Anayasalarda ideoloji olmaz. Olursa özgür ve demokratik bir toplum olmaz.
Anayasanın değiştirilmez maddeleri ile ilgili tartışma, özünde bu totaliter ideolojinin tasfiyesine dayanıyor. Anayasa‘nın ‘değiştirilemez ikinci maddesi‘ Atatürk milliyetçiliğine ve başlangıç kısmındaki ideolojik lafazanlığa atıf yapıyor. Anayasayı ideolojisizleştirmenin mecburiyeti, değişmezliğin değişmesini gerektiriyor. Aslında değişmez maddelerin değiştirilmesine itiraz edenleri ikna edecek çok sağlam bir gerekçe var. Değiştirilemez bir ideoloji ile toplumu yönetmek imkânsız. Çünkü bu ideolojiyi, hepimizin iman edeceği şekilde bir amentü şerhine konu ederek tanımlamak ve ortak bir mutabakata konu etmek mümkün değil. Mümkün olmayan bir şey neden istenir? Askerî vesayeti sürdürmek için. En son noktanın konacağı yer, askerî vesayet düzeninin tasfiye edilmesi. Osman Can, müzakerecilerin de desteği ile karşılaşan hükmünde haklı. Askerî vesayet tasfiye edilmeden özgürlükçü bir anayasaya kavuşmak mümkün değil. Bu doğru. Ama bir de paradoks var. Özgürlükçü bir anayasa yapmadan askerî vesayet düzenini bütünüyle toprağa gömmek mümkün değil. Toplum, anayasa için yerinde duramayan, şaha kalkmış bir ata benziyor. Aydınlarımız yeteri kadar birikimli ve ufuk sahibi. Geriye, bu anayasa için gerekli olan siyasî iradenin bent kapaklarını açması kalıyor. 12 Haziran‘daki seçim bunun için yapılmıyor mu?





