Ekonomist ve Yeniçağ yazarı Selçuk Geçer, köşe yazısında bu düşüşü kalıcı bir trend değişimi olarak değil büyük bir fırsatın habercisi olarak nitelendirdi. Geçer, önümüzdeki üç aylık dönemde altın biriktirmenin bu dönemin en stratejik hamlesi olabileceğini savundu.

Düşüşün Arkasında Ne Var?
Altındaki sert satış dalgasının birden fazla tetikleyicisi bulunuyor. Fed'in faizi sabit tutma kararının ardından Başkan Powell'ın enflasyon gerilemeden faiz indirimi beklentisi yaratmayan açıklaması, yatırımcıları değerli metal pozisyonlarını kapatmaya itti. Buna eş zamanlı olarak ABD-İsrail ve İran arasındaki çatışmanın Körfez'deki petrol ve doğalgaz rafinerilerine taşınması enerji piyasalarını sarstı. Petrol 120 dolar seviyesine fırlarken bu çalkantı paradoks biçimde altın üzerinde aşağı baskı yarattı. Geçer bu iki dinamiğin bir arada çalışmasının satışların şiddetini beklenin de ötesine taşıdığını ifade etti.
Altının Hikayesi Bitmedi
Piyasalarda oluşan "altın bitti mi" tartışmasına Geçer çok net bir yanıt verdi. Altının yükseliş trendi sona ermedi, aksine yeni bir evreye geçiyor. Şu an yaşanan fiyat baskısını büyük resmin yalnızca görünür yüzü olarak tanımlayan Geçer, asıl hareketin bu şok sonrasında başlayacağını öngörüyor.
Geçer'in öngörü çerçevesine göre ilk üç aylık dönemde petrol kaynaklı şok ve güçlü dolar altın üzerindeki baskıyı sürdürebilir. Ancak Geçer bu aşamayı bir tehdit değil birikim fırsatı olarak değerlendiriyor. Ardından gelecek dönemde küresel borç yükünün ağırlaşması, enerji kaynaklı enflasyonun yapışkan hale gelmesi ve nihayetinde Fed'in faiz indirimine mecbur kalması senaryosu gündemin üst sıralarına taşınacak. Bu noktada bugün altın biriktiren yatırımcıların hasat dönemine girmiş olacağını öngören Geçer, altının güvenli liman özelliğinin bu süreçte her zamankinden daha fazla öne çıkacağını vurguladı.





