Şehrin stresinden kaçmak isteyenlerin sığınağı olarak pazarlanan, ancak verimli tarım topraklarını adeta birer şantiyeye çeviren hobi bahçeleri için çember daralıyor. Dişinden tırnağından artırdığı birikimleriyle bir parça toprak sahibi olma hayali kuran vatandaşın hesapları, Ankara'dan gelen o net mesajla fena halde şaştı. Aylardır kapalı kapılar ardında süren yasa hazırlıkları, kulisleri hareketlendiren o tek cümleyle yeniden alevlendi. Şimdi herkesin aklında aynı korkutucu soru var: Onca masraf edilen o evler başlara mı yıkılacak?

Kanun Ne Diyor, Cezası Ne Kadar?

Mevcut 3194 sayılı İmar Kanunu ve tarım mevzuatı aslında tabloyu çok net çiziyor.

Verimli arazilerin asla bölünemeyeceği ve yapılaşmaya açılamayacağı kaydedilirken; betonarme, prefabrik veya konteyner fark etmeksizin izin alınmadan dikilen tüm yapıların doğrudan "kaçak" sayıldığı ifade edildi. Belediyeler ve il özel idarelerinin doğrudan yıkım kararı alabileceği hatırlatılırken, mülk sahiplerini yüksek idari para cezalarının, hatta sürecin boyutuna göre hapis gibi ağır adli yaptırımların beklediği vurgulandı. Şehirlerin çeperlerini saran bu "hafta sonu evi" görünümlü yapıların çok büyük bir bölümünün kaçak statüsünde olduğu belirtilirken, bakanlık ekiplerinin sahadaki denetim kıskacını iyice daralttığı aktarıldı.

21. Yüzyıl Gecekondularında Büyük Tuzak

Sektörde dönen en büyük oyunun "hobi bahçesi kooperatifi" maskesi altında oynandığına dikkat çekiliyor.

Tarla vasfındaki arazilerin küçük parçalara ayrılarak üzerlerine kondurulan yapılarla alıcıya "yasalmış" algısı yaratıldığı ifade edildi. Başkent kulislerinde "21. yüzyıl gecekondusu" olarak adlandırılan bu tuzaklara karşı idari ve adli süreçlerin hızlandırıldığı bildirildi.

Öte yandan, AK Parti'nin üzerinde çalıştığı ve hobi bahçesi adı altındaki pazarlamayı tamamen yasaklayan, kooperatiflerin tarım arazisi almasını engelleyen o sert yasa taslağının "sosyal etki" endişesiyle şimdilik beklemeye alındığı ortaya çıktı. Kırsalda yaşanacak sert bir yıkım dalgasının büyük bir mağduriyet algısı doğurabileceği uyarısıyla, yerel seçim sonrası dengelerin de gözetilerek kademeli bir geçiş formülünün arandığı kaydedildi.

İki Kritik Senaryo Masada

Çözüm için masada iki farklı reçetenin tartışıldığı aktarıldı.

İlk senaryonun, mevcut kanunların tavizsiz uygulanarak toplu yıkımların başlamasını, alt yapı hizmetlerinin kesilmesini ve kooperatiflere çok ağır yaptırımlar uygulanmasını içerdiği belirtildi. İkinci ve daha ılımlı bulunan formülde ise; mevcut yapıların denetimli bir statü ile kayıt altına alınarak kontrollü dönüşüme tabi tutulması, yeni yapılaşmanın kesinlikle yasaklanması ve gerçek üretim yapanlara ayrıcalık tanınması öngörülüyor.

Uzmanlar ise meselenin sadece imar kirliliği olmadığını, hızla betonlaşan arazilerin Türkiye'nin gıda güvenliği açısından stratejik bir tehdit oluşturduğunu belirtiyor. Her metrekare toprağın üretim dışı kalmasının, uzun vadede ülkeyi ithalata mahkum edeceği uyarısı yapıldı.

Bakan Yumaklı'nın hobi bahçelerine hiçbir yasal statü tanımayan o kararlı vurgusunun ardından, gözler şimdi milyonları yakından ilgilendiren yasa teklifinin Meclis'e geleceği tarihe ve şekillenecek nihai karara çevrildi.

Kaynak: Haber Merkezi