Bir Anayasa ya da yasa maddesinin yorumunda kişisel tercihler devreye girebilir. Ancak, ortadaki metinde tarif edilmiş bir husus üzerine yorum yaparak metinde olmayan bir sonuç çıkarmaya kalkışmak hukukun "Bana göre tarifini" ortaya çıkartır. O zaman herkes kendine, daha doğrusu siyasi kanaati, ideolojisi ve anlayışına göre Anayasa ve yasa maddelerini yorumlamaya kalkışır ki bu da hukuki kargaşaya yol açar. Halbuki hukuk -Anayasa ve yasalar- kargaşaya zemin hazırlamak için değil, kargaşayı gidermek için vardır. Aksi halde hukuki düzelemelere gerek kalmazdı.

Bu ülkede şu anda yürürlükte olan 1982 Anayasasına göre Kenan Evreni saymazsak - Çünkü Evreni Cumhurbaşkanlığı Anayasanın halk oyuna sunulması ile gerçekleşmiştir- Turgut Özal, Süleyman Demirel ve Necdet Sezer seçilmişlerdir. Bu seçimler sırasında Meclisin toplanma sayısı ile ilgili bir tartışma yapılmamış, buna gerek duyulmamıştır. Ancak, aradan bunca zaman geçtikten sonra birileri düğmeye basmış ve şimdiye kadar hiç gündeme gelmemiş bir konu tartışılmaya başlanmıştır. Eğer, Meclis üçte iki çoğunlukla toplanmazsa Cumhurbaşkanı seçemez iddiası gündeme gelmiş, daha doğrusu getirilmiştir. "Anayasa, toplantı ve karar yeter sayısını genel bir hükümle belirlemiş, bundan farklı özel bir düzenlemeyi de anayasada bulunması şartına bağlamış iken, farklı bir toplantı yeter sayısı nasıl ihdas edilebilir "

Cumhurbaşkanı seçimi işi siyasi bir olaydır ve bunun nerede ve nasıl yapılacağı Anayasada hükme bağlanmıştır. Buna rağmen birileri kimin Cumhurbaşkanı olacağına Meclis adına kendileri karar vermek ve verdikleri bu kararı da Meclise onaylatmak istiyorlar. Bunu siyasi yollardan başaramazlarsa olaya bir hukuki kılıf bulmaya çalışıyorlar buna "Siyasete hukuki kılıf" diyenler de var ki bana göre olayı net bir şekilde tarif ediyor.

İyi de siyaset mevcut Anayasa ve yasalarda yer alan hükümler çerçevesinde yapılmaz hukuk dışına çıkılmak istenir bu da bir hukuki kılıfa uydurulmaya çalışılırsa hukuku laçkalaştırmış olmaz mıyız

Daha da ileri gidersek hukuk adına karmaşaya zemin hazırlamış olunmaz mı

Eğer Anayasa ve yasalardaki hükümler kabul edilmeyecek ve zorlanarak başka boyutlara çekilecekse yazılı hukuka gerek kalır mı Yazılı hukuku içlerine sindiremeyenler acaba örfe dayalı bir hukuk sistemini mi savunuyorlar

Kaldı ki, bu ülkede yazılı metinler lastik gibi çekiştirilip eğilip bükülüyorken örfe dayalı bir anlayış ile ülke yönetimi mümkün olabilir mi

CHPnin, Tayyip Erdoğanın Köşke çıkmasını engellemek için her yola başvuracağı anlaşılıyor. Ancak, CHPnin Tayyip Erdoğan aday olmayacağını açıklamış olsa Meclis çoğunluğunun iradesine saygılı olacağını kabul etmek mümkün mü Bir başka ifade ile CHP ve aynı çizgide olan bir takım güçlerin tek hedefi Erdoğanın Cumhurbaşkanı olmasını engellememek midir Yoksa, Erdoğan aday olmayacağını açıklasa bile kendi isteklerine uygun bir kişinin saçilmesi için şu anda sürdürdükleri mücadeleyi sürdürecek, Anayasa maddelerini eğip bükmeye devam edecekler midir

Olayın sadece Tayyip Erdoğanın seçilmemesinden ibaret olmadığını, bazı çevrelerin kendi istedikleri bir ismi Cumhurbaşkanı seçtirmek için Meclisi baskı altında tutmaya çalıştıklarını düşünüyorum. Bu ise var olduğu söylenen demokratik ve hukuk devleti ilkelerine aykırıdır. Hem de bu aykırılık demokarsi ve hukuk devleti ilkelerini dillerinden hiç düşürmeyen, bu ilkelerin korunması için mücedele ettiklerini ileri sürenler tarafından sergileniyor.

İşte Türkiyenin çıkmazı da bu noktada ortaya çıkıyor. Bu ülkede belli bir kesim "Bana göre hukuk", "Bana göre demokrasi", "Bana göre Cumhuriyet" gibi bir yaklaşım sergiliyor. Bir bakıma kendilerini bu sistemin miheng taşı kabul ediyorlar ve herkesin de buna uymasını istiyorlar. Sadece istemekle de kalmıyor sistemi zorluyor, bu yolda demokrasi dışı müdahalelere bile zaman zaman destek vermekten geri kalmıyorlar.