Bismillahirrahmanirrahim;

Anadolu Gençlik Derneği 43. Çalışma Dönemi’ne eğitim ve önemli etkinliklerle başladı. Geçtiğimiz hafta sonu Kızılcahamam’da yaptığı 2 günlük toplantıda İlçe Başkanları’nın eğitimini gerçekleştirdi; bölge eğitimlerini başlattı. Ortaokullar, İmam Hatipler, Liseler arası Siyer-i Nebi Yarışması’nın startını verdi; hedefler gösterdi.

Geçen hafta yapılan toplantıda farklı bir heyecan, farklı bir kararlılık gözlendi. İçinden geçtiğimiz sıkıntılı süreçte sorumluluklarının arttığı şuuru içindeydiler. Konuşmalar daha bir dikkatle dinlendi. Herkes, “Üzerime düşen görevi iyi öğreneyim” der gibiydi.

Genel Başkan Salih Turhan , “Anadolu Gençlik! Sen bizim kabul edilmiş duamız, sevdamızsın” diyor, arazideki kadroların eylem birliği içinde olmalarını istiyordu: “Vakit daralıyor. Sinerji denilen şey beraberce oluşturduğumuz güçtür. Her gence ulaşma zorunluluğumuz var.”

Konuşmalardaki samimiyeti görmeliydiniz! Hepsi, insanımızı manevi ve maddi tehlikelerden kurtarma azmi içindeydiler. Benzetme yapmak gerekirse; yangından, selden bir parça kurtarmanın heyecanını taşıyorlardı. Yılmıyorlar, zamanın kasırgaları, kargaşalıkları onları yollarından döndüremiyordu.

Anadolu Gençlik kadroları sıkıntılar içinde bunalan; acı, kan, gözyaşına boğulmuş insanlık için ümit ışığıdır. İnsanların dünyevileştirildiği bir dönemde, “İnsanların hayırlısı insanlara faydalı olandır” anlayışıyla, fedai gibi çalışan bir topluluğun varlığı Allah’ın büyük ihsanı.

Milli Gençlik hareketini nasıl bir samimiyetle başlattılar ki, zamanın ifsat unsurları onları bozamadı. Onlar, Okçular Tepesi’ndeki talimat gelmeden görev yerini bırakmayan itaat şuurunun ideal örneği okçuları sembolize ediyorlardı.

EĞİTİM, VAZGEÇİLMEZLERİ

ANADOLU Gençlik Derneği’nin vazgeçilmezi eğitim. Yaptıklarını bilgi üzerine kuruyorlar. İlim; akıl ve nakille “problem çözen bilgi” anlamında. Kadroların çalışmalarını “bilerek” yapmasını esas alıyorlar. “İstikamet üzere olma”yı her şeyin önünde tutuyorlar.

Toplantıda konuşan Saadet Partisi YİK Başkanı Oğuzhan Asiltürk, “Milli Görüşçülerin nasıl bir topluluk olduklarını” anlattı: “Allah’a iman etmiş bir topluluğuz. İnandığımız gibi yaşamak istiyoruz. Allah bizim kardeş olmamızı takdir etmiş; biz de bu emre uyuyoruz.”

AGD ’nin hiç ihmal etmediği 2 eğitim konusu var: 1.’si Temel Esaslarımız, 2.’si Temel Uygulama Esaslarımız. 1.’si niçin çalışmak zorunda olduğumuzun cevabını oluştururken; 2.’si çalışmalarda uyulacak prensipleri açıklıyor.

Bu dersleri DİN BİR DER Başkanı Muhittin Yıldırım Hoca’dan dinledik. Muhittin Hoca’nın Kızılcahamam’daki performans ve mesajları çok canlıydı. Uzun konuşmasını sonuna kadar dinletmeyi başardı. Konuşmasının bir yerinde “dava şuuru” hakkında şunları söyledi: “Davamız yoksa bir hiçiz. Davasını kendi işinden fazla önem vermeyenler dava şuuru kazanamaz.” Sonra da “ittifak ahlâkı”nı anlatarak dedi ki: “İttifakın lezzetini tadamayan ihtilafın zilletiyle narkozlanır.”

Konuşmalardan anladım ki, Müslümanlar ittifak halinde oldukları konuları konuşacak; birlikte hareket edecekler. Birbirlerini yakından tanıdıkça ihtilaf gördükleri tali konular kendiliğinden çözülecek. İş, ölçüleri bilip gereğini yapmakta! Özellikle İslam’ın 4 temel sütununu oluşturan Kitap, Sünnet, İcma, Kıyas hakkında yeterli bilgiye sahip olmak. Çalışmalar ilimle yürümeli. Cehalet karanlıktır; ilimsiz bir adım atılamaz.

DURDUĞUMUZ YER ÖNEMLİ

AGD o kadar güzel ve faydalı çalışmalar yapıyor ki, bunlar yeteri kadar halka yansımıyor. Halbuki, Türkiye ve dünyanın MGV’nin birleştirici, barışçı mesajlarına ihtiyacı var. Sömürgeci güçlere karşı direnebilmek bu mesajların iyi anlaşılmasına bağlı!

Ana sabiteleri bilmeyen, kıblenin ne anlama geldiğinden habersiz topluluklar düşmanlarına karşı direnme refleksi oluşturamıyor; caydırıcı güç haline gelemiyorlar. Ülkemize özgü planları olmayan yöneticiler, iyi yapıyorum, zannıyla düşmanlarımızın planlarına alet oluyorlar. Ya AB’ye gidiyor; ya da ABD ve İsrail ’i stratejik ortak görme gafletine düşüyorlar.

AGD çalışmalarının ne anlama geldiğini bilen Milli Gazete ve TV 5 Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Kurdaş da programda bir sunum yaptı. “Nerede durduğumuz, nereye baktığımızdan daha önemli” diyerek basının insan ve toplum üzerindeki etkilerini anlattı: “İnsan bilgi bombardımanı altında. Bu yüzden cüz’i iradesini kullanmakta zorlanıyor. Bugünkü savaşlar insana hükmetmek amaçlı. Algı yöneticileri sayesinde gördüklerimize, duyduklarımıza inanamıyoruz.” Kurdaş konuşmasını, “Milli Gazete bizim gözbebeğimiz; onunla görüyor, bakıyoruz” diyerek tamamladı.

AGD kadroları 2 gün dopdolu ve çok verimli bir program gerçekleştirdi. Bilgiler tazelendi, ümitler arttı. Çalışmaları daha bir azimle sürdürmek için görev yerlerine dağıldılar.

İnsanlığın ifsat bataklığına sürüklendiği bir dönemde, gönüllü olarak, fedakârca ıslah görevini yapmaya devam eden bir topluluğun bulunması Türkiye ve İslam dünyasının en büyük teminatıdır.