Bülent Akyürek "İçinizdeki öküze oha deyin" kitabı ile Arı kovanına çomak sokuyor
Geçtiğimiz yıllarda Türkiye‘yi ulusalcı zihni yapılanmaya çağıran Çılgın Türkler‘e karşı daha toplumsal gerçeklere yaslanan ve kültürel, sosyolojik karşılığı olan Yılgın Türkler‘i yazarak adından sıkça söz ettiren yazar Bülent Akyürek, hiç tartışılmayan bir alana çomak sokar gibi yeni bir kitap ile gündemi sarsmaya başladı: İÇİNİZDEKİ ÖKÜZE OHA DEYİN (Kent Kitap). Bir psikolojik danışman olarak benim de hiç itibar etmediğim, ama ülkemizde artık apayrı bir yayın
endüstrisi haline gelen Kişisel Gelişim kitaplarını yerin dibine batıyor bu çalışması ile Bülent Akyürek. Bizim medeniyet, evren ve insan algımıza tamamen uzak ve hatta tam karşısında bir söylem inşa etmeye çalışan bu tür kitaplar, yerli duyarlılıkları küçümseyen, yok sayan, geri gören ukala bir söyleme de sahip. Artık piyasada bulunmayan ilk romanından itibaren kendisinin sıkı bir okuru olduğum Akyürek ile İÇİNİZDEKİ ÖKÜZE OHA DEYİN‘i konuştuk (S.K.)
SelçukKüpçük
Kişisel Gelişim kitapları yayın dünyası içerisinde apayrı bir sektör oldu. Sen bunun, sektörel yapılanmanın ötesinde dayatılan yeni bir din olduğunu söylüyorsun. Ne demek istiyorsun. Bunu biraz konuşalım?
Kişisel Gelişim Uzmanları, Antrenörler, Yaşam Koçları konuştuklarında rahip gibi davranıyorlar. İşin ilginç tarafı Kur‘an-ı Kerim‘in günah, haram, ayıp dediği ve şeytanın bütün istekleri bunlar tarafından insanlara pozitif şeyler olarak tanıtılıyor. Din kurulmuş, hatta hurafeleri bile var! Örneğin "Çekim Kuvveti"nden bahsediyorlar. Bir şeyi çok istersek ve hep istediğimiz nesneyi düşünürsek, oraya odaklanırsak, evrene titreşim gönderdiğimiz için evimiz, arabamız, villamız filan olurmuş, komediye bakar mısınız? Duanın adı, "Titreşim Göndermek" olmuş! Materyalist rabıtanın adı "Çekim Kuvveti" olmuş! Bizde kader, kısmet, rızık vardır... Rabbimizin verdiği her şeye şükredip razı olmalıyız... "Evrene Titreşim Göndermek" de neyin nesi yahu ?
*Peki insanların kendilerini kişisel anlamda geliştirmeleri için İslâm‘da kişilik gelişimi yok mu?
Nefsimizi, gururumuzu ayaklar altına alıp ufalamadan cennete giremeyiz. Müminde gurur olmaz, kişilik olmaz! Dünyaya körleşmemiz gerekiyor yani. Nefsimiz her isteğine kavuşursa, kişiliğimiz Firavunlaşır. Biz, kişiliğimizi; zalime "Dur" diyerek geliştirmeliyiz. Kul olmaya çalışan birinin dik yürümesi, beden dilini geliştirmesi komik olmaz mı?
*Seni kimsenin eleştirmeye cesaret edemediği bu kişisel gelişim piyasasına tekme-tokat dalmaya iten gerekçeler nelerdi peki?
Müslüman için "Kazanç" cennettir. Dünya malı için kişisel pazarlama teknikleri öğrenip hırsa kapılmanın ne kadar yanlış bir şey olduğunu söylüyorum çünkü; bizler Batıdan gelen her şeye tekme atarak ve ters çevirerek düzeltmek zorundayız. İnsanları hep kazanmaya, başarıya odaklayan kişisel gelişim kitaplarının Kur‘an-ı Kerim‘in tersi olduğunu idrak ettiğim gün bu kitabı yazmayı görev bildim. Kişisel gelişimciler kapitalizm ve satanizmin bilerek veya bilmeyerek askeri olmuşlar... "Yılgın Türkler"le Ulusalcı gazı kesip karikatürize etmeye çalışmıştım. Şimdi de "Kişisel Gelişim" kitaplarına karşı durarak insanların Kur‘an‘dan ve geleneklerimizden kopmalarını engellemeye çalışıyorum. Her zamanki gibi Allah‘tan başka kimseye yaslanmamaya gayret ediyorum. Üç yüz yirmi sayfalık son kitabımda içimizdeki tüketim ve kazanma arzusuyla dolu nefs öküzüne "Oha" diyorum. Modern Kadınlar ve Ulusalcılardan sonra mübarek ümmeti "Kişisel Gelişim"cilerden kurtarmak azmindeyim gazamız mübarek olsun!
*Bir de kitabında sana ait yeni bir kavramın izini sürüyorsun ya da kuramsal altyapısını oluşturuyorsun. Nedir bu "neo-tasavvuf" meselesi?
Modern bir hastalığa karşı Kur‘an-ı Kerim-i referans alarak tedavi yolları aradım. Bir yandan da geleneksel tasavvuftan faydalandım ama bildiğiniz gibi işin içine bir Bülent Akyürek üslûbu da girince ortaya yepyeni bir şey çıktı. İnternetin başından ayrılmayan, İngilizce konuşup hamburger yiyen bir gençliğe ya da insanlara mübarek dinimizin inceliklerini, doğu-batı ayrımını, dünya ve ahireti, kapitalizmin tehlikelerini, yenilmenin faziletini anlatıyorum. 35 yıl ateizmi yaşamış bir yeraltı yazarı olarak Kur‘an-ı Kerim-i savunmanın riskini üstlenmek için eserimin türüne "Neo-tasavvuf " dedim. Allah korusun, başka bir amacım yoktu...
*Gerek yayıncılar ve gerekse NLP hizmetleri sunan şirketler mutlak size savaş açacaklardır. Çekinmiyor musun üzerine gelmelerinden ?
Aydın, toplumun; aydının burnu da aydının önünden gider. Ben burnumu benim olmayan her kavgaya soktum çünkü; bizim değilmiş gibi görünen savaşlara katılmazsak, çocuklarımız başkalarının zaferleriyle köle düşer! Hiçbir zaman "Bu benim savaşım değil" demedim. Ben, gerekli bir kötüyüm. Biz, kötülere katılmayıp, kötülerle değil kötülüğün kendisiyle mücadele ederek önümüzdeki kuşakları kurtarmalıyız.
* Sorulması gereken bir soru da şu olabilir belki. Çocuklarını daha iyi yetiştirmek için Kişisel Gelişim kitaplarını rehber edinen iyi niyetli aileler var. Onlara ne söylemek istersin?
Eski nesiller mübarek bir kitap yani Kur‘an-ı Kerim ile yetiştiriliyordu. Şükür vardı, rıza vardı, kader vardı. Şimdi kişisel gelişim kitaplarıyla büyüyorlar. Bu kitaplarla büyütülen nesil yırtıcı bir avcı hayvan gibi kapitalist çağın canavarları oluyorlar. Hepsi megaloman, hepsi bencil, birçoğu kendi gövdesine tapıyor. Batı, bu çeviri kitaplarla çocuklarımızı şeytanın askeri yaptı. Bu kitapları denize dökemezsek kurtuluş yok!





