Bismillâhirrahmânirrahîm;

SANAYİCİ, iş insanı; mütevâzî, güler yüzlü; ihtiyaç sahiplerinin himayecisi, güzel insan Süleyman Çalışkan’ın, Darende’de başlayan çocukluk döneminden, 29.12.2020’de vefatına kadar geçen ömrünün Allah yoluna adanmış olduğunu görüyoruz. Adana’da İmam Hatip Lisesi; İstanbul’da Yüksek İslâm Enstitüsü ve İnşaat Mühendisliği eğitimi aldı. İstanbul’daki öğrenimi sırasında Millî Nizam Partisi Kadıköy Gençlik Kolları Başkanlığı’nı üstlendi. İstanbul’da başladı siyasi hayatı.

Süleyman Çalışkan, öğrenimi sonrası fahri Kur’an kursu hocalığı, bir lisede Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi dersi öğretmenliği, mühendislik hizmetleri görevlerinde bulundu. Toptan-perakende bakkaliye ürünleri satışı ile ticarete başladı. 1979’da Ak-Yem A.Ş.’yi; daha sonra tavukçuluk sektöründe Beyza Piliç’i kurdu. Ticarî alanına süt ürünlerini, baklava imalâtını da ekledi.

“Koyun berekettir” hadisi gereği çiftliğinde koyun eksik olmazdı. Yüzde yüz yerli üretimi esas aldı. Kısa sürede Adana bölgesinde itibarlı bir yer edindi. “Rızkın onda dokuzu ticarettedir” hadisiyle amel etti. İnsanlara helâl et, helâl gıda yedirmeyi prensip edindi. Türkiye’nin kendi gücüyle kalkınabileceğini gösteren bir örnek oldu.

Helâl gıda prensibi ile yapılan ticaret çok önemliydi. Çünkü insanın yiyip içtikleri kişiliğini, karakterini etkilerdi. İnancımız da yenip içilenin hep helâlden olmasını emreder. Bu ülkenin değerlerine uygun bir ticarî anlayışı uygulamaya öncülük etti. Bütün peygamberlerin çobanlık yaptığı gerçeğini unutmadı. Öğrenimli insanların da buna ihtiyacı olduğunu gösterdi.

HAYATI BEREKETLENDİ

SÜLEYMAN Çalışkan eli açık bir insandı. Allah’a kulluk görevini hiç unutmadı. Zengin olmanın şükrünü fazlasıyla yerine getirdi. Fakir fukarayı, ihtiyaç sahiplerini, yolda kalmışları gözetti. Hep Millî Görüş davası için yaşadı. Çalışmaların her kademesinde görev aldı. Müslüman bir dava insanının nasıl olması gerektiğini gösterdi. Tabiîlik ve sadeliği bırakmadı. Güler yüzlülük, mütevâzilik hiç değişmeyen özelliğiydi.

Kayseri Kocasinan İlçe Müftüsü Halil Uzun, Adana’daki görevi sırasında tanıştıkları Süleyman Çalışkan’ı şöyle tanıttı: “Manevi birikimi, İslâm aşkı, cihat şuuru, davasına hizmeti, güler yüzü, yürekleri okşayan bakışı ile insanların hamisi olan fedakâr bir insandı. Davasının yılmayan, geri adım atmayan bir neferiydi. İnandığı gibi yaşadı; yaşadığı gibi inandı.”

Tam bir halk insanıydı. İnsanlar arasında mesafe koymazdı. Herkes ona kolayca ulaşabilirdi. Şefkati, merhameti, himayeciliği sebebiyle, insanlar onun yanında kendini güvende hissederdi. Vermeyi, dağıtmayı sever; Allah da ona verdikçe verirdi. Kimseye “hayır” demezdi.

Adana’nın önde gelen simalarından Cuma Şahin, senelerdir tanıştığı aile dostu Süleyman Çalışkan’ı vefatı münasebetiyle şöyle anlattı: “Bir çınar daha yıkıldı. Adanalı STK’larımızın yardımları ile gölgelendiği ulu bir çınardı. Dava adamlığını, iş adamlığının önüne aldı. Her şeyini feda edebilecek ölçüde bir yardımseverdi. Sorunu olanın sığınacağı bir limanı, müşkülü olanın dalgakıranı idi. Hayırda ve dava adamlığında öncü idi. Vahşi kapitalizmin çarkları arasında ezilmedi.”

SEVDİ VE SEVİLDİ

MİLLÎ Görüş hareketinin baştan beri Adana’da hareketli ve dinamik bir yapıya sahip olduğunu hep fark etmişimdir. Süleyman ağabeyin vefatı vesilesi ile bunun sebebini daha iyi anladım. Süleyman ağabey hem teşkilatları sürükleyen bir olgunluğa; hem de halka nüfuz edebilen bir mütevâzîliğe sahipti. Cömertliği herkesçe bilinirdi. Varoşlarda, köylerde bile ondan söz edilince, “Ha, şu Adana’nın Erbakan’ı mı?” denilen insandı.

Cuma Şahin, verimli teşkilât çalışması konusunda Süleyman Çalışkan’ın şu sözünü unutamadığını anlatır: “Bu davada rahat hareket etmek istiyorsanız, aile olarak çalışmanın içinde olacaksınız. Zaman ilerledikçe, bu sözle kendisini tarif ettiğini anladım.” Çünkü Süleyman Çalışkan ailesi küçüğü, büyüğü; kadını, erkeği ile hep Millî Görüş çalışmasının içindeler! İyi niyet ve beraberlik kendilerine “bereket” olarak döndü. Değilse, Darendeli Hamza Efendi’nin evlâtları, torunları içinden 59 hafız yetişmesinin izahı nasıl yapılabilir?

Allah’ın yoluna adanmış bir hayat ve imrenilecek bir ömür! Tarif de olsa “Erbakan” olarak anılabilmek ne büyük şeref! Vefatı münasebetiyle binlerce insan hayır dualarını gönderdi. Hayırla anılmak, dualara girmek her fâniye nasip olmaz.

Beş çocuk babası bir mücahit 72 yaşında Rabbine kavuştu. Cenaze töreninde konuşan Adana Müftüsü Hasan Çınar şöyle demişti: “Allah Resulü (s.a.v.) salgında ölenleri şehit sayıyor.” Allah şehâdetinizi kabul etsin Süleyman ağabey! Biz senden razı idik; Allah da razı olsun!