Yatırımcının en güvenli limanında sular bir türlü durulmuyor. Yastık altındaki birikiminden getiri bekleyen vatandaşın gözü ekranlardayken, küresel arenadan peş peşe gelen veriler kafaları iyice karıştırdı. Son dönemde yüzde 8'lik bir erimeyle 4 bin 800 dolar bandına kadar gerileyen sarı metal, Wall Street devlerinin de raporlarını sil baştan yazmasına neden oldu. Beklenen olmadı; panik havası küçük yatırımcının uykularını kaçırırken, büyük fonların rotayı başka yöne kırması piyasadaki tansiyonu daha da artırdı.

Düşüşün Arkasında Ne Var?
Piyasalarda deprem etkisi yaratan bu aşağı yönlü revizyonun arkasında yatan üç kritik maddeye dikkat çekildi. Merkez bankalarının o eski iştahlı altın alımlarını yavaşlatması tablonun ilk sırasına yerleşirken, borsa yatırım fonlarından (ETF) yaşanan devasa para çıkışları işin rengini iyice değiştirdi. Teknik destek seviyelerinin teker teker kırılmasıyla birlikte satış baskısının katlanarak hızlandığı ifade edildi.

Borsa Rekor Kırıyor, Altın İzliyor
Bir yanda altın cephesinde bu kan kaybı yaşanırken, diğer yanda küresel borsaların şaha kalkması yatırımcıyı ikiye böldü. ABD hisse senedi piyasalarında S&P 500 endeksinin savaş öncesi seviyeleri dahi aşarak yeni zirveleri test ettiği vurgulandı. Dev bankanın raporuna yansıyan detaylara göre; paranın güvenli limandan çıkıp riski yüksek varlıklara doğru aktığı kaydedildi. Tüm bu dalgalanmalara rağmen jeopolitik risklerin ve küresel para birimlerindeki değer kaybı endişesinin uzun vadede sarı metali ayakta tutacağı aktarıldı.
Morgan Stanley cephesinden gelen uyarılar son derece net; altının yeniden şaha kalkması için ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz indirimlerine başlaması ve tahvil piyasasındaki ateşin sönmesi şart.
Gözler şimdi, piyasaların kaderini çizecek o kritik ABD enflasyon ve istihdam verilerinde.




