Büroda dün sabah muhabir arkadaşlarla güncel olayları konuşurken söz birden bire bazı tiplere geldi. Bu tipler uzun yıllar yerin dibine sokmaya çalıştıkları, aleyhine jurnalcilik yaptıkları bir siyaset adamını yıllar sonra övmeye başlayabilirler. Bu tavır değişikliği genellikle bir yanılgı itirafı da değildir. Şartlara göre tavır belirlemekten ibarettir. Çünkü o lider artık siyaset meydanını terk etmiştir ya da terk etmek zorunda bırakılmıştır. Bunun tam terside çoktur. Söz gelimi bir siyaset adamının etrafında güçlü günlerinde pek çok kimse dolaşıp durur. Methiyeler düzerler, hatta olağanüstülükler bile atfederler o lidere. Ne var ki, zaman geçer o siyaset adamı çeşitli sebeplerden dolayı güç kaybeder, bir zamanlar etrafında dolanıp duranları ara ki bulasın. Bu söylediklerimizi sadece siyasiler için değerlendirmek eksik olur. Genelde güçlülerin etrafında böylesine yanar dönerler çok bulunur.

Meseleye bizim meslek açısından baktığımızda da böyle tipleri çok görürüz. Söz gelimi bir meslektaşımı hiç unutmam. Necmettin Erbakan Hocamın basın danışmanlığını yaptığım yıllardaydı. Bir gazetenin Ankara Temsilcisi arayarak Hoca dan röportaj yapmak için randevu talebinde bulundu. Gerekli randevu saatini belirleyerek meslektaşımıza bildirdik. Zaten görevimiz de buydu.

Randevu saatinde o arkadaş geldi, birlikte Hocamın yanına girdik. Hocamın yanına girdiğimizden çıktığımız ana kadar o arkadaşın sergilediği tavır karşısında şaşkına dönmüştüm. Öyle laflar ediyor, öylesine tavırlar sergiliyordu ki, sanırsınız ki 40 yıllık Erbakan Hoca hayranı. Olabilir elbette. İnsanların bazı liderlere hayranlık ve saygı duymaları kadar doğal bir şey yoktur. Ancak zaman içinde gördük ki o arkadaş daha sonra başka liderlere karşı da benzer bir tavır sergiledi. Bir başka ifade ile durağa yaklaşan hareket halindeki trene atlamayı meslek edinmişti. Bu noktada bir hususa dikkat çekmek istiyorum. İster siyasi olsun, ister işadamı ya da amir olsun kimse kimseyi sevmek zorunda değildir. Ancak saygılı olmak toplum halinde yaşamanın bir gereğidir. Saygılı olmak ile yalakalığı birbirine karıştıranlara ya da yalakalığı meslek haline getirmiş olanlara itirazım var.

Çünkü bu tipler çoğu zaman çevresinde bulundukları insanları yanıltıyorlar. Gerçek yüzlerinin ortaya çıkması ve anlaşılması için zamana ihtiyaç oluyor. Aslında maksadım bir takım canlı örnekler vermek değil. Genel bir değerlendirme yapmaktır. Bu bakımdan bazı tiplerin iyi değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü bu tiplerin ciddiye alınması etkili ve yetkilileri ciddi anlamda yanlışa sürükleyebilir. Bunların ne övgülerini ne de yergilerini ciddiye alabiliriz. Aldığımız an bilinmelidir ki, işler rayından çıkar ve o kişiliksiz tipler de elde etmeyi düşündüklerini elde ettikleri ve sizin gücünüzü yitirmeye başladığınızı anladıkları anda  durağa yaklaşan bir başka trene atlamanın hazırlığı içine olduklarını görürsünüz. Elbette bu bir karakter meselesidir ve insanların karakterlerini değiştirmek de kolay değildir. Önemli olan bu tipleri zamanında teşhis etmektir

Üzerinde durmak istediğim bir başka husus ise insanların değerinin sağlıklarında anlaşılması, sağlıklarında destek verilmesi gerekir. Ancak bu takdirde o kişiler ülkeye yararlı hizmetlerini uzun süreli ve daha fazla verebilsinler. Sağlıklarında ve görev başında iken bir takım çabalarla işbirliği halinde o kişinin ayağının kaydırılması için çaba sarf edeceksiniz ve sonra iş işten geçtikten sonra kıymetini anlamış gibi sözler söyleyecek ve yazılar yazacaksınız. Bu timsahın gözyaşlarını andırmaz mı Bu sonradan kıymet bilmenin kime ne yararı olabilir

Gerçi bazı arkadaşlar çoğu zaman büyük insanların hizmetlerinin ölümlerinden sonrada devam ettiğini, hatta bazı durumlarda çok daha fazla hizmetlerinin olabildiğini söylüyorlar ve bu söylenenlerin de doğru olduğuna inanmakla birlikte, insanların öldükten sonra değil sağlıklarında, iş başından uzaklaştıktan sonra değil iş başındayken takdir edilmeleri ve sahip çıkılmalarının daha doğru olduğuna inanıyorum.

Bunun için de herkese görev düşüyor.