Mevsim güzden kışa doğru evrilirken Serengeti düzlüklerinde kayyum sezonu açılır. Pardon, mekân Serengeti düzlükleri değildir, vahşi yaşam koşulları her yeri öyle gösterir. Vilayetin birine kayyum atanır. Söz konusu vilayet öyle büyükşehir falan sayılmaz; küçük şehir de denemez, ortalama bir şehirdir. Atanmış kayyum aşk, ihtiras ve gayretle görevine başlar. Yahut da bu atandığı iş, asli görevi olmadığı için kolluk refakatinde belediye binası ve sokaklardaki afişleri, pankartları, görselleri indirip değiştirmek gibi önemli uğraşlara girişir. İradesi hiçe sayılıp belediyelerine ve seçtikleri başkanlarına el koyulan insanlar, bariyerlerle çevrilmiş belediye civarında toplanıp başlarına başkan diye atanan kayyumu protesto ederler. Aslında protesto ettikleri bizzat kayyum kişisi değil kayyum düzenidir, atayanlardır. Nitekim seçimle gelenin seçimle gideceğine inandırılıp sandığa yönlendirilen insanlar, meselenin o kadar basit olmadığını; pekâlâ seçimle gelmeyenin hiç gitmediğini ama seçimle gelenlerin de apar topar hapse tıkıldığını müşahede eder. Hayreti bir yana bırakıp gasp edilen yerel yönetimlerine sahip çıkmaya çalışır. Bu da o kadar kolay değildir ve kolluk kuvvetlerinin yoğun güvenlik önlemleri aldığı belediyenin yanına bile yaklaştırılmazlar.
Belediye binasının hayli uzağında bağırıp çağırırken ya da aynı amaçla toplanmalarına rağmen organizasyon sorunu yaşadıkları için taşkınlık yaparken, elinde döviz taşıyan kara çarşaflı bir kadınla karşılaşırlar. Etrafta onca curcuna koparken kadın sakin, vakur, sessiz aralarında dolaşır, olaylara karışmaz. Genç bir kız, kadına ve elindeki dövize müdahale eder. Görüntüye alınan bu kısımdır ve “Kayyum protesto eden terör yandaşları, Filistin için eylem yapan kadına saldırdı” diye haberlere yansıtılır. Cümle yandaşlar da tam bu kısmı havada kapar, yere düşürmez. Öyle ya ağızları boş kalmamalı, yakaladıkları avı uzun uzun konuşabilmelidirler. Orada ne olup bittiği hiç önemli değildir ve eli çubuklu televizyon kompetanlarının bilfiil yaptığı gibi kayyum düzenini protesto edenlerin ne denli kötü, terörist, vatan haini oldukları konuşulur.
Her gördüğü çarşaflıyı yandaş ya da yöresel ürünlerden domuzbağcı sanan bir kız çocuğu, çarşaflı ablanın elindeki dövizi alıp parçalamaya çalışır. Dövizde açık şekilde; “Hükümet, Yahudi ile ticareti kes, İncirlik’i kapat” yazmaktadır. Muhtemelen neyi niçin yaptığını, neyi protesto ettiğini tam olarak anlayamayan kız çocuğu, kadını dinlemeden elindeki pankarta saldırır. İki dakika insan gibi konuşmayı denese, neyi niçin ve nerede yaptığını gayet iyi bilen hanımefendi mevzuyu izah eder. Şöyle ki belediyelere kayyum atanması ve belediye başkanlarının tutuklanmasının ana gerekçesi terörle irtibat, iltisak, iş birliği yahut diyalog kurmaktır. Belediye başkanları daha mahkemeleri sonuçlanmadan derdest edilir; görevden alınmadan da aynı gün yerlerine kayyum atanır. Diğer taraftan İsrail, sadece Müslümanlar değil istisnalar hariç tutulursa dünyanın bütün insanlarınca terör oluşumu olarak kabul edilir ve dünyanın her yanında protestoya tabi tutulur. Herkesin rahatlıkla ifade edebildiği şekilde İsrail bir terör devletidir. İsrail’le ticaret yapanların, iş birliğine devam edenlerin, irtibatlı ve de iltisaklı olanların derhal görevden alınması, yerlerine kayyum atanması gerekir. Ancak kayyum düzenini protesto eden çocuk, Yahudi’yle ticaret yapanların protesto edilmesine karşı çıkar. Çünkü kayyum düzenine karşıdır ve terörle iş birliği içinde de olsa seçilmiş birinin görevden alınmasını kaldıramaz! Yahut da memleketin alayının duçar olduğu hastalığa tutulup neyi niçin yaptığını bilmez.
Böyle bakıldığında gerçekten terörle irtibat söz konusuysa kayyum atamaları makul addedilebilir. Az daha bakıldığında gerekçe, birkaç ay, birkaç yıl önce gerçekleşmiş görüşmelerse; dünyanın önde gelen eli kanlı teröristleriyle irtibatı, iş birliği, anlaşması olan kimi seçilmişlerin de kayyuma maruz kalması gerekir. Bunlara kayyum atamak mümkün değilse o zaman milletin egemenliğinden de söz edilemez. Egemenlik kayıtsız şartsız milletinse seçtikleri derdest edilip yerine memur atanmaz. Yok, egemenlik kayıtlı ve şartlı milletinse o zaman şartları ve kayıtları bir gözden geçirmek, belki zorlamak icap eder! Gücün ve güçlünün egemenliği iktidarları ele geçirip memleketleri Siyonizm’in şubesi haline getirir. Kayyum atamaları, belediye başkanlarına kadardır! İşbirlikçiler için yegâne acı, fedakârlık sanıp arada bir andıkları dokuz buçuk milyar dolardır. Onların hesabı kanlı ticaretten mahrum kaldıkları kârsa Allah’ın da bir hesabı vardır.