Güneşin kavurucu yüzü Avrupa kıtasında tam anlamıyla bir hayatta kalma savaşına dönüştü. Sokakların tenhalaştığı, okullarda zillerin sustuğu kıtada her geçen saat bilanço daha da ağırlaşıyor. Milyonlarca insan evlerinde karanlığa ve sıcağa mahkum olurken, görünmez bir el gibi kıtayı saran felaketin faturası morglara sığmıyor. İklim krizinin en acı tablosu, hazırlıksız yakalanan ülkelerde tam bir kaosa neden oldu.

ŞEBEKELER ÇÖKTÜ, ALARM VERİLDİ
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus'un açıklamaları kıtadaki paniğin boyutunu tescilledi. Ölümcül krizin faturasını özetleyen Ghebreyesus'un, "Şu anda 150 milyon kişi aşırı yüksek sıcaklık şartları altında yaşıyor, yüzlerce kişi hayatını kaybetti, eğitime ara verildi ve elektrik şebekeleri çöküyor" sözleriyle tehlikenin büyüklüğüne dikkat çekildi. Küresel ortalamanın iki katı hızla ısınan kıtada, evlerin ve iş yerlerinin bu cehennem sıcaklarına uygun inşa edilmediği vurgulandı. Nesilde bir kez görüleceği sanılan sıcaklıkların artık her yıl kapıyı çaldığı ifade edildi.
VANTİLATÖR KULLANIRKEN DİKKAT!
Krizin derinleşmesi üzerine DSÖ acil koduyla bir hayatta kalma rehberi yayımladı. Günün en sıcak saatlerinde gölgede kalınması ve pencerelerin kapalı tutulması gerektiği aktarıldı. Özellikle 40 dereceyi aşan kavurucu sıcaklarda vantilatörlerin bedeni serinletmek yerine daha da ısıtacağı uyarısı kaydedildi. Klima termostatlarının 27 dereceye ayarlanıp vantilatörle desteklenmesinin ortamı 4 derece daha serin hissettireceği ve elektrikte yüzde 70 tasarruf sağlayacağı ifade edildi. Günde en az iki üç litre su tüketilmesi istenirken, bebek arabalarının üzerine kuru değil ince ve ıslak bir örtü serilmesi gerektiği vurgulandı.

381 MİLYON KİŞİ KAVRULACAK
Sivil toplum kuruluşu Klimadashboard'un Alman Meteoroloji Dairesi ve Avrupa Komisyonu verilerine dayandırdığı son analiz ise yaklaşan çok daha büyük bir tehlikeyi gözler önüne serdi. Avrupa genelinde, Türkiye hariç toplam 381 milyon kişinin 30 derecenin üzerindeki boğucu sıcaklıklara maruz kalacağı kaydedildi. Bu karanlık tablo, özellikle kalp ve tansiyon hastaları ile yaşlı nüfus için ölüm çanlarının çaldığı şeklinde yorumlandı.




