Bugün başlığa bir kitabın ismini aldım. Elbette laf olsun

diye bu başlığı seçmiş değilim. Geç de olsa okuyup çok beğendiğim, hâlâ

kitaplarla bağını kesmemiş, beyin konforum bozulmasın diye kalıplaşmış

değerlendirmelerin dışına çıkabilenlerle paylaşmak için seçtim. Kitapta ağırlık

olarak sistem eleştirisine ağırlık veriyor. Bunu yaparken bir kesimi dışarıda

bırakarak onlara torpil yapmıyor. Kitabın kapağında yazar ad olarak (mb)

harflerini, daha doğrusu müstearını kullanıyor. Belli ki adının ve soyadının

baş harflerini kullanmayı yeterli görmüş. Yazar uzun değerlendirmelerin

ardından kitabın bir yerinde, Gol atacağız diye bu kadar da açılmanın bir

anlamı yok. Allah ını seven defansa gelsin diyerek sistemin bekçileri iç ve

dış odakların tepkisini çekmemek için değişime uğrayanlara kananlara çağrıda

bulunuyor. Hemen belirteyim ki, 180 sayfalık kitabı bir gecede heyecanla

okudum. Üslup olarak insanı sürükleyen, ele aldığı konu ve değerlendirmelerle

toplumsal yapımızı irdeleyen yazar, Müslümanların yaşadığı çelişkilere

özellikle dikkat çekiyor. Demokrat muhafazakârlık adı altında piyasada boy

gösteren siyasi kadroların bir takım çevrelere nasıl hizmet ettiklerine vurgu

yapıyor. Elbette toplumsal çözülme ve başkalaşmaya da dikkat çekiyor. Bu

toplumsal çözülme ve bozulmadan toplumun her kesiminin etkilendiğini,

insanımızın inanç ve ideolojisi ile yaşadığı çelişkiyi gözler önüne seriyor.        

Öncelikle kitabın okunmasını tavsiye ederken içeriğine

dönük bilgi vermek adına birkaç kısa alıntı yapmak istiyorum:

Mülkiyet dünyanın tanrısı olmuş. Mesai bir ritüeldir.

Geç kalmak mahrum kalmaktır. Mesai kazaya bırakılamaz, tehir edilmez.

Çalışanların cesetleri ve ruhları otomobil, daire ve sınırlı günlerde tatil

keyfi karşılığında satın alınmıştır. Kapitalizmin dişlileri dönüyor,

yoksulların bedenlerine diş geçirenler büyüyor.

Piyasada üç din tek tanrı sloganlarıyla arz-ı endam

eden dinler arası diyalog cenahı da aynen Yahudiler gibi çalışıyor. Gayeleri

İslam ı Yeni Dünya Düzeni nin Roma sı ABD, AB ve İsrail üçlüsüyle barıştırıp,

faizci küresel köle düzenini Allah adına onaylatmanın peşindeler.

Son bir alıntı ile sizleri baş başa bırakırken kitabı

okumaya tekrar davet ediyorum. Bir solukta okuyup bitireceğiniz inancıyla;

Altmış yıldır bu memleketi muhafazakâr kadrolar

yönetiyor.

Menderes, Demirel, Özal ve uzantıları.

Altmış yıldır Amerika ile müttefikiz, İsrail ile

müttefikiz, Avrupa Birliği nin kapısındayız.

Dar bir coğrafyanın içine tıkılmışız.

Yeryüzünün tanrılarından izin almadan, sınır ötesi

ittifaklara giremediğimiz gibi sınır ötesi meselelere de müdahale edememişiz.

Tüm ilişkilerimiz icazetli olmuş.

Sıkışıp kaldığımız coğrafyanın içinde de kendi halkımızı,

emperyalist güçlerin ileri karakolları, bankaların önüne atmışız.

***

Sonra bir adam çıkmış. Kapitalizm de komünizm de

Siyonizm in evlatlarıdır demiş. Bu ülkede sağcılar ve solcular Batı Kulübü nün

taklitçi kardeşleridir demiş. Faizci ekonomik sistem köle düzenidir, demiş.

Nemrut un karşısındaki İbrahim gibi dünyanın emperyalist kadrolarının karşına

dikilmiş. Yeryüzünün tanrıları kendilerine meydan okuyan bu adamı görünce

gazaba gelmiş. O, tüm engellemelere rağmen bir ömür mücahedesine devam etmiş.

İşte o adam; kim ne derse desin, çağının en büyük

devrimcisidir.

Bu kadar alıntı yeter sanıyorum. Tamamını kitaptan

okumanızı tavsiye ediyorum. Kitabı MGV Yayınları ndan temin etmek mümkün.