemli sorunlarının geçen 21 yıllık süreçte nerden nereye gelindiğine dair önemli ipuçları veriyor.

Engin‘in sendikacılık mücadelesi tekstil sektöründe geçmesinde dolayı, kitapta bu sektöre yönelik makaleler önemli yer tutuyor. Bilindiği üzere tekstil sektörü bir zamanlar ‘Türkiye‘nin petrolü‘ olarak gösteriliyordu. Yani ülkenin istihdam motoruydu. 2.5 milyondan fazla insan bu sektörden geçimini sağlıyordu. 1993 yılı rakamlarıyla 5,5 milyar dolarlık döviz girdisiyle ihracatın yüzde 37‘sini karşılayan tekstil sektörü, bugün ise can çekişiyor. Cumanın gelişi perşembeden belli olur misali, yıllar öncesinde ele alınan makaleler sektörün adeta bugününü anlatıyor. 1990‘lı yıllarda yapılan uyarılar o zamanki iktidarlar tarafından dikkate alınsaydı sektörün bugün Türkiye‘nin parlayan yıldızı olmaya devam edeceği makalelerin satır aralarında görülebilir.

Sendikal harekete yönelik özeleştirilerin de yapıldığı kitapta, sendikaların nasıl kan kaybettiği de gözlenebiliyor. 1991 yılındaki makaleler incelendiğinde Türkiye‘deki sendikalı çalışan sayısının 2 milyon 100 bin olduğu anlaşılıyor. 2010 Türkiye‘sinde ise sendikalı çalışan sayısı 500 bine kadar düşmüş durumda. İşin ironi tarafı ise 1991 yılındaki 2 milyon 100 sendikalı çalışana karşılık toplu iş sözleşmelerinin uygulama alanının darlığından şikâyet edilirken, bugün bu rakam dörtte birine kadar düşmesine rağmen sendikalarda manidar bir sessizlik hâkim.

Muhabir: Haber Merkezi