Millî Gazete hatiplerinden Hasan Yapar ın daveti üzerine Almanya da ilk kez gideceğim Rheinsaar bölgesindeki Ludwigshafen şehrinde yeni alınan  Alemiislam Camii için Mannheim Hafbanofuna yani tren istasyonuna vasıl oldum. Ancak beni karşılamaya gelenler gecikince havaalanları gibi tren istasyonlarında Lounge denilen istirahat salonları mevcut. Girip abdest alıp namazımı kıldım sandalyede oturarak. İnternete girip arayan soran dostlarımın elektronik postalarına baktım. Msn ile ev halkımla görüşüp ücretsizce selamlaştım. Derken telefonum çaldı ve Cemiyet başkanı Çorumlu Ömer bey ve Trabzonlu İbrahim bey refakatinde camimize ulaştık. İstanbul daki Fazilet Koleji nden iki öğrencim Muhammed Emin Şimşek ve Kenan Mutlu üniversite okumaya gelmişler. Kutlu doğum programı için balon süsleme yapıyorlardı. Borcu ödenmeye devam eden bu külliye bittiğinde gerçekten gençlere, bayanlara ve çocuklara hizmette çok fonksiyonlu bir cami olacak, inşallah. Ertesi günü Waldorf ta da aynı heyecanla karşılaştım. Topraktan sıfır bina diken cemiyet salonu, lokantası, idari hizmet ofisleri ve derslikleriyle yepyeni bir cami yapmışlar. Yönetici kardeşler İsmail ve İbrahim beyleri tebrik ederek artık memleketlerine geri dönmekten orada yetişen kuşaklara yatırım yapmayı hedefleyen insanımız kültürel kimliğini koruma mekanlarını inşa ediyorlar. Ertesi günü ise 100km mesafedeki Mainz da ise 8 dönümlük otoban çevresindeki Frankfurt un en büyük camisi olacak külliyenin tamamlanmasına az kalmış. İnşallah yakında açılışı yapılacak bu yapı da İslâm ın ilk yıllarındaki cami işlevine uygun hedeflere matuf olacak.

Kutlu isimler

İsimler semavidir gökten inmiştir derler. Bu söze katılmamak mümkün değil çünkü ayeti kerime açıktır: "Allah Ademe isimleri öğretti." Mevcudatın varlığın her zerresi bir isim taşıyarak anılmaktadır. Özelde insana konan adlar daha bir özenerek, itina ile konmakta. Hele bizim kültürümüzde Peygamber Efendimizin bireylerin ahirette de isimleriyle çağrılacağından güzel isimler konmasını tavsiyesi bu konuya dikkati artırmıştır. Zaten bizim insanımızın isim konusundaki hassasiyeti de malumdur. Nitekim İçişleri Bakanlığı Nüfus İdaresinin yaptırdığı bir araştırmada şu sonuçlar ortaya çıkmış: Türkiye de kız isimlerinde ilk sırayı 4 milyon küsur ile Fatma; 3 milyon 600 bin ile Hatice ve sırasıyla Ayşe, Emine ve Zeynep diye devam etmekte. Erkeklerde ise 2.5 milyon ile Mehmet birinci sırayı alırken onu 2 milyon küsür ile Mustafa, Ahmet, Ali ve Hüseyin takip etmekte. (Bu arada ismine özel hürmeten Muhammed yerine Mehmet kelimesini kullanan insanımızın duyarlılığı takdire değer). Ülkemizde onca kültürel erozyona yıkıma rağmen insanımızın sırf  bu isimlerle bile inancına ve köklerine sahip çıktığını görmek mümkün oluyor. Ehli beytin isimleriyle yaşayan bir kültürün o mirasın elbette günümüzde de yaşatıldığını işareti olsa gerek bu kelimler. Bu elbette gayri müslim toplumlarda da aynı şekilde devam etmekte. Josef, Michael, David, Solomen, Jesus, Mary, Jean gibi isimler en yaygın olanlarıyla bir kültürü çağrıştırmakta. Bir de son zamanlarda dikkatimi çeken bir ek kullanılmakta bu isimlerimize ilaveten. Kızlarda son ek olarak nur , erkeklerde de can eklenmekte sonlarına. Nitekim geçen hafta gönüllü annelerce düzenlenen Kutlu Çocuk programında karşılaştığım isimler bunu isbat ediyordu. Programın organizatörü İlknur  hanımla başlayan "nur" eki sahneye şiir okumaya çıkan minik kızlarla devam etti gelenlerin isimleri de Fatmanur ve Ayşenur idi. Ayrıca beni o programa davet eden hanımefendi de Aynur idi. Bu belki de Kutlu Doğum haftası etkinliklerinin getirdiği nurlu bir başlangıç idi. Mevlam, nuru ilahisi ile tüm çocuklarımızın nurlanmasını nasip eylesin