Hem Ramazan ve hem de Kurban bayramını namaz kılarak başlatıyoruz. İki rekât da olsa namazın her rekâtında Kur’an-ı kerimin başında bulunan Fatiha (elham) suresini okuruz. Her iki rekâtta genel olarak sondan iki kısa sure okuruz. Böylece Fatiha ile sondan okunan sureler arasında yüz küsur sureyi de okumuş gibi oluruz. Zira bir baştan bir-iki de sondan okumakla onların arasındaki sureleri okumak isterim; ama vaktim buna yetmiyor; onun için böyle yaptım demiş oluruz. Öyleyse bayram namazını kılan her müslüman Kur’an-ı Kerim’in içinde geçen tüm surelerde geçen ilahi emirleri yapacağına, yasaklardan (haramlardan) kaçacağına, tüm kıssalardan hisse alacağına söz vermiş olur.
Kur’an-ı Kerim’in birçok yerinde de dua olarak okunabilecek ayetler vardır. İşte onları da okumuş sayılacağımızdan oradaki isteklere bağlı kalmamız gerekir. Mesela Enam suresi 79. Ayette “İnni veccehtü vechiye lillezi fetarassemavati vel’arda hanifen ve ma ene min-el-müşrikin” ayeti bir duadır ve “Ben hakkı tutup kaldıran, batılı tutup batıran olarak yönümü yer ve gökleri yaratana çevirdim ve ben müşriklerden değilim” anlamındadır. Demek oluyor ki iki rekât namaz kılan kimse bu duayı da okumuş gibi olup yönünü Allah’a çevirdiğini söylemiş olmaktadır. Öyleyse bu sözünde durmalıdır. Yoksa sözünde durmayanlar gibi Allah katında itibarını kaybeder.
Yine bu duada “Ben müşriklerden değilim” demiş olmaktadır. Yani “ben bu kurbanı putlar veya her hangi bir insan için değil Allah için kesiyorum” veya ”Ben hiçbir kanunu Allah’ın kanunlarına eş tutmam” veya “Ben Allah’ın kanununa aykırı hiçbir kanunu kabul etmem, benimsemem veya Allah’ın yasak ettiği bir şeyin serbest edilmesini istemem, benimsemem” demeğe getirmektedir. Öyleyse bu duayı gerek kurban keserken okumuş olan veya namaz kılarken okumuş sayılan hiçbir müslüman insan için kurban kesemeyeceği gibi Allah’ın kanunlarına zıt olarak çıkarılan bir kanunu benimseyemez. Hatta böyle kanunların yürürlükten kaldırılmasını ister ve o yönde çalışma yapar.
Ve yine Enam suresinin 162 ve 163. Ayeti başındaki “kul” kelimesi atlanmak suretiyle Kurban keserken dua olarak okunmaktadır ki meali şöyledir: “Benim namaz ve kurban dâhil tüm ibadetlerim, hayatım (yaşantım) ve ölümüm alemleri düzene koyan Allah içindir; onun ortağı yoktur, ben bununla (bunu söylemekle) emrolundum ve ben Müslümanların (Allah’a teslim olanların) ilkiyim (öncüsüyüm).”
Öyleyse Kurban keserken bu duayı okuyan veya okuyanla beraber olan yahut namaz kılmak suretiyle bu duayı okumuş sayılan kimse namazı Allah için kılacağına (gösteriş yapmayacağına), kurbanı putlar veya her hangi bir insan için değil Allah için keseceğine; hayatını Allah için yaşayacağına (onun emirlerine uygun bir tarzda geçireceğine), gerekirse Allah için öleceğine söz vermiş olur. Onun ortağı yoktur cümleciğini okuduğu veya okumuş sayıldığı için hiçbir kimse veya zümreyi Allah’a eş tutmayacağına, dolayısıyla da Allah’ın kanunlarından birine aykırı bir kanun veya kuralı benimsemeyeceğine de söz vermiş olur.
Demek ki kurban keserken adı geçen duayı okuyan veya dinleyen yahut sadece bayram namazını kılanın dahi yönünün hep Allah’a yönelik olması, İlahi kanunlara eş bir kanun kabul etmemesi, yaşantısını İlahi düzüne uygun bir tarzda sürdürmesi dürüstlük gereğidir. Aslında Herkesin öyle olması gerekir ama özellikle kurban dualarını okuyan, dinleyen veya bayram namazını kılmak suretiyle o duaları okumuş gibi olanların bir namus borcu olur. İşte bu nedenle bayramın rotasında ilerleyelim diyoruz.